61reis54 @ gmail.com

Son günlerde çok konuşulan konulardan biride yeni anayasa yazılması konusudur. Anayasa o ülkede yaşayan halkın refahı ve yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla yazılır. Günün ve hayatın şartlarına göre belli zaman aralıklarında yenilenir, reform edilir, uyarlanır. Tek amaç halkın dahada rahat etmesini sağlamak. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar; 1924,1961,1982 olmak üzere üç sefer anayasa yazılmıştır. Çeşitli dönemlerde halkimizin ihtiyaçlarına göre bazı düzenlemeler yapılmış olsada artık halkımızın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalmıştır.
Yeni bir anayasa yazmanın zamanı gelmiştir. Cumhur ittifakının değerli yöneticilerinin, milletimizin ihtiyacı olan en güzel anayasayı yapacaklarından en ufak şüphem yoktur. Cumhur ittifakının değerli milletvekilleri hakkımızda en doğru kanunları hayata geçireceklerdir.
Ben bizim yani Engellilerin sorunlarından, sorunlarımızdan bahsederek bir nebze sesimizi duyurma derdindeyim. He yetkili yöneticilerimizden bir kişi okursa ne mutlu. Şayet okumazlarsa, boşa kürek çekmeye devam.
Hani "Armuttan düşenin halini armuttan düşen anlar"misali,engellilerin halini arzetmekten başka gayemiz yoktur.
Devede kulak misali kalacağını biliyorum. Lakin küçükte olsa çözüm bekleyen sorunlarımızdan bahsetmek istiyorum.
Engelli raporlarında ki adaletsizlik derhal giderilmeli.
Hiç bir getirisi olmayan engelli dernekleri kapatılıp devlet kontrolünde çözüm noktalari oluşturulmalı. Mesela Büyükşehir belediyelerinde "Engelli Daire başkanlığı", ilçe belediyelerinde "Engelli Müdürlüğü" kurulmalı. Ayrı bütçelere sahip olacak bu birimler engelli vatandaşlarımızın tüm sorunlarını çözüme ulaştırmalıdır. Almanya'da ziyaret ettiğim 20 bin nüfuslu bir belediyede iki adet müdürlük görmek beni çok mutlu etmişti. Zira engelli bireylerin, ego merkezi olan derneklere terkedilmeyişi taktire şayan bir şey.
Belediyelerde bu birimleri kurmak engelli vatandaşlarımıza devlet eliyle ulaşmaktır. Engellinin halini bilmeyen belediye engelliye yardımcı olamaz. Ne yaptığı engelli yürüyüş yolu, nede yaptığı rampalar engelliye çare olmaz. Bu birimlerin belediyede olması devletimiz ve bakanlığımız tarafından daha kolay kontrol edilir.
Engelli vatandaşlarımıza sağlanan ithal araç mevzuatıda düzenlenmelidir. Hibe araçtaki yaş sınırı düzenlenmeli hatta kaldırılmalıdır. Kıt kanaat geçinen engelli bireyin sadece sıfır araç alımında sağlanan ÖTV muafiyeti yetersizdir. Yurtdışından ithal edilen araçtaki kriterler engelli kardeşlerimizin hayatını kolaylaştırmaktan çok uzaktır. Allah aşkına 3 yaşındaki, yaklaşık 15 bin euro olan aracı kim kime hibe eder.
Engelli kimliği almayı kolaylaştırmak lazımdır. Kimlikteki engellilik oranları düşürülmelidir. Örneğin bir ayağı engelli "h" sınıfı ehliyet verilen vatandaşın engelli raporu %40'ın altında ise engelli sayılmaması hangi akla uygundur.
İş alımlarında ki %3 kontenjan %5'e çıkarılmalıdır.
Özellikle engelliler konusunda yeni düzenlemelere acil ihtiyaç vardir.
Sesimizi birilerinin duyması gerekmektedir.
Sosyal medyanın gücüne inanıyorum.
Bu yazıyı okuyan büyüklerimden ve küçüklerimden ricam yazımı paylaşmalarıdır.
Sesimiz ne kadar uzağa giderse, o kadar çok duyulur.
Ne kadar çok duyulursa o kadar çok çözüme yaklaşırız.
Bedenimiz engelli olsada yüreğimiz sevgi doludur.
Duyun sesimizi, tutun elimizden....
Sağ kalın sağlıcakla kalın