Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Şehit Mustafa Kemal Özata,

14 Ağustos 2015 günü Hakkari Yüksekova da PKK’lı teröristlerle girdiği çatışmada ağır yaralanan 23 yaşındaki Uzman Onbaşı. 14 gün mücadele etti ama hayata tutunamadı.

 

“Cennet” ana şehidimizin annesi ismi gibi yeri de cennet olsun inşallah,

bu din bu bayrak uğruna bir yiğit verdi, olmuştur inşallah.

 

Cennet ana anlatıyor:

  • Babası şofördü. Nüfusumuz çoktu.
  • Oğlum küçükken gazoz şişesi satıp harçlık yapardı, liseden mezun olduktan sonra pazarlarda çalışmaya başladı

 

Cennet anamızın yanındaki görevli kadın Astsubay aynen şöyle dedi

 

  • Zengin olan asker olur mu? Teyzem. Olmaz. Zengin olan askerde olmaz, şehitte olmaz.

Öyle dümdüz..

Kötü niyetle değil mevcut bir durumu yüreğinden geldiği gibi söyleyiverdi.

Hepimizin bildiği ama bazılarımızın işine geldiği, bazılarımızın korktuğu bir şeyi o söyleyiverdi.

 

Eğirdir Komando okulunda 3 aylık eğitim döneminde bizim kaldığımız binanın yarısını “uzman erbaşlara” tahsis etmişlerdi. Hayatın daha baharında olan genç dinamik delikanlıların birçoğu ekonomik sıkıntılardan dolayı bu mesleği tercih etmişlerdi.

Asgari ücretle geçinmenin mümkün olmadığı ülkemizde, daha düzgün maaşla iş bulamamış bu arkadaşlarımız, 5-6 yıl bu görevi yaparak belki bir ev alıp, çoluk çocuğunu biraz olsun rahatlatmanın derdindeydiler.

Şunu da söylemek isterim ki hepsi bu memlekete sevdalı kişilerdi. Zaten sadece para için o ağır eğitimleri almak ve her an şehit olma riski olan bölgelere gidip görev yapmak mümkün değildi.

Kuraları çekildiğinde iyi sohbet ettiklerimizin yanına gidip sorduk

  • Neresi çıktı?
  • Hakkari Dağlıca, Çukurca.
  • Şırnak, Silopi, Seslice…

Tabur komutanı eşliğinde Eğirdir de kesilen kurbanlar ile birlikte e son kez komando yemini ettiler,

  • Ben Türk Komandosuyum düşmanı çelik pençemle ezerim, her yerde ben varım.

Komutan onlar için dua ediyordu.

  • Allah sizi korusun…

 

Türk milleti için kutsal olan askerlik mesleği ve vatan borcuna herkesin bakış açısı aynı mıdır?

Neden şehit haberlerinin büyük kısmı gariban aileleri vurur?

 

Bu soruları çok düşündüm.

 

Şırnak’ta kol komutanı asteğmen olarak görev yaptığım sırada 1 astsubay, 2 uzman çavuş ve 25 erden oluşan kolda bulunan askerlerin abartısız %95’i ekonomik olarak iyi durumda değildi.

Birçoğu Anadolu’nun köylerinden gelmiş çiftçilik ile uğraşan ailelerin çocuklarıydı.

Babası vefat etmiş Afyonlu bir askerim aydan aya aldığı 150 tl gibi asker maaşını 4 yetim kardeşine ve annesine gönderirdi, durumları o kadar kötüydü.

25 askerin tamamı vatan borcu için orada olup Uzman asker değillerdi yani orada olmayı kendilerinin seçimi değildi, dağıtım sonucu çıkmışlardı. Bu kadarı tesadüf müydü?

Bir zamanlar olabilir ama artık öyle mi?

Bedelli natifi olmadığı geçmiş yıllarda da bazı ailelerimiz oğlum nerede rahat eder kim yardımcı olur, gittiği yerde kalır mı acaba diye tanıdık dayı, amca vs. arayışına girerlerdi, hala girenler mevcut.

 

Milletin iradesiyiz diye ortaya çıkıp milletin vicdanını hiçe sayan siyasi iktidarların çıkardığı bedelli askerlik kanunundan sonra ise bu arayışlar yerini uygun kredi sunan bankalarda son bulmaya başladı.

Tesadüf mü diye sorguladığımız kısım artık ayan beyan ortadaydı.

 

Tabi hiçbir arayış içine girmeden vatan borcunu ödeyenlerin hakkını yememek gereklidir ve onların sayısı bu işten kurtarmaya çalışanlara göre çok çok fazladır, böyle olduğu için memleket hala ayaktadır. 

Öyle olmasa, Çanakkale’de, Dumlupınar da galip gelebilmek mümkün olur muydu?

 

Evet, milletimizin geçmiş tarihlerden bugüne gerçeklerinden biri budur.

 

Yemen yolu çukurdandır,

Karavana bakırdandır

Zenginimiz bedel verir

Askerimiz fakirdendir.