Sepetlere sandıklara hasırlara bayılırım. Çok sevdiklerimi sardım sarmaladım, ruhumun derinliklerine lavanta kokuları ile öpe koklaya hasır sandıklara yerleştirdim.

Dolunayın retro'nun etkileri sanıyorum, bir temizlik bir temizlik isteği, diz boyu tozlar birikmiş etrafımda çok rahat süpürmeye başladım artık atılan atılana, çok kolay kalbin yoruluyor yoksa inciniyorsun biriken çöpler ağır geliyor, evet evet insanın çöpü daha ağır, bir de halı altına süpürdüklerim vardı, onlar da zorla hatırlattı kendini, oysaki ne kadar hazırdım unutmaya ve bir müddet daha onları orada tutmaya. Şimdi tolerasyonlar, sabırlar azaldı. Hatta gönlüm değersizliği aldıysa sevgim sorguluyor, duygularım hesap soruyor, dur orada diyor, izin vermiyor farkındalığım ruhum... Sevgi, saygı ve değerin oldugu her yerde varım, yoksa o kişinin yokluğuna sürüklüyor ve gidişine ağıt yerine halaylar çekiyorum heybemden bir yük daha azaldı ve dönüp baktığımda bir gıdık( minik
sepet) kalmışız.