1 Kasım seçimlerinde, Ülkücü Türk Milliyetçilerinin uğradıkları hayal kırıklığı sonucunda yenilenme ve değişim isteği doğrultusunda yaşananlar hepinizin malumu. İster genel merkez yanlısı isterse muhalefette olsun gördüğüm kadarıyla herkes yeni bir yapılanmanın şart olduğunu söylüyor.

Tabi hal böyle olunca ister aday olsun ister mevcut lider olsun her kesimin bir seveni bir taraftar kesimi oluştu. Mevcut liderin tutumu, genel merkezin bakış açısı,  7 aydır bir türlü yapılamayan kongre, mahkeme kararları filan derken bugüne geldik.

Benim burada anlatmak  istediğim kimin haklı yada haksız olduğu değil. Ben Ülkücülerin bayramlaşması gerektiğini vurgulamak için bu yazıyı yazıyorum. Ülkücü-Türk Milliyetçilerinin teşkilatları, Ocakları kimsenin babasının malı değildir. Buralar Ülkücülerin yani Türk Milletinin malıdır.

Çünkü bu Ocaklarda yanan ateş, Türk Milletinin binyıllardır kanla, gözyaşıyla alevlendirdikleri, canlarını vermekten biran olsun geri durmadıkları Ülkü ateşidir.

Bu ateşi son yüzyılda ise, Devletin bekası Milletin bağımsızlığı adına, yeri geldiğinde anadan yardan ve serden geçerek hiçbir siyasi ikbal gözetmeden öne atılan, Başbuğumuzun dediği gibi “deliler topluluğu” yani ülkücüler yakmaktadır.

Bu anlamda ne mevcutlar nede ilerde yerlerine gelecekler bu Ocakları bu teşkilatları yönetirken nasıl konuşacaklarına nasıl davranacaklarına dikkat etmeli ve hiçbir Ülkücüyü üzmeden, dışlamadan herkesi kucaklamalıdırlar. Nasıl mı kucaklamalıdırlar?

Sanki, 3 Mayısta Koministlere ve mevcut düzene karşı isyan eden Atsızı kucaklar gibi,

Ya da bugün ki gibi bir ramazan ayında iftarını yaptıktan sonra koministler tarafından kurşunlanan ilk şehidimiz Ruhi Kılıçkıranı bağrına basar gibi kucaklamalıdırlar.

Nasıl mı kucaklamalıdırlar?

12 Eylülün katilleri tarafından darağacına gönderilen Mustafayı, Selçuğu ,Ahmedi, Cevdeti, Fikriyi,Halili sarmalar gibi,

Mamakta, Metriste, Ulucanlarda ya da ülkenin dört bir yanında işkencehanelere dönen kahbe Eylülün zindanlarında zulüm gören binlerce Ülkücü yiğidi kucaklar gibi kucaklasınlar.

Gencecik yaşında bu hareketin verdiği son şehit olan Fıratın o masum yüzüne bakıp onunla bayramlaşıyormuşçasına kucaklaşsınlar.

Son olarak cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeşin elini öpüp onun manevi huzurunda bayramlaşıyormuş gibi birbirleriyle kucaklaşsınlar.

Evet bu bayram, her şeyi bir kenara bırakıp “Ülkücü Ülkücünün öz kardeşi” düsturundan hareketle, teşkilatlarına, ocaklarına koşarak, Ülkücüler nasıl bayramlaşırmış dosta düşmana göstersinler.

Bu duygularla başta aziz milletimiz olmak üzere tüm haberhendek okurlarının ve Ülkücü-Türk Milliyetçilerinin Ramazan bayramını kutlar hepinize saygılar sunarım.

Bayramınız bayram ola…