Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

12 Eylül şehitlerimize, çile çekmiş dava arkadaşlarımıza ve ailelerine ithafen…

 

Türk milliyetçiliği fikriyatının siyasi temsilcisi Milliyetçi Hareket Partisi bu yıl itibari ile yaklaşık yarım asrı geride bırakmıştır. Türk milletine hizmet yolunda geçirdiğimiz 48 yıllık mücadelede;

Malımızdan, mülkümüzden, gençliğimizden çekinmeden feda etmiş,

Bunun karşılığında ise

Kimi zaman zindanlarda mahkûm,

Kimi zaman darbelerde mağdur

Kimi zaman ise bir güzel sözden bile mahrum edilmişizdir.

 

Elbette son yüzyılın serdengeçtileri ülkücüler olarak verdiğimiz bu mücadele,

Bir bedel karşılığı kendimizi satmak için değil,

Başbuğumuzun söylediği gibi yalnızca Allah'ın rızasını kazanarak,

Hayal ettiğimiz Turan ülkesini kurmak içindir.

 

Bu hayali gerçekleştirmek hatta ötesine aleme nizam vermeye geçmek elbette kolay değildir. Bunun için öncelikle inanmış kadrolardan oluşmuş bir teşkilata ihtiyaç vardır.

 

Teşkilatı oluşturduktan sonra ise onu canlı tutacak imkanlara ve hedefine yaklaştıracak faaliyetlere gerek duyulmaktadır. Günümüz dünyasında böyle bir yapı gerçekleştirebilmek için çok ciddi ekonomik kaynakların olması hepimizin malumudur.

 

Kira, elektrik, su, araç, gereç, çalışan vesaire alt alta yazıldığında ciddi rakamlara ulaşabilecek bütçeler ortaya çıkmaktadır.

 

Türk Milliyetçiliği davasının siyasi temsilcisi olan teşkilatımızda ise, maddi ihtiyaçlar gönüllülük esasına göre kendiliğinde çözülüverir.

 

Biri kirayı öder, diğeri çayını alır, bir diğeri elektriği yatırır bir başkası telefonu…

 

Kimi bilgisayar başında sabahlar, kısa bir video yaparak sosyal medyada genel başkanın Kerkük Sakarya’dır ifadesini milyonlara duyurmak için…

Kimi çay demler teşkilatta toplantı öncesi arkadaşlarına ikram etmek için…

 

Biri başbuğun resmini ütüler kırışmış görünce yüreği burkulduğu için...

Bir diğeri altında merdiven metrelerce yükseğe çıkar bayrakları asmak için…

 

Kimi ise bayrak olur yürüdüğü yerde dalgalanır, durduğu yerde canlar gölgelenir...

 

Davasından taviz vermez bilir çünkü sırrını, işlemiştir ruhuna,

Milletini Allah’ın övdüğü millet yapmaktır amacı, yemin etmiştir uğruna…

 

Çağın gereklerini bilir, siyasetin hesaplarına vakıftır ölçer enini boyunu,

Titredikçe kendine gelir, çok sürmez çözer bütün oyunu…

 

Eskidikçe parlar, yıllarını verse de kendinden geçememiş siluetler,

Ne yapsalar durduramazlar, kök salıp yükselir etrafında yepyeni filizler…

 

Görüldüğü gibi bir teşkilat vardır teşkilatımızdan içeri…

Dün Süleyman’dır, Dursun’dur, Mustafa’dır, Halil’dir..

Bugün sensindir…

Yarın yerine kim çay demliyorsa, kim içiyorsa ve kim kendinden geçiyorsa o’dur…