Fırsatım olsa eğer, bu soruyu şehrin tüm yöneticilerine sormak isterim. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan diğer tüm belediye başkanlarına, SATSO Yönetim Kurulu Başkanı’ndan Sakarya Vali’sine, il müdürlerinden üniversite rektörlerine kadar Sakarya’daki tüm yöneticilere “Kalkınma sadece iktisadi mi olmalıdır?” diye sormak isterim.
Alacağım cevaplar ne olur bilmiyorum ve bu soruya verilecek cevabın içerisine kültür ne kadar dâhil edilir fikrim yok. Ancak içimden geçen, soruyu sorduğum her yöneticinin bu soruya kültürü, sporu, tarihi de dâhil ederek cevap vermesidir.
Çünkü kültür dâhil edilmeden yapılacak bir kalkınma projesi, birkaç senelik bir plan olacak veya tabir yerinde ise “günü kurtarma” olarak kendini gösterecektir.
Ancak buna kültür dâhil edildiği zaman, yatırımı sonraki yüzyıllara yapmış olacağız. Uzun vadede şehrin adını sonraki kuşaklara taşımız olacağız.
Örneğin Kars ilinde yapılan bir proje bu anlamda önemli bir örnek olarak karşımıza çıkmakta. SERKA ((Serhat Kalkınma Ajansı), Kars bölgesinde yüzyıllardır var olan, binlerce yıllık Şaman geleneğinin günümüzdeki yansıması sayılan “Âşıklık Geleneği” ile ilgili vizyoner bir bakış ortaya koydu. Karslı âşıkların sanatlarını icra edebileceği bir “Âşıklar Evi” projesini hayata geçirdi.
Adı geçen Âşıklar Evi’nde, âşıklar sanatlarını icra etmenin yanında; bilim insanlarının konu hakkında fikirlerini beyan edebileceği kongre, konferans ve sempozyumları da düzenledi. Pandemiden sonra kültüre olan desteklerini devam ettireceklerini söyleyen yöneticiler, bu konuda oldukça cesur adımlar atıyor.
Üniversitede kurulmuş olan “Âşıklık Geleneği Araştırma Merkezi” de bu konuda önemli bir bilimsel destek sağlamaya devam ediyor.
Peki, biz bunu Sakarya’da yapamaz mıyız?
Sakarya, kültürel anlamda birçok topluluğun yerleştiği ve kültürel olarak önemli bir kesişim noktası. Bu kültürlerin müzik, dans, yemek, ağız (konuşma), mimari gibi unsurları desteklenemez mi? Destekleyecek bir idari güç yok mu?
Fikirlerimizi farklı zamanlarda farklı yöneticilere açtık ancak maalesef ki desteğin devamı sağlanamadı. Bir araştırma merkezi önerimiz oldu, bir belediye konservatuvarı önerimiz oldu, sokak çocuklarının müzik ile hayata katılımı önerimiz oldu ancak hiç birisi için şehrin idarecilerinden gerekli destek alınamadı.
Bunlar, şimdiye kadar geçen sürede Sakarya’nın kayıplarıdır. Geçen her gün de telafisi olmayan bir zaman kaybı olarak kendisini hissettirmektedir.
Umarım ki birileri sesimizi duyar ve bu konu hakkında düşüncelerimizi detaylı olarak öğrenmek ister. Konu hakkında biz de tecrübe, birikim ve fikirlerimizi anlatmaktan keyif alırız.