Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

3 Mayıs 1944 Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir. Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizin sağlam temellere oturtulması açısından Mustafa Kemal Atatürk ve devrin Türk milliyetçileri, milli bilinci güçlendirme çalışmaları yapmışlar, dış güçler tarafından yok edilmek noktasına gelen “Türklük bilincini” ayağa kaldırmışlardır.

Türkiye üzerinde yaşayan herkesi Türk olarak kabul etmişler ve insanlarımızı aklen fikren ve ruhen bir arada olmalarını sağlamak için ayrışmayı ve ırkçılığı bir kalemde silen “Ne mutlu Türk’üm diyene” ifadesiyle milli bir devlet oluşmasını sağlamışlardır.

 

Maalesef Atatürk vefat ettikten sonra Türk milliyetçiliği ve Türkçülük siyasi ve toplumsal olarak haksız muamelelere bırakılmıştır. Devrin yöneticileri milli bilinçten bir haber, kime hizmet ettiği belli olmayan kişileri devletin önemli kademelerine getirmiş, milletimizde uyanan milli bilinç ve manevi ruhun tekrar karanlık çukurlara çekilmesi için çaba sarf etmişlerdir. O tarihler de memlekette vaziyet bu durumdayken, Hüseyin Nihal Atsız isminde bir edebiyat öğretmeni yıllardır kalemiyle verdiği mücadeleyi bir üst seviyeye taşımış ve devrin sultasına karşı “kurt başlı sancağı” eline alıp korkusuzca yola çıkmıştır. Onun devrin başbakanına açık olarak kaleme aldığı ve milletimize kurulan oyunları anlattığı mektuplar bu sancağa rüzgâr olmuş, sancağın dalgalandığını gören gençler akın akın etrafında toplanmışlardır. Yazdığı mektuplar sonrası “milli şef” tarafından tutuklatılan Hüseyin Nihal Atsız ve arkadaşları 3 Mayıs 1944 günü mahkemeye çıkarılmış, buna itiraz eden Türkçüler o gün büyük bir yürüyüş gerçekleştirmiş ve ardından bu yürüyüşe katılanların bazıları zindanlara, tabutluklara atılmıştır.

 

O zaman tabutluklara sığdırılan Atsızlar, Türkeşler, Serdengeçtiler, Orkunlar sonrasında hepsi Türklük adına koca birer çınar olmuşlardır.

Kimisi kalemiyle korkusuzca yazılarına devam etmiş kimisi Türk milliyetçiliği ve Turancılık fikrini ilk defa bir siyasi partinin doktrini haline getirmiş ve tarihte yepyeni bir sayfa açmıştır.

 

Türk olmak, her devirde olduğu gibi günümüz Türkiye’sinde de çok zordur. Çok kısa bir süre önce “açılım süreci” adı altında milletimizin çekilmek istendiği bataklık sürecinde Türk milliyetçiliği ayaklar altına alınmak istenmiş, Ne mutlu Türk’üm Diyene ifadeleri şehir giriş çıkışlarımızdan silinmiş, ilkokullarda okutulan ve memleket ve millet sevdasını aşılayan andımız kaldırılmıştır. Bin yıllık kardeşliğimiz ve bir oluşumuz bilmem kaç etnik unsura ayrılmak istenmiştir.

Allah şahittir ki bu parçalama yok etme çalışmalarının karşısında 3 Mayıs 1944’te yola çıkan ve tabutluklara sığmayan o çınarların yetiştirdiği Türkçüler ve Türk milliyetçileri karşı durarak, en net tavrı ve tepkiyi göstermiştir.

 

Maalesef biz Türk milliyetçilerinin ön gördüğü her şey çıkmış ve milletimiz bugün çok büyük acılar yaşamakta temiz yüzlü, cesur yürekli vatan evlatlarımız bu bataklığı temizlemek için hala mücadele vermekte ve her gün şehit olmaktadırlar. 

 

Türk milliyetçileri belki iktidar olamamışlar, fakat “kurt başlı sancağı” asla yere düşürmemişler, hak yolu Allah yolundan ayrılmamışlar, bizim evlatlarımız hiçbir iktidarın vaat edemeyeceği şehitlik makamına koşar adım kavuşmuşlardır.

 

Verdiğimiz mücadele sonsuza kadar sürecek bu dünyada çileden başka kazandığımız bir şey olmayacaktır. Karşılığında en büyük ödül ahir zamanda hesap verebilmek olacaktır.

İktidar olmak bizim için çok küçük bir hedeftir, asıl hedefimiz Kaşgar’dan Tuna’ya gönlü Türkleri bir mefkûre uğrunda birleştirmek ve dünyada ki tüm mazlumlara sahip çıkmaktır.

Bunun tek bir yolu vardır o da “Türkçü, Turancı ve Teşkilatçı” olmaktır.

Türk milliyetçileri koltuk tedarikçilerinin koltuklarına değil, dev gibi çınarların içinde büyüdüğü tabutluklara talip olarak mevcudiyetini bu şekilde ölene dek koruyacaklardır. 

Bu duygu ve düşünceleri paylaşan tüm arkadaşlarımızın ve milletimizin 3 Mayıs Türkçülük gününü kutluyorum. Tüm imkânsızlıklara ve üzerimizde oynanan oyunlara rağmen, Türkçülükten, Turancılıktan ve Teşkilatımızdan geri durmayacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Ayrıca Mübarek Miraç kandilinin İslam âlemine birlik beraberlik ve huzur getirmesini yüce Allah’tan niyaz ediyorum.