61reis54 @ gmail.com

Sıcak yataklarında mışıl mışıl uyuyup, bir iki paylaşımla dava adamı olduğunu sanan zavallıları görünce, bu yazıyı yazmak şart oldu.
Zira bu aklı şeytana satılmışlar bu paylaşımlarla MHP’ye ve cumhur ittifakına sallıyorlar.
Daha 1944 yılında tabutluklarda niye yattığını bilmedikleri başbuğun MHP’sini dış Türklere sahip çıkmamakla itham eden bu zavallı sürüsüne ne söylesek kar etmeyeceğini biliyorum.
Biliyorum da yinede söyleyeceğim.
Cennet mekan başbuğ Alparslan Türkeş 1944 yılında Türkçülük Turancılık davasından yargılanıp mahkum edilmiştir. Tabutluk denen yerde insan dışı muameleye sırf Dünya Türklüğü adına muhatap olmuştur. Tutuklanan Türkçü aydınlar şunlardır: Başta merhum Alparslan Türkeş Bey olmak üzere, Hüseyin Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Cebbar Şenel, Hasan Ferit Cansever, Nurullah Barıman, Mustafa Zeki Sofuoğlu, Fazıl Hisarcıklı, Hüseyin Namık Orkun, Saim Bayrak, İsmet Rasim Tümtürk, Cihat Savaşfer, Muzaffer Eriş, Fehiman Altan, Yusuf Kadıgil, Hikmet Tanyu, Hamza Sadi Özbek, Orhan Şaik Gökyay, Cemal Oğuz Öcal, Said Bilgiç, Mehmet Külâhlıoğlu ve Osman Yüksel Serdengeçti.
Tutuklanan Milliyetçi-Türkçü aydınlar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün adına "TABUTLUK" denilen ünlü betondan ve tabuta benzeyen hücrelerinde savcının istediği şekilde ifade vermeleri için işkenceye tabi tutulmuşlardır. Tabutluklar dikine konulmuş ve ancak bir tabut genişliğinde beton oyuklardı. Tabutluğa konulanların üstünde beş yüzer voltluk üçer adet lamba yanıyordu.
Rahmetli Türkeş Bey, yapılan İşkence ve İşkence çeşitlerini şöyle anlatır:
1. Sanıklar, günlerce aç ve susuz bırakıldılar.
2. El, yüz yıkamak, taharetlenmek imkânından mahrum edildiler.
3. Diğer bir işkence de Allah yarattı demeden dövmek. Bu işkence bilhassa üniversite öğrencilerine uygulanıyordu.
4. Başka sanıkların dövülmesini izlettirmek.
5. Tabanca çekerek ifade sırasında sanıkların şakaklarına dayamak ve " Sizi öldürürüz, kalp sektesinden öldü diye rapor alırız. Geçer gidersin" şeklinde tehditte bulunmak....
Başbuğ Alparslan Türkeş;Seksen yıllık ömrünü bu davaya adamış. Bu dava uğruna çok eziyetler çekmiştir.
Bunlardan haberiniz var mı? Sosyal medya kahramanları(!) bu şartlarda dava savunabilirmisiniz? Korkudan kaçacak delik ararsınız. Tatlı rüyalarınız bozulmasın diye her söyleneni emir kabul edersiniz.
Amma;
Başbuğun emaneti olan MHP ve Ülkü Ocakları bu davadan milim sapmamışlardır.
Daha Doğu Türkistan’ın haritada yerini bilmeyen şeytan beyinliler bu dava mensuplarını duyarsız olmakla suçlama talihsizliğinde bulunuyorlar. 2002 yılında Başbakan Yardımcısı iken Urumçi’yi ziyaret edip soydaşlarımızın dertlerini dinleyen kişinin Sn. Devlet BAHÇELİ olduğundan bi haberler.
Sosyal medyada bir iki paylaşımla kendilerini Türk’lük davasının yegane savunucusu sanıyorlar.
“Neden bir tane bile AKP ve MHP yetkilisi Doğu Türkistan hakkında açıklama yapmıyor? Dünün mücahidlerine, Turancılarına, Ülkücülerine ne oldu?” Gibi paylaşımları yapanlara sormak isterim. Sen hayatında iki paylaşım yapma haricinde bahsettiğin bu konularda ne yaptın.? Koskoca bir hiç.
Oysa;
Beğenmediğin ülkücüler “Rüzgar birliği “ adıyla 92 yılında Karabağ’da soydaşları ile omuz omuza savaşa katıldı. Ve yine beğenmediğin Cumhur İttifakı 2020 yılında Karabağ’ın tekrar özgürlüğünü kazanması mücadelesinde her alanda soydaşlarının yanında yer aldı.
Elbette Türkiye Cumhuriyeti devleti hükümeti ve ordusuyla soydaşlarının yanında yer almayı sizin gibi iki sosyal medya paylaşımı için değil kan birliği için yaptı.
Milliyetçi-Ülkücü hareket mensupları yedi-yirmidört soydaşlarının halleriyle hem hal olurlar. Onlar için “Kızılelma “ Turan ülküsüdür. Gerçi siz Turan Ülküsünün ne olduğunuda bilmezsiniz....
Yalandan kahramanlık edalarına bürünmeyin. Elinizden bir halt gelmiyorsa ki gelmez, bari açın ellerinizi esir soydaşlarınız ve din kardeşleriniz için dua edin. Kıt aklınız Cumhur ittifakının soydaşları ve din kardeşleri için yaptığını anlayacak kapasitede değil.
Daha iki-üç gün önce sayın Cumhurbaşkanımızın uzay müjdesinde söylediği “- Uzayda güçlü olmak hem esir soydaşlarımızın hem esir dindaşlarımızın kurtuluşu demektir “ sözünüde duyup anlamamışsınız demektir.
Aslında sizin için A’raf Süresi 179. Ayetinde rabbim gerekeni söylüyor: “ Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmış olduk. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.”

Sağ kalın sağlıcakla kalın.