Ülkemizin geçtiği bu zorlu süreçte gittiğim yerlerden izlenimler yapıyor ve sohbetler ediyorum. Çok ilginç sözlere de muhatap oluyorum. Bir kaçını paylaşmak istedim sizlere.

Tüm medya bu süreci ölüm süreci diye anlatıyor. Tehlikeyi detayları ile bizlere aktarıyor. Peki bizler ne yapıyoruz? Ve yaşantımızı neye göre düzenliyoruz. Sonuçlar kimin ne kadar umurunda.

Bu sürecin birkaç bakış açısı var. Bir tanesi bana bir şey olmaz diyenler. Bu arkadaşlar kendi yaşamlarını dikkatli yaşam sınıfında görüp olayı dikkate almış gibi olanlar sınıfında.

Başka bir grup bu virüs öldürüyor diyerek üst düzey dikkate alanlar. Bu arkadaşlar tüm tedbirlere rağmen, kendi, tedbirlerini de oluşturmuş arkadaşlar.

Başka bir kısım ise, hayatını idame ettirmek için çalışmak zorunda olanlar. Bu arkadaşlarda ne yapayım mecburum durumunda, ellerinde geldiğince tedbirli işlerine gidiyorlar. Ne yapsınlar Ekonomik mecburiyet onlar için belirleyici unsur.

Birde virüse Uludağ’dan bakanlar var. Bunlarda termal otellerden bakanlar ile aralarında ki farkı belirlemek için yer değiştiriyorlar. Uludağ’dakiler Termale, Termaldekiler Uludağ’a. Bunun yorumunu da sizlere bırakıyorum.

Peki bu karmaşada ölümün her fırsatta anlatıldığı bu zamanda olaya siyasi bakanlar ne yapıyor?

Devletin Bakanı ölüm var diyor. Profesörler aman durum çok vahim diyor. Siyasetin keskin yaptırımı elinde olanlar Kongreler, toplantılar, açılışlar ile hız kesmeden durmak yok yola devam diyor.

Bütün bu yaşananlar sonunda bunlara şahit olan halkta, tedbir bizemi?, yasakların amacı ne?, Bu bir komplo olayımı? Diyerek olayı kendi yorumları ile farklı sürece çekiyor.

Bu arada Basın tüm imkanları ile durumu anlatmaya ısrarla devam etsede, bu süreci mutluluğu ve sağlığı paraya bağlayanlar, mevki makam ve güç alanının korumaya çalışanlar, ölümü bile yok sayarak tüm güçlerini kendi durumlarını legal gibi anlatmak adına devreye giriyorlar. Sonra ne mi oluyor. Devletin kolluk güçlerini halk ile karşı karşıya getirip kendi egoları uğruna görevli memur arkadaşlarda durumu fatura etme peşinde koşuyorlar. Bu süreç devam ederken kiminin lehine, kiminin aleyhine ve tabi bakıyorum da herkes haklı gibi. Tek haksız olan ölümün virüsle gelmesi.

Bir sohbetimden ufak bir bölüm ile konuyu toparlamak isterim.

Bir arkadaşımız bana sormuştu. Seni ne kadar güç mutlu eder diye. O zaman espri ile geçiştirmiştim. Şimdi bakıyorum da bu insanlara, bu yasakları koyanları ne kadar güç mutlu eder? Esas sorunun bu olduğunu düşünüyorum. Ve cevabını güç sahiplerinden bekliyorum.

Birileri ölüm diyor. Birileri güç diyor. Birileri para diyor. Birileri de Ekonomide trolle avlanıyor. Kimsenin de bu duruma sesi çıkmıyor. Bu arada halk zaten çırpınıyor. Gidişata bakılırsa sonuçlar hiç iyi olmayacak gibi Vatandaş adına.

Kolluk güçlerine bu zorlu süreçte Uludağ ile Caddeler arasında ki o hassas dengeyi sağladıkları için  ve her şeye rağmen son derece güzel görev yaptıkları için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu teşekkürüm şahsım ve tüm insanlar adına.

Şimdi birkaç Televizyonda bu tür izleyenler kızabilirler ama durum öyle değil. Onlarında aldıkları talimatlar ve yapmak zorunda oldukları vazifeler var. Neticede onlarda bizler gibi ekmeğin peşinde olan birer emekçi.

Aslında yazılacak çok şey var tabi. Arada yine bu konularla ilgili yazılarımız olacak. Bu dönemin en çokta kırmızı çizgisi olanları etkilediğini düşünüyorum. Onlar bu süreçten olumlu etkilenenler.

Hani bir söz var ya “Ölüm bizi ayırana kadar” işte ölüm sizi ayırdığında siyaset, Ticaret, para, şan, şöhret hepsinin üzerini toprak örtecek bilin istedim.

Eyyyy umursamazlar, kul hakkını bilmezmisiniz? sorusunun cevabı atacağınız adımlardadır.

Sağlıcakla kalın, Saygılar