Eğitimin var veya yok olmasını mı yoksa eğitimi nasıl daha iyi hale getirilmesini mi tartışmak gerekir. Önce bunu kendimize sormak lazım.

      Geçen gün internette sanal âlemde gezerken Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana birkaç kez kendimizin değil de başka ülkelerin eğitimlerini taklit etmişiz. Ama son yıllarda eğitim kişilerin sanki kişisel sorunuymuş gibi değiştirilmeye çalışıldı. Her hükümet değiştiğinde veya her bakan değiştiğinde eğitim sistemi değiştirildi. Bu sistem değişiklikleri çocuklarımıza hayatı zehir etti. Sınav sistemlerinin her değişikliğinde ne yapacaklarını bilemeyen öğretmen ve öğrenciler akademik başarılarını hep geriye götürdü. Öğretmenlere danışılmadan değiştirilen sınav sistemleri öğretmenlerimizi umutsuzluğa götürürken öğrencilerimizi de karamsarlığın içine sürükledi. Yani suyun kaynağını görmeden büyük ümitlerle yapılan barajlar kurudu susuz kaldı. Her zaman eğitimin asıl kaynağını oluşturan saygı değer öğretmenlerim hep göz ardı edildi. Beyler kaynayan suyun içine atılan makarna anlar nasıl yandığını makarnayı pişiren veya yiyenler değil. Ülkemizde araştırmacı yazarlar, akademisyenler veya bu işi en iyi ben bilirim diyenler hiçbir zaman öğretmenlere danışmazlar. Her gelen öğretmene seminer verir. Öğretmenin sıkıntısını hangi çabalarıyla eğitim öğretim yaptıklarını bilmezler ki anlatır okur ve giderler. Asıl mesele burada. Kitap basılır. Ama nasıl basıldığından haberi olamayanlar bu kitapları okullara dağıtır. Öğrenci el yazısı yazarken kitabı normal yazı ile basılır. İtiraz edemezsin çünkü sen devlet memurusun soruşturma başlar. Kaynak alamazsın yasak derler ama çok beğenilen özel okullar hepsini kullanılır.

Gelin beyler eğer eğitimin ileriye gitmesini istiyorsak elbette istiyoruz bu işi özüne bırakalım. Onların bizden bu işi daha iyi yaptıklarını hep beraber görelim. Onları sıkı sıkı takip edelim. İşin özündeki cefakar öğretmenlerin Türk eğitim sistemini nasıl yukarıya doğru götürdüklerini gururla seyredelim. Çünkü onlar dağların tepesindeki çocuklarımızın nasıl öğreneceklerini bizden daha iyi bilirler. Biz eğitimin yaparak yaşayarak başarıya ulaşacağını söylemiyor muyuz. Bizler bu sistemi istemiyor muyuz. Her türlü imkana sahip okullarla öğretmeni ders araç ve gereci olmayan veya eksik olan okullarımız her sınavda yarıştırılyorsa işte o zaman bu işte bir eksiklik var demektir. Bu eksiklikleri görmek bizim vazifemiz olmalıdır. Her türlü ezaya ve cefaya rağmen azimle çalışan öğretmenlerimizi başkalarına mahkum etmeyelim. İnsanların geleceğimizin teminatı olan çocukları eğiten öğreten öğretmenlerimize nasıl saygı göstermeleri gerektiğini sayın velilerimize anlatalım.

     Öğretmenlerimize her türlü kaynaktan yararlanmaları için tasfiyelerde bulunalım. Toplumumuzda öğretmenin saygınlığını yeniden kazandırmaya çalışalım. Öğretmenlerimize sahip çıkalım. Onlara güvendiğimizi hissettirelim. Onlara siz olmadan biz yokuz şayet siz varsanız bizde varız diyelim.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygı ve sevgilerimi sunarken;

Eğitimde durmak yok hep ileriye ve çıtamızı daha yükseklere çıkarmanın aşkı ile

 Allah’a Emanet Olun.