1200’lü yıllar yani 13. yüzyıl Anadolu aydınlanması, bilim ve felsefesi için oldukça önemlidir. Pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevi, Anadolu’yu Türkleştirmek için yetiştirdiği öğrencilerini Anadolu ve Balkanlar’a gönderir. İçlerinde kimler yoktur ki: Hacı Bektaş-ı Veli, Karacaahmet Sultan, Seyit Battal Gazi, Tapduk Emre ve daha niceleri. 96.000 Anadolu ereninin varlığı rivayet edilir.
Bunların haricinde, yine aynı yüzyılda yaşamış Mevlana Celaddin-i Rûmi ve Yunus Emre’yi anmadan geçemeyiz.
Yunus’un “Emre” ismine kavuşmasını bilmeyenimiz yoktur sanırım. Köyündeki kıtlıktan dolayı buğday istemeye Hacı Bektaş-ı Veli’ye gider. Pir buğday yerine himmet vereyim der. Yunus kabul etmez. Birkaç kez daha bu teklifi yineler ancak Yunus yine buğdayda diretir. Verirler buğdayı ve Yunus’u gönderirler dergâhtan. Yolda Yunus yaptığı hatayı anlayarak geri döner ve himmeti kabul ettiğini söyler. Bunun üzerine Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus’u Tapduk Emre’ye gönderir. 40 yıl Tapduk Emre’nin dergâhına sadece düz odunları taşıdığı rivayet edilir. Bu hizmetinin sonunda da “Emre” ismini alır.
Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu’yu Türkleştirmek için gönderilmiş bir alperendir aynı zamanda. Moğol, Bizans baskıları düşünüldüğünde dik bir duruş sergilemek önemlidir.
Öyle ki verdiği öğütler günümüzde hâlâ geçerliliğini korur. En önemli öğüdü belki de “Kadınları okutunuz”dur. Kadınların eğitimine verdiği önem 13. Yüzyıldan günümüzü aydınlatır.
Yazdığı Türkçe şiirler hâlâ net bir şekilde anlaşılabilir. Bir şiirini buraya eklemeyi görev biliyorum.
Hararet nârdadır, sacda değildir,
Keramet baştadır, tâcda değildir.
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudüs’te, Mekke’de, Hâc’da değildir.
----
Sakın, bir kimsenin gönlünü yıkma,
Gerçek erenlerin sözünden çıkma.
Eğer insan isen ölmezsin, korkma,
Âşığı kurt yemez, uc’da değildir
----
Gönül kâbesine girmesin hülya,
Nefsine hâkim ol düşme bed huya.
Kirleri arıtan baksana suya,
Hep yüzü yerlerde, bucda değildir

Başka bir şiiri de şu şekildedir;
Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda,
Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda.
Hırslar, kinler yok olur, aşkla meydanımızda,
Aslanlarla ceylanlar, dosttur kucağımızda.

Aslanlar ve ceylanları kucakta dost edebilmek, ayrı bir alimlik gerektirir.
Neden Hacı Bektaş-ı Veli’yi yazdın diye merak ederseniz. Gelelim işin özüne. Hacı Bektaş-ı veli maalesef ülkemizde yeterince tanınmıyor. Özellikle böyle bir giriş yaptım. İlgisini çeken bolca bilgiyi, hiç kitap karıştırmadan sadece telefonlarından bile bulabilir. Bunun haricinde, Nevşehir’in aynı adlı ilçesinde dergâhı bulunan Hacı Bektaş-ı Veli’yi ziyaret ederseniz o kıymetli atmosferi de teneffüs etme fırsatı bulabilirsiniz.
Önümüzdeki sene yani 2021 yılı, Hacı Bektaş-ı Veli’nin vefatının 750. senesi. UNESCO, 2021 senesini Hacı Bektaş-ı Veli Yılı olarak ilan etti. UNESCO’nun Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Öcal OĞUZ’un bu konudaki çalışmaları ve emeği çok kıymetli ve takdir edilesidir.
Hacı Bektaş-ı Veli’yi daha çok tanımak, felsefesini sonraki nesillere aktarmak, Türkçe ve Türklük adına yaptıklarını unutmamak hepimizin boyun borcudur.
En çok bilinen özdeyişi sanırım “Eline, diline, beline sahip ol”dur. Sadece bu özdeyişi bile hayatımızın merkezine oturtabilirsek, dünya bambaşka bir yer olacaktır. Yazımı, Pir’in özdeyişleri ile bitiriyorum. Üzerinde düşünülmesi ve uygulanması ümidiyle…
Adalet her işte, Hakk’ı bilmektir.
Âdemin ademliği; akıl, hayâ ve ilim iledir.
Âlimlere ve kendini bilenlere, alçak gönüllülük yaraşır.
Allah ile gönül arasında perde yoktur.
Ara, bul.
Arifler hem arıdır, hem arıtıcı.
Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Çalışan insan kötülük düşünmez.
Çalışmadan geçinenler, bizden değildir.
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz.
Devletli odur ki; cehli sile, gafletten uyanıp kendini bile.
Dil mızraktan, daha derin yaralar.
Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir.
Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan.
Doğruluk dost kapısıdır.
Düşmanınızın bile, insan olduğunu unutmayınız.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu
Düşünce, davranış ve sevgiyi, Allah lezzeti olarak tadın.
Edep elbisesini, sırtınızdan ölünceye kadar çıkartmayınız.
Elden gelen her iyiliği, herkese yapınız.
En büyük keramet çalışmaktır.
En yüce servet, ilimdir.
Göze nur gönülden gelir.
Hak güneşten daha zahirdir.
Hakk’a erişebilmek için, büyüklere ve doğrulara yaklaşın.
Hakikatin ilk makamı, toprak olacağımızın bilinmesidir.
Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız.