Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Bir iş gezisi için şuan Avusturya’da bulunmaktayım. Kayak pistleri ile ünlü bir şehirdeyiz.

İşle alakalı kısım bittiğinde kendimizi Alp dağlarının harika manzaralı yollarına bırakıp uygun bir kayak pistine doğru gidiyoruz.

Etrafta evler, oteller, marketler, yollar var her şehirde olduğu gibi fakat burada hepsi doğanın ahengine paralel şekilde inşa edilmiş göze hoş gelmeyen tek bir tuğla bile yok.

Her yer o kadar düzenli ve temiz ki hafta sonu ve kalabalık olmasına rağmen ne yollarda ne kayak pistinin dinlenme yerlerinde tek bir izmarit bile yok.

Herkes birbirine gülümsüyor, düştüklerinde yardımcı oluyor, teleferikte sıra veriyor.

İnsanlık adına hasret kaldığımız görüntüler.

Sonra aklıma Avrupa ülkelerinin mültecilerle ilgili politikaları ve bazı Avrupalı gazetecilerin göçmenlere çelme taktıkları görüntüler geliyor sessizleşiyorum.

 

Teleferikle zirveye çıkıyoruz iki binin üstündeki rakımda, istasyon duvarında bir bozkurt silueti karşılıyor bizi, Turan ülkesine giden yolda Estergon kalesini aldıktan sonra atalar buraya da uğramış deyip gülümsüyorum kendi kendime.

Güneş parlıyor zirvede beyaz bulutlar ve etraf bembeyaz gözümüzü alırken, yüce Allah’ın varlığına tüm kalbimizle tekrar şahitlik edip, Alp dağlarından Alparslanlara, Alperenlere, selam gönderiyoruz.

 

Gün bitimi odamıza çekildiğimizde akşam kaldığımız yerden okumaya başlayınca bu kadar hissiyatın üstüne Prof. Dr. Erol Güngör’ün satırları kalbimizi ve aklımızı bir noktada birleştiriveriyor.

 

“Üstelik Ziya Gökalp, şahsı ile ilgili hiçbir ihtirası bulunmayan, derviş tabiatlı bir fikir adamı idi; Onun Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak formülü diğer kurtuluş çarelerine nispetle daha gerçekçi daha birleştirici görünüyordu.”

 

İşte yukarıda övgüyle bahsettiğim medeniyet çizgisine gelmenin, sonra yine yukarı da sitem ettiğim insani olmayan davranışlara toplumumuza filizlenmesini engellemenin, milletimize, memleketimize, dünya insanlığına hizmet etmenin yolu.

İşte hayalini kurduğumuz tüm mazlumlara yetecek Tanrı dağından başlayarak bu sefer Tuna boyunu da aşacak olan o güzel ülkenin ve âleme nizam verme lütfuna erişebilmenin anahtarı,

Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak..

 

Kutsal toprakları ziyarete giden bir kardeşim benim için dua etmiş, söylediğinde dünyalar benim oldu Allah ondan razı olsun. Allah bir birimizi böyle sevmeyi nasip etsin.

Kalın sağlıcakla.