Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Çocuk yetiştirmenin çok zor olduğu günlerdeyiz.

Tabi bunun sebepleri var, uzmanlara sorsak maddeler halinde belki bir kitap olarak bize sunabilirler.

Halk gözünden değerlendirdiğimizde bu zorlukları “ekonomik ve sosyal sebepler” olarak iki ana maddeye indirebiliriz.

Nisan ayı verilerine baktığımızda “açlık sınırı” 1.492,29 TL olarak gözükmektedir. Yani 4 kişilik bir ailenin asgari mutfak giderlerini karşılamak yani sadece karın tokluğunu sağlamak için gerekli miktar bu.

Peki, aynı aile giyinme, eğitim, sağlık hizmeti gibi konularda ihtiyaçlarını karşılamalıyım belki birazda sosyalleşeyim dediğinde bu tanım “yoksulluk sınırı” olarak ifade ediliyor ve yine nisan verilerine göre 4.132,19 TL.

 

Asgari ücret ne kadar 1300 TL.

Yukarıdaki rakamları bildikten sonra ekonomik sebepler üzerinde bir şey yazmaya gerek duymuyorum. Sadece bu verilere baktığımda, ailesinin karnını doyurabilen Türk babasını hayranlıkla tebrik ediyorum. Zenginin daha çok zenginleştiği fakirin daha çok fakirleştiği, zenginin zenginle fakirin fakirle gezdiği, mahallelerin bile içinden geçerken hangi takıma ait olduğunu fark ettiğiniz, üstte ve alta bir birinden ayrışmış sosyal tabakalardan meydana gelen yeni Türkiye fotoğrafını çekiyorum, içiniz acıyarak gülümseyin.

Yüce dinimiz İslam’a göre “erkek ev halkı üzerinde sorumludur”. Yani sadece kendisinin İslam’ı yaşaması Allah katında bir mazeret olmayacak ailesinin de İslam’ı yaşamasından sorumlu tutulacaktır.

İşte bir aile babasının dünya ve ahirete karşı en büyük sorumluluğu ve zorlanacağı nokta budur.

 

Babanın bir başka sorumluluğu ise evlatlarının ailesine, akrabalarına, mahallesine,  memleketine hayırlı bir insan olabilmesi için onları milli bilinç sahibi, örf adet ve ananelerini bilen bir kişi olarak terbiye edebilmesi, çağın gereklerine göre bir eğitim ve öğretim alabilmesini temin etmektir.

Burada babanın en büyük yardımcısı annedir hatta belki bazen baba, vefakâr annelerimizin yardımcısı durumuna düşmektedir.

Ünlü Türk düşünürü Ziya Gökalp “Terbiye” isimli makalesinde Türk babasının sorumluluklarını çok güzel bir şekilde tarif etmiştir:

“Bir Türk babası, çocuğunun Türkçe konuşmamasına, Türkçe okuyup yazmamasına, Türk tarihini bilmemesine rıza gösteremez; aynı zamanda İslam inancı ve ibadetlerini bilmemesini, İslam tarihinden bihaber kalmasını da tasvip edemez. Bu baba çocuğunun Türk ve İslam olarak büyümesini istediği gibi muasır bir insan olarak yetişmesini de arzu eder. O halde bizim için tam bir terbiye üç kısımdan oluşmaktadır: Türk terbiyesi, İslam terbiyesi, asır terbiyesi. “

Şimdi bu kadar ağır sorumluluk sahibi olan ve ekonomik olarak sıkıntı içinde olan babanın anneden başka yardımcıları olması gerekmez mi?

Eğitim sistemi, toplumsal iletişim kanalları, yerel uygulamalar, dini kurumlar sanat ve edebiyat gibi birçok yardımcı var gözüküyor aslında.

Bir sonraki yazıda bunların Türk babasına ne kadar yardımcı olduğunu inceleyelim.

Kalın sağlıcakla.