Bu hafta sizlere türkü kavramının özelliğinden ve güzelliğinden bahsetmek istiyorum.
Türküyü konuşmadan önce, halk müziği kavramından bahsedersek; dünya genelinde “halk” vasfını taşıyan toplulukların, gelenekselliği yaşatarak, anonimlik sürecini devam ettirmeleri sonucunda ortaya çıkardıkları müzikal ifadelerdir denebilir.
Bu halkın yaptığı her işin genel özellikleri; iddiasız olmaları, sanat kaygısı gütmemeleri, dinamik olmaları, kuralsız olmaları gibi maddeler sıralanabilir. Halkın, bu mantık ile meydana getirdiği her ürün, halka ait olmaktadır. Oynarsa halk oyunu, şiir/hikaye yazarsa halk edebiyatı, ev yaparsa halk mimarisi, müzik icra ederse halk müziği olur.
Bazı milletlerin halk müziklerinin özel isimleri vardır. Örneğin Almanlar “ballad”, Azerbaycan Türkleri “mugam/mahnı” derler icra ettikleri halk müziği eserlerine
Türk halkının icra ettiği müzikler için ise “türkü” ifadesini kullanıyoruz. Türkü için genel olarak Türk halkının icra ettiği müzik olarak tanımlayabiliriz ancak bu oldukça yüzeysel kalır.
Belki türküyü anlatmak için bir karşılaştırma yapmak, konunun anlaşılması için faydalı olabilir.
“Şarkı” dediğimiz ve günlük hayatta oldukça sık kullandığımız kelime, özü itibariyle şark-î (şarka ait) demektir. Doğuya ait olan müzik ifade biçimlerine genel olarak şarkı demişiz ancak günümüzde bu durum, batı müzikal ifadeleri için de geçerli bir hale dönüşmüştür.
“Türkü” dediğimiz kelime ise, şarkıda olduğu gibi Türk-î (Türk’e ait) anlamındadır.
Şehrimize çok fazla emeği geçmiş, Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Fen Edebiyat Fakültesi’nde hocalık yaparak birçok akademisyen ve sanatçı yetiştirmiş Prof. Dr. Türker EROĞLU, türkü kavramı için, “Türk küğü” ifadesinin günümüzdeki hali olabileceğini ifade eder.
Küğ, Türklerin müziğe verdikleri isimdir. Türk küğü ise Türk müziği anlamında kullanılmıştır.
İster Türk küğü (Türk müziği) olsun isterse de Türk-î (Türk’e ait) olsun, bugün kullandığımız türkü kelimesi, bize has bir ifadedir.
Türkülerimizin geçmişi ve geleceği dikkate alındığı zaman, bu kelimeyi uygun şekilde kullanmak, ayrı bir anlam kazanır. Örneğin, Hendek türküsü olan “Elmayı top top yapalım”adlı eser için “Hendek şarkısı” ifadesini duyabiliyoruz. Bizim kültürümüze ait böylesine özel bir kelime varken, bu kelimeyi kullanmamak, kendi tarihimize ve kültürümüze karşı bir ayıbımızdır. Hendek şarkısı değil, Hendek türküsü ifadesini kullanmamız gerek.
Aynı şekilde Rus türküsü, Fransız türküsü vs ifadeler de yanlıştır. Almanlarda olduğu gibi özel bir kelime ile ifade edilmiyorsa, ona da “Rus halk şarkısı”, “Fransız halk şarkısı” gibi ifadeleri kullanabiliriz.
Türkülerimizin bir özelliği de konularını günlük yaşamdan seçmeleridir. Türkülerimiz içinde, bayram konulu birçok eser vardır. Bunlardan birisi de “Dün Gece Yar Hanesinde” isimli Erzurum türküsüdür.
BİR DAĞ NE KADAR YÜCE OLSA
BİR KENARI YOL OLUR
BUNA BAYRAM GÜNÜ DERLER
DOSTLA DÜŞMAN BİR OLUR
Bayram, bizde bir olmak demektir. Düşmanlıkların bitmesi, akraba ile dostların bir arada olması demektir. Şimdiye kadar bu birliği yaşamaya ve yaşatmaya çalıştık. Ancak maalesef bu özel durumun, yani bayramı gönlümüzce kutlayabilmenin kıymetini, bu Ramazam Bayramı’nda sevdiklerimizden ayrı kalınca anladık. Bu bayram, uzaktan bayram ediyoruz ancak gönüllerimiz bir. Evde kalarak bir oluyoruz.
Düşmanlıkların biteceği, bir olacağımız, iri olacağımız, diri olacağımız, sağlıklı günlerin biran önce geleceği umutlarımız ve dualarımızla Ramazan Bayramımız kutlu olsun.