Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

80 yıllık ağaç görse kendi döneminde yapıldığını söylemekte beis görmeyenler, her hatalarında yanıldık diyerek sıyrılıyorlar. Üstelik bir hata üzere oldukları bir takım endişe sahipleri tarafından kendilerine her ses perdesinden söylendiği halde…

Aklımızın almadığı husus ise, hata yaparken onları alkışlayanların durumu…

Tüm olanlara şahitlik ettikleri halde bir bakmışsınız çok geçmeden yaşananların bir strateji üzerine olduğunu iddia etmeye başlıyorlar. Üstelik hata sahiplerinin “yanılmışlık itiraflarını” duydukları halde…

Korkarım az daha ileri giderlerse bu işlerin bir “keramet” üzere olduğunu da iddia edecekler.

Bir örnekle daha basit anlatalım...

Mesela açılım sürecinde ve FETÖ meselesinde en yetkili kişiler yanlış yaptıklarını itiraf ederken,   “derin strateji uzmanı destekçileri” bunun PKK’yı ve FETÖ’yü bitirmek için yapılan bir oyun olduğunu söylüyor. 

Basın yayında “görevli” bir takım kişilerin bunu yapmaları normaldir, zaten tarafsızlıktan değil taraflılıktan para kazandıkları için kendileri adına bir üzüntü duymuyorum. Allah ıslah etsin…

İktidar nimetlerinden yararlanan ve iktidar düşerse kendisini nerede bulacağından emin olamayanları da anlarım… Allah cezalarını verecektir. 

Peki, dünyada geçimini sağlayacak kadar düzene sahip, memleketi üzerinde endişeleri olup da alınan yanlış kararlara ses çıkarmayıp sonrada onları aklamaya çalışan arkadaşlarımıza ne diyelim

Dünyada ve ülkemizde bir sürü gelişme yaşanırken elbette taraf olacağız, elbette yaşananları bir doğrultuda toparlayacağız ve o şekilde yorumlayıp geçmişte kalmayıp geleceğe umutla bakarak yola devam edeceğiz.

 

Ancak doğru olan milletten devletten yana taraf olup buna göre değerlendirme yapmaktır. Bu vatandaş olarak boynumuzun borcudur. Ancak devlet kavramıyla herhangi bir siyasi kurum millet kavramıyla da o siyasi kurumun kadroları ve destekçileri anlaşılamaz, anlaşılmamalı… Her daim onlardan yana tavır göstermek birçok konuda devleti ve milleti göz göre göre ateşe atmak demektir.

Hele sonucu başından belli olan kararlar ile ilgili bu mantıkla yaklaşmak hiç vicdani değildir. Ayrıca yanlış karar alanların hatalarını anlamlarına engel olur. Hata yapabilme cesaretini birilerine vermek bunca milletin vebaline girmek demektir ki, eminim herkese yetecek kadar ağır bir hesabı olur.

Biraz kendimi bu arkadaşlar gibi düşünmeye zorladım bakın neler çıktı…

MHP, AKP’ye destek verdiği için taban kızmasın diye Bahçeli bazı hassas konularda çıkış yapıyor onun üstüne hükümet gerekli önlemleri alıyor. Böylelikle MHP’nin dedikleri oluyor ve taban rahatlıyor. 

Bakın işin aslı nasıl… Ve ne kadar zamandır MHP bu uyarıları yapmaya başlamış…

15 yıldır her hatayı daha başında uyardık. Sonuçlarını izah ettik. AKP ise hatayı göz göre göre yaptı

Vakıflar kanunu, Kıbrıs meselesi, Açılım Süreci, FETÖ yapılanması ilk aklıma gelenler.

7 Haziran’da iktidar elden gidinceye kadar bu konuların hiç birinde bizi dinlemediler. Açılım sürecini bitirip terörle mücadele sürecini başlattılar. Biz haklı çıkmanın üzüntüsü ile böyle bir kararı elbette destekledik. 

FETÖ ile yaşananlar ise başka bir boyut, devletin her hücresine kadar girmiş bir örgüt için yıllardır yapılan uyarıları dikkate almadılar, öyle bir noktaya geldik ki bu sefer sadece iktidar değil memlekette elden gitmek üzereyken millet işi kurtardı. FETÖ ile ilgili uyarı yapan MHP liderine neler dediklerini yazmıyorum, ister istemez tüm vicdanlılar ve vicdansızlar defalarca dinledi. 

