ozlemdundr @ gmail.com

Tarihin İçinde Saklı Kent; Safranbolu

Geç kalınmış bir yazıyla herkese merhaba. Bu sefer ki durağım tarihle, eski yapıtlarla iç içe olan Safranbolu... Özgün mimarisi, kültürü, yaşam tarzı, yöresel lezzetleri, gelenek ve görenekleri, doğal güzellikleri ve tabii ki tarihi değerleri ile beni etkileyen yerlerden biri oldu.

Burada pek çok turiste rastlayabilirsiniz. Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli merkezi olan Safranbolu UNESCO listesinde yer alıyor. Günübirlik ziyaret etmenizin yanında bence bir hafta sonunu tamamen buraya ayırın. Hem sizin için yorucu bir gün olmaz hem de buranın tadını doyasıya çıkarırsınız.

Peki Safranbolu’da nereleri gezmelisiniz?

Safranbolu Evleri tabii ki başı çeken yer. 18-20 yüzyıl arasında tarihlenen Safranbolu’da 2000’den fazla geleneksel ev yer alıyor ve bu evlerin 800 tanesi koruma altında. Zamanın yıpratıcı etkisine kafa tutan bu evler gerçekten ilk gün ki etkisini koruyor ve mükemmel bir görsel şölen sunuyor. Karşılıklı iki yamaca konumlandırılmış bu tarihi şaheserler birbirinin manzarasını ve güneşini kapatmıyor. Anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği Safranbolu tarih kokan, tarihi bugüne kadar yaşatan bir ilçe…

Buraya geldiğinizde lütfen akıllı cihazlarınızı bir süreliğine devre dışı bırakın ve birbirinden güzel, dar sokaklarında yürüyün. Tabi bu anları da ölümsüzleştirmeyi unutmayın.

Yürümeyi sevmeyen veya yürürken zorlanan kişilere ufak bir not;

Özel işletmelere ait golf arabalarının yaptığı turlara katılarak gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Yörük Köyü

Bizi bu köyde ton ton bir Filiz teyze karşıladı. Hal ve hareketleriyle insanı mest eden teyzemizin hikayelerini dinleyin derim. Yörük Köyü Safranbolu merkeze 20 km uzaklıkta.

Geçmişi 15. Yüzyıla uzayan bu köy 400 yıllık bir geçmişe sahip. 1996 yılında koruma altına alınmış olan evlerin bazıları zamanın yıpratıcılığa karşı koyamamış ve içeri girilmesi yasaklanmış. 8 nesildir aynı ailenin yaşadığı Sipahioğlu Konağı yani Filiz Teyze Konağı’na mutlaka gidin. Oradaki yaşanmışlığı bir zat görün, eskimiş eşyalara dokunun. Birkaç saniyeliğine de olsa yıllar öncesine gidin. Sizi bilemiyorum ama ben çok büyük bir zevk almıştım. Yıllar önce o eşyalar ile yaşayan birinin varlığını hissetmek ruhumda tarifsiz bir etki yaratıyor.

Hazır buraya kadar gelmişken Yörük Sofrası’nda çayınızı içip gözleme yemeyi sakın ama sakın unutmayın.

***Tanıyanlarınız var mıdır bilmiyorum ama Türk Opera Sanatçısı Ayşe Leyla Gencer’in ailesinin evi burada yer alıyor. Evin yıkılma tehlikesi olduğu için içeri giremiyorsunuz. Fakat Leyla Gencer’in heykeli evin önünde sizi selamlıyor.

Cinci Hanı ve Hamamı kendinizi kaptırarak ve sıkılmadan dinleyeceğiniz hikayelere sahip. 1645 yılında Kazasker Hüseyin Efendi tarafından yaptırılan Kervansaray günümüzde restore edilerek otel, kafe ve etkinlik merkezi olarak hizmet veriyor. Bu arada Cinci Han dedikleri an aklıma gelen hikayeler, senaryolar beni korkutsa da burada korkacak hiçbir şey yok. Benim gibi aklınızdan kötü şeyler geçirmeyin. Burada kimse cin değil ve içinde cinler yaşamıyor. J

Eski çarşının içinde yer alan Cinci Han zamanın en büyük ve en görkemli kervansaraylarından biriymiş. Buraya mutlaka uğrayın hatta konaklayın ve en üst kattan manzaranın seyrine dalın.

Cam Teras

Yerden 80 metre yükseklikte olan Cam Teras’tan Tokatlı Kanyonu’nu en iyi şekilde izleyebilir manzaranın tadına doyabilirsiniz. Türkiye’de bir ilki temsil eden bu terasın tabanı oldukça dayanıklı camdan yapılmış ve 75 ton taşıyabiliyor. Uçurum kenarına yapılan bu Teras 11 metre genişliğinde ve aşağıya baktığınızda nefesinizi kesebiliyor. Eşsiz fotoğrafların çıkacağı bu yere ve kafeye girmek için ücret 5 TL.

İncekaya Su Kemeri

Sadrazam İzzet M  ehmet Paşa tarafından, Safranbolu’ya su getirmek için yapılan bu görkemli yapı 116 metre uzunluğunda ve 6 kemerlidir. Kemerin altından Tokatlı deresi akıyor ve dere boyunca uzanan yürüyüş parkuru sizi doğanın ortasında hissettiriyor. Burada yürümenizi ve tarihin içinde kendinizi hissetmenizi tavsiye ederim.

 

Hıdırlık Tepesi

Şehri yüksekten görmeyi sevenler için biçilmiş yerlerden biri. Safranbolu’nun en güzel fotoğraflarını çıkartabileceğiniz bu yerde çayınızı, kahvenizi içerek manzaranın tadını da çıkarabilirsiniz.

Bakırcılar Çarşısı

Safranbolu’nun o dar sokaklarında gezerken biraz serinlemek ve farklı bir tat denemek isteyenler, safranlı dondurmayı mutlaka denemeliler. Anlamlandıramadığım bir tadı var. Daha önce hiçbir yerde rastlamadığım tada ve lezzete sahip. Oldukça pahalı olan Safran’ın kullanım alanı ve faydaları oldukça geniş. Safranbolu’ya geldiğinizde safran ya da safran içeren birçok şey alabilirsiniz. Unutmamanız gereken bir diğer şey ise kesinlikle lokum. Hazır buralara kadar gelmişken, lokumsuz dönmeyin derim. Bunların yanında buzdolabı magneti, kupa, Safranbolu evlerinin maketi, kitap ayracı gibi hediyelik eşyalarda almanızı tavsiye ederim.

 

**Yazının sonuna kadar gelen güzel okur. Bu yazımda da gözlerin satırlarıma değdiği için çok şanslıyım. Safranbolu’dan kucak dolusu sevgilerimle… Başka satırlarda ve başka şehirlerde buluşmak dileğiyle, Hoşça kal.