Geçen haftaki yazımda, korona’dan sonra, toplumun sanat ihtiyacını gidermenin gerekliliğini ve bu anlamda bazı eylem planlarına bu konuyu da dâhil etmenin faydalı olduğunu ifade etmiştim.

Bunun üzerine, yazımın altına yapılan yorumlar ve konu ile ilgili yaptığımız bazı sohbetlerde değerli düşünceler gelişti.

Korona süreci, tabii ki tüm dünya insanlarını olumsuz anlamda, oldukça fazla etkiledi. Ekonomi, sağlık, eğitim gibi alanlar; bu olumsuzluğun ilk başta hissedilen ve en sıklıkla dile getirilen boyutları idi. Bununla birlikte ve bir aşamada bunların devamı olarak da insanların psikolojik olarak korona sürecinden etkilenmeleri de çok değinilmeyen bir başlık.

Bu konuyu da yine alanın uzmanları detaylı olarak inceleyeceklerdir ancak toplumsal bir psikolojik bunalımdan/rahatsızlıktan kurtulmaya etki edecek bir yardımcı arıyorsak eğer, sanat bu konuda oldukça faydalı olacaktır. En basitinden yarım saat müzik dinlemek, olumsuz düşüncelerimizi tersine çevirmeye, kendimizi iyi hissetmeye yardımcı olacaktır.

Bir de bunu daha üst aşamaya geçirerek müzik/sanat yapmaya başlarsak eğer, bu kendini iyi hissetme hali kat be kat artacaktır.

Biraz önce bahsettiğim sohbetlerden birisinde Almanya’da uzun yıllar yaşamış bir arkadaşım, konu ile ilgili olarak, Almanya’nın Nazi zulmünden sonra sanata yaptığı yatırımları anlattı. İnsanların bozuk olan psikolojilerini sanat yoluyla düzeltme çabalarından bahsetti.

Buna benzer uygulamayı Türkiye’de de görmek mümkün. Ülkemiz, Cumhuriyetin ilanından sonra ekonomik anlamda resmen “bitmiş” vaziyette idi. Osmanlı Devleti’nden kalan borçlar oldukça fazla idi. Savaşların yaralarının sarılması gerekiyordu. Hatta ekonomik durum o kadar kötüydü ki, TBMM’de, tutanaklar için kâğıt bulunamadığını biliyoruz.

Bu durumda bile Atatürk, “Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuştur” diyerek, sanat alanında büyük atılımları gerçekleştirmiştir. Avrupa’dan gelen, hemen her alandaki sanatçı/akademisyenler vasıtası ile ülkemizin sanat hayatına yön verilmiştir.

İçerisinde bulunduğumuz durum tabii ki “Nazi Zulmü Yılları” veya “Kurtuluş Savaşı Yılları” değil ancak toplumun psikolojik olarak desteğe ihtiyaç duyduğu dönemlerden birisi olarak nitelenmeli ve sanat desteği sağlanmalıdır.

Planlı şekilde yapılacak olan konserler, tiyatrolar, dinletilerin bu ihtiyaca ve eksikliğe destek olacağını düşünmekteyiz. Bu konuda özellikle yerel yönetimlere oldukça fazla iş düşmekte. 

Sağlıklı ve sanatlı günlerde buluşabilmek ümidiyle…