Son günlerde Kuzey Irak, Barzani ve bağrımız Kerkük meselesi gündemdedir. Kerkük ile ilgili bugün yaptığımız uyarılar mesele daha gün yüzüne çıkmadan öngörülmüş ve dile getirilmiştir. Fakat sonucu yine yukarıda ki konu başlıkları ile aynı yerde buluşmuştur.

Bakın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ABD’nin Irak’a girmesinden önce mecliste yapılan meşhur 1 Mart Tezkeresi günü neler söylemiştir;

“Meclis, böylesine önemli ve hayati bir konuda kapılarını millete kapatmamalı, stratejik meselelerde sağlam güvencelere ulaşıldığına mutlaka emin olmalıdır.

Bu bağlamda, Kuzey Irak’ta gözlenen “kukla devlet girişimleri”ne karşı hassasiyetini en yüksek düzeyde tutmalıdır. Yine, Irak’ta yaşayan Türkmen kardeşlerimizin hakları ve güvenliği konusunda gerekli titizliği göstermelidir. “

Bu uyarıların öncesinde ise aynı açıklamada Devlet Bahçeli AKP’nin önce Irak’ta barış havariliğine giriştiğini, askeri bir müdahale yapılacağının kesinleşmesi sonrasında ise ABD ile Irak’a girmek noktasında karar değiştirdiğini, bu çelişkili hareketlerinden dolayı kamuoyunda işin aslının ne olduğuna dair sorular oluştuğunu ayrıntılı bir şekilde ifade etmiştir.

Nitekim kamuoyunda hal böyle olunca, tezkere AKP’nin kendi vekillerinden de fire vermesi üzerine geçmemiş, bölge ayrılıkçı Kürt grupların ellerine teslim edilmiştir. O destek vermeyen bir kesim vekiller acaba bugün Barzani’ye ekran başında çekinmeden destek veren mevcut ve eski AKP vekilleri midir incelemek lazım

Sonuç olarak ne barış havariliğinin ne bölgede olmamız gerekliliğinin içi doldurulamadığı için gelecekte bizi bekleyen çok ciddi bir soruna karşı tesirsiz kalınmıştır.

Üzülerek değil kahrolarak söylüyorum, bizim uyarılarımız hep haklı çıkmıştır.

Şimdi bunca hataya, yanılgıya rağmen milli konularda ve devletin yönetiminin düzenlenmesi noktasında verdiğimiz destek sizin derin bir stratejinizin olduğunu düşündüğümüzden değildir!

Devletimizin ihtiyacı bulunduğundan, milletimizin büyük belalara maruz kalmasına seyirci kalmamız mümkün olmadığındandır.

Yaşanan gelişmeler kimine göre stratejidir kimine göre keramettir…

Bizim ise derdimiz sadece memlekettir.

Bugün Kerkük için geciken her müdahale yarın Türk dünyasının bağrında Filistin’de olduğu gibi bir bıçak saplanıp kalması demektir. Bizler Filistin deki bıçağı çıkarıp atmanın hesabını yaparken Filistinle yatıp Filistinle kalkanların Filistin zalimi İsrail’in bağrımızda kuracağı bir kukla devlete hala hak ettiği şekilde müdahale etmemeleri manidardır.

Şunu da söylemek isterim ki “Teröristle pazarlık edilmez kafasına sıkılır” cümlesi bir silahşorun hevesine yansıtan bir söylem değil, bunca acı tecrübeyi edinmeden bize yol gösteren ve hiçbir derin strateji eseri olmayan yalın bir gerçekliğin ifadesidir.

Öyleyse artık Kerkük ile ilgili daha fazla beklemek neyin nesidir!

Yine Devlet Bahçeli’nin 1 Mart 2003 konuşmasından bir ifadeyi paylaşarak noktayı koymak istiyorum;

“Ancak unutulmamalı ki, “millî davayı yük” “MHP’yi düşman” gözüyle değerlendirenlerin iflâh olması da mümkün değildir.”

İflah olmanız umuduyla…

Allah Türk milletini korusun eski makamlarına yüceltsin…