Dava ile siyaset yapma arasında sıkışmış bir çok ülküdaşımız son yaşanan siyayasi süreçte büyük bir kararsızlık yada kafa karışıklığı içindedir.

Ülkücülerin siyasi temsil yeri olan MHP genel seçimlerdeki anlayışını yerel seçimlerde sürdürerek beka için  kayıtsız şartsız Cumhur ittifakının desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. MHP’nin mevcut belediyeleri MHP’ye bırakılmıştır.Diger büyük şehirler ise Akp’yebırakılmıştır. Siyasi olarak doğru bir hamledir. Lakin MHP ile AKP nin çekiştiği yerlerde Sakarya gibi bu durum çok garip bir tablo oluşturdu. MHP sadece Taraklıda aday çıkarınca ortaya bir şok ve kaos çıktı. Düne kadar ülkücülük MHP de olur deyip Genel başkanı kayıtsız şartsız destekleyenler. Bir anda bayarak açıp sosyal medyada eleştiriler ortaya koymaya başladılar.

Ortaya dört farklı grup ve tablo çıktı.

1- Yıllarca emek verip hiç durmadan ve ısrar ile yerel seçimlere hazırlanan ve gerçekten başkanlığı hak eden Turgut Babaoğlu ve onu destekleyen her kesimden Hendek halkı...

2- İYİ partinin  kurumsallaşma adına güçlü çıkma stratejisi ki buna bağlı olarak MHP nin aday çıkarmadığı her yerde güçlü isimler ve MHP kökenli isimler çıkarma anlayışıdır.Sonucunda Hendeğin ve ülkücülerinde sevdiği Ahmet Mercan aday olmuş ve dengeleri değiştirmiştir.

3- Ülkücü olup vefa ve Başbuğ Türkeş sadakatı ile MHP oy verenler. Bu samimi tabanın açmazı ise pusulada MHP adayı olmamasıdır.

4- MHP içinde Cumhur ittifakına inanıp Akp adaylarına oy verecek olanlar.

Sadece teşkilatları ve ülkücüleri nefsi ve makam sevdası için bu hale getirenler küçük hesap yapanların aşağıdaki yazıyı iyi okumalarını diliyorum.

Bu saatten sonra son söz Yaşasın Ülkü ocakları yaşasın nefsine yenilmeyen ülkücüler...

1979 yılının Eylül ayı. Bursa’da Taner Kalkancı ülküdaşımız pusuya düşürülür….Sekiz kurşun yarası alır… Hastaneye yetiştirilir…Ameliyata alınır…Ameliyat uzun sürer...Kan yetmez..Acil kana ihtiyaç vardır..İkinci, üçüncü ameliyat gerekmektedir…Gün geceye dönmüştür…
Çevre illere telefon edilir…
İzmir Ocak Başkanı Mehmet Ali Metin, Bursa’dan Himmet Ağabeyin acil kan yetiştirin imdadına 17 ünite kan hazırlar.
Elde taka bir Murat 124…Başka araç yoktur. Bir ağabeylerinin Renault arabasını isterler. Araba geldiğinde çeyrek depo benzin vardır.
Yetmiş beş liraya dolan depoyu tam doldurabilmeleri için elli yedi liraya ihtiyaç vardır. Ocakta bulunan sekiz on arkadaş ceplerini boşaltır, otuz sekiz lira toplarlar. On dokuz liraya ihtiyaç kalır.
Tam bu sırada başkanın odasına Turan İbrim ağabeyleri girer. Eczacı olan Turan Ağabeyleri:
- Hayırdır çocuklar, bu ne telaş?
- Abi, Bursa’ya kan yetiştirmemiz lazım, arabayı bulduk, benzin parasını denkleştiremedik.On dokuz liraya ihtiyaç var.
- Hadi şanslısınız, bizim eczane bugün nöbetçi,arayalım bakalım kasada kaç lira var?
Gültepe’deki eczane aranır…Kalfaya Turan ağabeyleri sorar:
- Kasada kaç lira var?
- 27 lira abi.
- Hemen çırakla ocağa gönder..
- Peki abi.
Para gelir. Turan ağabeyleri cebindeki 20 lirayı da ekler.
- Yolda lazım olur.Allah yolunuzu açık etsin, haydi yola koyulun bakalım…
Sabaha karşı saat 03.30’da hastaneye yetişirler. Hastanede toplanan kan 117 üniteyi bulur.
Ama bu kanlar Taner’e nasip olmaz. 03.05’te ülküdaşları ruhunu teslim etmiş, ülkücü şehitler arasında yerini almıştır.
Ramazan ile Yasin bitkin, yorgun ve üzgün, Öğle namazında Ulu Camii’nden cenazesi kaldırılacak olan Taner ülküdaşlarına son görevlerini yapmak için izin almak üzere İzmir Ocak Başkanı Mehmet Ali Metin’i ararlar.
- Başkanım, yetiştik yetiştik ama maalesef… Taner 03.05’te ruhunu teslim etmiş..Müsaade edersen cenazesini kaldırdıktan sonra yola çıkmak istiyoruz.
Telefonun diğer ucunda Başkanları titrek bir sesle,
- Allah rahmet eylesin. Bursalı ülküdaşlarımız şehidimizin cenazesine yeter. Siz buraya öğlen namazına yetişin, Turan İbrim Ağabeyi eczanesinde kurşunladılar…Şehit oldu…