Mezopotamya’nın bereketli topraklarını sulayan Fırat, 

Anadolu’nun yüksek tepelerinden doğup, yalçın kayaları yararak, geçit vermez dağları aşarak,

Sonunda toprakla buluşup, can veren, kan veren, hayat veren Fırat, 

Hiç mi yorulmazsın. Hiç mi usanmazsın?

Sana ne? 

Bu hain dolu, kalleş dolu diyarları sulayacağım diye, yine mi koşa koşa öne atılıp, akıp gittin.

Hiç mi tükenmez, hiç mi yılmaz, hiç mi yıkılmazsın? 

Düşmanların; “ suyu kurudu, bu sefer işi bitti, artık buralar bizim yatağımız olacak” derken,Yine mi doğdun? 

Yine mi ter temiz kanınla, gürül gürül çağlayarak, bu vatan topraklarını suladın? 

Hasan Tahsin’in kanına karışıp, yatağına yuvalanmış bu hain köpekleri önüne katıp yine mi coştun?

Ne zaman durulacaksın. Ne zamana kadar, bu kalleşler senin kanınla beslenmeye devam edecek?

Ey Fırat’ımın düşmanları size sesleniyorum. Günah tasınızdan bu gün zevkle içtiğiniz O kanı unutmayın.

Çünkü O kan Bedir’in, Uhud’un, Kerbela'nın kanı.

O kan Hamza’nın, Ali’nin, Hüseyin’in kanı.

O kan Çanakkale’nin, Dumlupınar’ın, Sarıkamış’ın kanı.

O kan Önkuzu’nun, Ruhi’nin, Mustafa’nın kanı.

Bir gün boğulacağınız O kan Müslüman-Türkün kanı

Ey Milletim, sizlere sesleniyorum. Uyanın artık bu gaflet uykusundan.

Bu gün akıtılan O kan, Kürşad’ın kanı.

O kan, Alparslan’ın, Ertuğrul’un, Osman’ının kanı.

O kan, Fatih’in, Yavuz’un, Süleyman’ın kanı.

O kan, Mustafa Kemal’in, Başbuğ Alparslan’ın yani senin kanın.

Unutma, bin yıldır bu topraklara can veren O kan, son Ülkücü Şehit FIRAT'IN kanı.

YASTIĞIMIZ MEZAR TAŞI

YORGANIMIZ KAR OLSUN

BİZ BU YOLDAN DÖNERSEK

NAMUS BİZE AR OLSUN