Mis Kokulu Sarı Toprağım

Yine gülerek uyandım güne kuzinemi yaktım, yüreğim ve bedenim (bir tabir vardır) iliklerime kadar ısındı. Köylün ün ne kadar bilge olduğunu düşündüm, annem sabah kalkar bulutlara bakar “Rahmet var” derdi, yağmur duymadım hiç! Sözcükte bile bereket navigasyonu yörüngesi ışık güneş ve ormandı, inanılmaz tarifler var. Trafik kurallarını ihlal eden deyimlerden soldan ağrı, dimdirek, dağın yamacı, ağacın berisi, kirazın böğrü.
Örneğin;
Sınır hat herkes sınırını bilir taşamazdı kimse, bütün isimler eşlik ederdi haca kızının kızı torpilin, hanım kızı, Hasan emicem, bunlar tapuyu bile takmayan sabit deyimler, ha birde yaş günleri zamanı finduk harmanı kirazın göğerdiği zaman kestane yada çilek vakti senin sayılardan bize ne!
Hele fındık zamanı herkes zıraatçi herkes çiftçi herkes meteoroloji, ”meteoroloji yanılıyor da biz yanılmıyoruz” zamandır savaştıkları ölümüne sinir, ah için gider gece sohbetleri fındığın mali grafiği herkes ekonomist kesilir, ortaya çıkıp bir bağırasım, şarkı söyleyesim gelir, yada tarçınlı kek tarif etsem mi ki birde meyve, sebzeler dolu yağar lekesi kaderidir coğrafyanın ama o inat eder hastalık vurmuştur, inancı onu sakinleştirir henüz kimsenin ölmediği, kirmit (mantar) iklimlemesi vardır yağmur yağar ellerindeki o sepetler (poşete döndü) artık koştururlar mantara her iklimin armağanı vardır kaldirik otu, mantar, dağ çileği ve böğürtlen gibi.
Ve saçları örgülü küçük bir kızken ben, redderdim köy ve köydeki yaşamı bilmezmişim yüreğimin sığ yaşıymış ah şimdilerdeyse bayılıyorum her saniyesine, ruhumu bulduğum huzurum, anılarım rengarenk gökyüzüm, her şeyimi sorguladığım özüm güzel köyüm, hem zarif hem haşin sümbüllüm...