61reis54 @ gmail.com

“Sandıktan bize bir oy çıksada Türk’lük davamızdan, İslam davamızdan vaz geçecek değiliz“ demişti cennet mekan Başbuğ Alparslan Türkeş. Yani bu hareketi oya endekslemeyin, bu bir inanç ve iman hareketidir demek istemişti.
Bu sözü anlamayan eksik akıllılar Devlet beyin MHP’yi iktidar yapma hedefi yok diyip MHP’yi terkettiler. Oysa bu hareketin kurucucusu kısa vadeli başarı vadetmemişti. Hadi MHP iktidar olamıyor diye gittiniz, şaşalı kongreler yaptınız, sağdan soldan ne varsa topladınız da iktidar mı oldunuz?
Bakın başbuğum başka bir sözünde ne diyor:”"Yolumuz uzun ve çetindir.Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir sürü engel çıkacaktır.Bu çetin yolda dayanabilecekler, bizimle gelsinler
Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekden inananlar kafilemize katılsınlar.
Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşayamazlarsa o davayı bir adım ileri götüremezler."
Alparslan TÜRKEŞ
Yani sizlerin dava adamı olamadığınızdan bahsediyor. İnanç eksikliğinizden bahsediyor.
Bu dava sizin gibi ilk virajda satanların yüzünden iktidar olamadı. Satanlardan olmayacağız diye yemin edip yeminini bozanların yüzünden.
Sanki siz varken MHP yüzde elli oy alıyordu. Sattınız yıkılmadık, gittiniz azalmadık. Devlet beyin deyimiyle “dualı hareket “ her türlü saldırınıza rağmen dim-dik ayakta.
Aslında hepinizin ortak derdi kıçı kırık bir sandalye. Hep bir makam hep bir mevki arzunuz. Baktınız MHP’de bunlar yok başladınız kaynatmaya. Üçbeş iyi ve temiz yürekli kardeşimizide kandırıp egolarınız peşine koştunuz. Bakın arkamda yüzlerce insan var diyerek gittiğiniz yerlerde pazarlık yaptınız. Hep bir ukalalık hep bir kibir vardı sizde. Yok 12 Eylül öncesi şöyle kavga ettim, yok komünist mermisinden şöyle kurtardım. Bu palavranız her gün katlandı. Öyle bir hal aldınız ki kendi yalanlarınıza inanmaya başladınız. Altınızdan sandalye çekilince davaya ateş ettiniz. Kurtulduğunuz komünist mermisini size sıkanlarla yol arkadaşı oldunuz ittifaklar yaptınız.
“MHP dışında ülkücülük olmaz” diyen başbuğun kemiklerini sızlattınız. Kiminiz bilmem ne partisinde, kiminiz bilmem ne hareketinde ipe sapa gelmez yalanlarla MHP’yi karalama yarışına girdiniz. Destek olmak bir yana haince iftiralarla başbuğun emanetine saldırdınız.
Geçmişde yaşanmışlıkların hatırına biz sustukça siz saldırıyorsunuz. Oysa alayınızı ciğerinize kadar bilirim tanırım.

Meğer ki sizin için bu dava hava imiş
Bir kağıt parçasında listede sıra imiş
Kimine mevki makam kimine para imiş
Düşün yakamızdan be yettiniz cana artık
Allah biliyor Allah sizlerden bıktık artık.
Şiirler yazdırıp rüyalarıma giriyorsunuz ama hiçte iyi şekilde değil. Bir zamanlar sizin için “ülkü develeri “ demiştim. Ondanda vazgeçtim, ülkücülüğü sizinle yan yana yazmak bile size şeref vermektir.
Vaz geçtim, artık size “ ihanet bebeleri” diyeceğim. Başbuğuma ettiğiniz ihanet nedeniyle, küçücük bebek beyninizle, bu yakıştırmayı size uygun buldum;”ihanet bebeleri.”
Başbuğumun 24. Ölüm yıldönümüne on gün kaldı. Sakın timsah gözyaşları dökmeyin. Davasını sattığınız, emanetine ihanet ettiğiniz Türk’ün son başbuğunu mezarında rahat bırakın. O kirli ağzınıza o yüce ismi almayın, anmayın.

Beşbin şehit vermişim size eyvallah demem
Yanpeç yalak bilmem ne Allah yarattı demem
Bırakın bu işleri yemem vallahi yemem
Kesin sesinizi be sabrımız taştı artık
Allah biliyor Allah sizlerden bıktık artık.
Evet aslında sizin için yazılacak söylenecek çok söz var da değmezsiniz. Kardan adam olurda sizden olmaz vallahide olmaz.
Bu dava çok ihanet gördü. 80’de gördü, 90’da gördü,2000’de gördü. Gördüde gördü ama “ yel kayadan toz alır” misali tozu alındı. Özü MHP de özü Ülkü Ocaklarında.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun bir dörtlüğüyle yazıma son veriyorum, anlayana;

Öz menem! ...
Öz menem! ...
Onlar kabuk...öz menem! ..
Sen yelde savrulan kül..
Yüreklerde köz menem! ..
Ülkü uğruna şehid
Men Süleyman Özmen' em! ..
Tüm Ülkü şehitlerimizi ve Türk’ün son başbuğu Alparslan Türkeş beyi rahmet, özlem ve duayla yad ediyorum.

Sağ kalın sağlıcakla kalın