Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

“Müfredatın çağın gereklerine uygun şekilde güncellenmesi ve millileştirilmesi” başlığı çok derin bir meseledir. Öyle birkaç kişinin birkaç saatte hazırlayabileceği bir program değildir.

Bizimde derdimiz konuları hatta olayları tasnif ederken izlenecek yolu tariflemektir.

Bu yol milletin çocuklarına milletin özünden uzak yeni değerler aşılamak değil milli değerleri öğretip ve aynı zamanda güçlendirip, geliştirecek bir yol olmalıdır.

Böylelikle eğitim sistemi Türk babasının en önemli yardımcısı olarak üzerine düşeni yapmış olacaktır.

Mesela sosyal bilimlerden örnek verelim. Memleketimizde özellikle son yıllarda birçok tarihçi, edebiyatçı yazarçizer türemiş, bunlar olayları, kişileri, kurguları, kendi siyasi, ideolojik veya bağlı bulundukları dış kaynakların çıkarlarına göre değerlendirdikleri görülmüştür.

Bazı emek verilmiş eserlerin bilinmeyen önemli olayları ortaya çıkarıp fayda sağladıkları tespit edilse de, genel itibariyle güya tarafsız ve bilim adına çalışma yapıyormuş gibi gözüküp, farkındalık uğruna zihinlerde ayrışma çabası içinde olanların sayısı oldukça fazladır.

Bu durum yıllar önce rahmetli Hüseyin Nihal Atsız tarafından şu şekilde tespit edilmiştir;  

“Fizik, kimya, matematik gibi kesin hükümlü bilimlerin dışında kalan ve sosyal bilimler çerçevesine giren bütün bilimlerin daima belirli bir açıdan mütalaa olunduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Milletler sosyal alanda, kendi çıkarlarına elverişli olan bakımdan hareket ederler ve kendilerine yarayacak olan teoriyi kabul ederler. Milli çıkarı arkaya atıp da tarafsız davranmaya kalkmak, gerçekte tarafsız olmak değil, karşı tarafların yanında yer almak demektir. Aydınların bu türlü gafletlerini milletler çok acı şekilde çeker. “

 

Maalesef bu çok önemli tespit ciddiye alınmamış ve şuan o günlerden çok daha vahim bir durumda olmamızın önüne geçilememiştir. Hiç bir şey için geç değildir ve her zorlukla beraber bir kolaylık vardır diyerek bir yerden başlamamız gereklidir.

 

Türk babasına evladına Türk terbiyesini vermede yardımcı olacak “Tarih bilimi” çocuklarımıza nasıl verilmelidir diye bir soru sorarak başlayalım ve cevabı yine Hüseyin Nihal Atsız’dan alalım;

 

“Milliyetçi olduğumuz ve büyük Türk birliğine inandığımız için de, tarihimize vereceğimiz sistem, dileklerimize uygun olmalı ve bu sistem, bize yalnız geçmişlerimizi en parlak şekilde göstermekle kalmamalı, aynı zamanda ilerisi için de yol çizmelidir. “

 

“Bize gelince: Bizim şimdiye kadar sahip olduğumuz tarihi görüşümüz yanlıştır. Çünkü bizim için millet devlet esasını kabul etmek milli menfaatlerimiz için daha uygun olduğu halde, biz, millet tarihi şöyle dursun, devlet ve vatan tarihini bile bir yana bırakarak, yalnız sülale ve rejim tarihini esas olarak kabul ettik. Her sülaleyi bir devlet sayarak, şimdiye kadar sülaleler sayısınca devlet kurduğumuzu ileri sürdük. Fakat düşünmedik ki o kadar devlet kurduksa bunların hiç birisini de yaşatamamış olduk.

Hâlbuki elimizde, her zaman bir Türk devleti vardı. Çünkü gerçekte bu kadar devlet kurmuş değil, bu kadar sülale değiştirmiş bulunuyorduk. “

 

Bu görüşler bize bir pencere açmak için oldukça faydalı tespitlerdir.  Çok daha farklı fakat bilinç oluşturmada “milli olmayı” hedef alan yeni düşünceler ortaya atılabilir, yeter ki devletimiz bu yöndeki çalışmalara destek olsun. Bütün bu çalışmalar sadece Türk babasına fayda sağlamakla kalmayacak “Güçlü Devlet, Zengin Millet” hedefimizin temelini oluşturacaktır.

Kaldığımız yerden devam edeceğiz.