61reis54 @ gmail.com

Bir anne-babanın en mutlu en sevinçli günü çocuğunun dünyaya geldiği gündür. Bir el kadardır büyüklüğü fakat dünyalar kadardır verdiği mutluluk...

O güldü mü güleriz...

O mutlu oldu mu mutlu oluruz...

Velhasıl ona endekslenmiştir artık hayatımız, günümüz gecemiz... Uykusuz gecelerimizin tadı-tuzu o'dur.

“Evlat kokusu cennet kokusudur” Hadis-i şerifine mazhar olup koklarız onları cenneti koklar gibi. Hele bir hasta olmaya görsünler, yalvarırız yaradana biçarenin hastalığını bize ver diye. Zira söyleyemez anlatamaz derdini biçareler. Ateşi çıksa yanar kavrulur ciğerlerimiz onun ateşinin iki katıyla. O iyileşene dek iyileşmeyiz, yüzümüz gülmez bir türlü. Böyle bir sevgiyi kalbimize yerleştirenden onu koruyup kollamasını dileriz, dualarımızın ana konusudur onlar.... Sonra ilk anne-baba dediği andır mutluluğumuzun zirvesi. İlk adım atışı, ilk okula başladığı gün, ergenliği, delikanlılığı....

Artık o bizim bir parçamız değil, o bir bütün bizler onun parçaları olmuşuzdur.

Evimizin dekorundan tutunda arabamızın şekli, komşuluk ilişkilerimiz, iş hayatımız hep ona göre dizayn edilmiştir.

Ve...

Askerlik çağına geldiğinde ayrı bir heyecan kaplar içimizi. Öyle ya “askerliğini yapmayana kız verilmez” demiş büyüklerimiz. Önce askerliğini yapar, sonra işini kurmasına yardım edip mürüvvetini görmektir tek dileğimiz.

“Ana gibi yar vatan gibi diyar bulunmaz” atasözü ve “vatan sevgisi imandandır” Hadis-i şerifine mazhar olup öyle yetiştirmişiz yavrumuzu. Kınasını yakıp gerekirse vatana kurban ol diyerek askere uğurlamışız, ardından akıttığımız göz yaşlarımızı ondan gizleyerek...

“gün gidende ay gelende gel oğlum

cihan yanar sen gülende gül oğlum

 bir yol vardır hakk yoludur bul oğlum

 yeri bilmek göğü bilmek bil oğlum

çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum

çakal gezen şu dağlarda gez oğlum

gez oğlum vatanına göz dikeni ez oğlum.!

dostun kim düşmanın kim sez oğlum

 tarihini şerefinle yaz oğlum yaz oğlum.!”

Bu türkülerle büyütüp bu duygularla askere yollarız evlatlarımızı... Sonra bir kahpe kurşunla şehadet haberini alırız, sel olur gözyaşlarımız. İmandan olan vatanı savunurken mi vermiştir canını yoksa siyasi iradenin basiretsizliği mi ikileminde gider-geliriz...

Öyle ya! Vatan savunması düşman ülkelere karşı olur bizde seve seve veririz canımızı. Velakin içerideki üç-beş kahpenin kurşunlarına evlatlarımızın hedef olması sadece siyasi iradenin basiretsizliğidir, verilen bunca tavizdir.

Bu ülkede ki bakan evlatları bizim evlatlarımızla aynı koğuşlarda askerlik yapmıyorsa, aynı düşmana mermi atmıyorsa, aynı mermiye hedef olmuyorsa biz nasıl “VATAN SAĞOLSUN” diyelim. Sağ olan vatanın kaymağını birileri yerken koç gibi evlatlarımızı toprağa vermeyi kim izah edebilir.

Kim sukunet bekleyebilir... Kim sabır diyebilir...

Artık millet olarak sabrımızın zorlandığını bilmeniz gerekir. Üç-beş kanı bozuk çapulcuya yem etmeyin yavrularımızı. Gencecik evlatlarımız toprağa düşerken vazgeçin “oy” hesabından.

Ya tavrınızı milletten yana belirleyin bizde canımızı verelim. Ya da çekilin aradan biz millet olarak çözelim derdimizi....