Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

15 Temmuz akşamının şokunu hala atlatamadık.
Biz normale dönmeye çalıştıkça, özellikle sosyal medyada yayılan mesnetli mesnetsiz haberler, millet olarak uzun yıllardır ilk defa bir noktada uzlaşmışken, bir sürü noktada kafamızda soru işaretlerimiz olması için çaba sarf ediyor.
Kim yaptı? Kime yaptırdı? Kime yaradı? İkinci dalga var mı? Kim darbeci? Kim değil? Kim sebep oldu? 
Gibi sorularla hemen ayrışmaya başlıyoruz. Çünkü sarsıntı derinden değil temelden kaynaklı. Yıllarca bu milletin temel değerlerini, sandalyenin bacağını kemiren kurt gibi kemirdiler de kemirdiler.
Bacak tam kırılmak üzereyken tahta kurusu yere düştü.

Aslında millet olarak bir noktada değil, birden fazla noktada yüzlerce noktada birlikteliğimiz olduğunu biz Türk milliyetçileri sürekli söyledik durduk. Milletin kavramının ne demek olduğunu tanımladık, ayrışmalara müsaade etmeyelim dedik fakat maalesef bu değerlerin sarsılmasına engel olamadık.

Bugün geldiğimiz durumda temelde uzlaştığımız üç nokta bence şudur.
Anayasaya göre Türkiye cumhuriyeti üzerinde yaşayan herkes Türk'tür, bildiğimiz kadarıyla bu ülke üzerinde yaşayanların %99'u Müslümandır ve artık bu ülkenin %99’u darbeye karşıdır.
Devleti yönetenlerin bu kesişim kümesini alıp, ayrışmayan, bağımsız, sosyal ve adil bir devlet oluşturmak tankların önüne atlayan Türk milletine karşı boyunlarının borcudur. Yapmazsanız vebal sizindir.

Ne yapmak lazım?
Birincisi yere düşen tahta kurusunu ve ekibini devletin ve milletin içinden temizleyip, adalet önünde en ağır şekilde cezalandırılmaları lazımdır. Burada günahsız olanları da ayırabilmeyi Allah yetkililere nasip etsin. Nitekim haberlerde bu işlemler başladı olarak görüyoruz.

Sonrasında ise sandalyenin yıpranan yerlerinin onarımı gerekecektir. Bunun için temizlenenlerden ortaya çıkan yerlere tertemiz vatansever insanları getirmek, bunu yaparken siyasi görüş ve inancına bakmadan liyakat ve devlete sadakat özellikleri olanları seçmek ikinci en önemli konu olacaktır.

Bu iki önemli husus takip edilirken üst düzey devlet yetkililerinin ve tüm siyasi parti liderlerinin ortak tavır sergileyip vatandaşa görüş bildirdikleri bir özel konsey kurulması gerekir diye düşünüyorum.
Böyle birliktelik görüntüsü verilmesi topluma güven verecektir. Mecliste yapılan toplantı sonrası başbakan, genel başkanlar, meclis başkanı, diyanet işleri başkanının yer aldığı fotoğraf karesi milletimize umut olmuş içine su serpmiştir.

Bir diğer önemli konu ise devleti ele geçirmek isteyen bu kadroların bu makam ve mevkilere gelirken geçtikleri yolun tespitidir. Askeri lise, Harp okulu, Hakim ve Savcılık sınavlarının, Kamu Personeli Sınavının soru ve cevaplarını çalanlar, bunlara göz yumanlar, çocuğum iş sahibi olsun diye bu örgüte tabi olup yardım yapanlar, devletin en üst düzey yerlerine liyakate göre değil adamına göre yerleştirme yapanlar, bu DARBE girişiminin sorumlularındandır. Öyleyse geriye dönük tüm kopya skandallarının, usulsüz adam yerleştirmelerin de üzerine gidilip sorumlularının aynı şekilde cezalandırılması gereklidir.  Eminin buradan da bir dünya kirli ilişki ve kişiler ortaya çıkacaktır.

Şimdi vatandaş olarak üzerimize düşenlere kısaca değinmek istiyorum.

Vatanı milleti için, dini ve töresi için resmi olarak 2225 senedir mücadele eden Türk ordusu ile darbe yanlısı olan bir grup teröristi birbirine karıştırmamamız gereklidir. (buradaki yıl hesabı Mete Han’ın kurduğu ilk 10.000 kişilik birliğin kuruluş tarihi M.Ö 209 yılı baz alınmıştır bkz. KKK web.). Ayrıca bundan böyle her Allah diyen ve cemaat ve tarikat kuranın peşinden de gitmememiz gereklidir.
Durum çok ciddi mesajlarını gördükten sonrada üzerimize düşen bir diğer noktanın da şu olduğunu düşünüyorum;

DURUM ÇOK CİDDİ! Şimdiye kadar cesaret edip yapamadığımız paylaşımlardan dolayı memleket bu hale geldi. Bölücüye, paralelciye, tecavüzcüye, hak yiyene, adam kayırana hak ettiği gibi tepki vermediğimiz için ülke bu durumda! Şimdi hatalardan ders alma hakka karşı birleşme haksızlığa bir daha sessiz kalmama zamanıdır. 


Memlekette bulunan tüm cemaat ve topluluklara halk olarak şöyle seslenmeliyiz. Ülkenin yönetimine talipseniz gidin siyasi parti kurun, programınızı anlatın halktan açıktan destek talep edin. Yok, amacınız para kazanıp, yer, yurt, mal, mülk sahibi olmaksa şirket kurun, verginizi verin. Eğer amacınız sadece Allah'ın rızasını kazanmak ise o zaman bunlardan uzak durun. Masum halkı günaha sokmayın!

Son sözlerim yine ülkücü kardeşlerimedir.
Biz bu günleri çok öncesinden gördük, Genel Başkanımız 2010 yılından itibaren gerekli uyarıları yapmaya başladı ama o zaman kendisini yaylım ateşine tuttular. Şimdi ise alkışlıyorlar.
Bu nasıl iştir diye şaşmayın! O zaman eleştirenlerin şimdi madalya takmasını beklemeyin.

Öncesinde de sonrasında da doğruyu söylemiş olmamızın, bize ilave bir kişi getireceği ve bir menfaat sağlayacağı beklentisi içerisinde değiliz, hatta bugün alkışlayanların yarın çekinmeden taşlayacaklarını da biliyoruz. Bizim derdimiz hakikat yolunda yürümektir, endişemiz temiz yürekli milletimizdir. Nefes alırken bizim için en büyük makam ülkücülük, son nefeste erişmek istediğimiz mevki şehitliktir. Dik duruşumuzun sırrı budur!
Biz bu inanç ve ruhta olduktan sonra Allah bize değil iktidarı, inşallah iktidar ötesini o kutlu hayalin kapılarını açmayı da inşallah nasip edecektir.
Allahım bize ak sütün içinden ak kılı ayıracak Müslüman feraseti nasip eyle!
Millet olarak buna çok ihtiyacımız var. Amin.
Kalın sağlıcakla.