ilhancanci @ gmail.com

Sözlerime 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nızı kutlayarak başlamak istiyorum. 23 Nisan hakkında bir çoğumuzun bildiği ama tekrar edilmesinde fayda olan 23 Nisan konusuna kısaca değinmek istiyorum.

23 Nisan 1920; Türk’ün iradesini temsil eden TBMM yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk milletinin egemenliğini ilan ettiği tarihtir.

Bu tarihten 5 yıl sonra 1929’da Türkiye Cumhuriyeti kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk  bu bayramı çocuklara armağan etmiş ve 1929 dan başlayarak her yıl 23 Nisan’da Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır.

1979 yılında ise altı ülkenin katılımıyla uluslararası boyuta taşıdığımız çocuk bayramına 50 ye yakın ülkenin çocukları ülkemize misafir gelerek neşemize ortak olmaktadırlar.

Şu gerçek göz ardı edilmemelidir ki dünya devletlerinde çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Konumuza dönecek olursak çocuklarımızı her türlü ihmal ve istismardan korumalıyız. Onlarla ilgilenmeli, dinlemeli, anlamalı ve her türlü tehlikelerden korumalıyız.

Çocuğu tehlikelerden korumak için neleri yapıp neleri yapmaması gerektiğini öğretmeliyiz. Bazı şeylerin yasak olduğunu örneğin bıçakla oynamak, kibritle ateşle oynamanın tehlikeli olduğunu tekrar tekrar söylemekte hiçbir sakınca yoktur.

Yasak koyarken dengeye dikkat etmeli ve koruma duvarı örerek kişilik gelişmesine mani olmamalıyız. Tehlikelere karşı korurken adeta cam kavanozda yetiştirmemeli ve sorunlarla mücadele ve muhakeme noktasında zor durumlarla karşılaşması daha öğretici olacaktır. Unutulmamalı ki ‘Çocuk düşe kalka büyür’ bu bir realitedir.

Bir ulusun ilerlemesinin temelinde her zaman çocuk vardır. Çocuklarımıza gereken değeri verirsek ilgi gösterirsek şefkat gösterirsek onlar da geleceğimizi renklendireceğini unutmamalıyız.

Gazi Paşa’nın dediği gibi; "Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir."  

 

Selam Saygı Dua

İlhan Cancı