Garip bir yıldın 2020, Dünya’nın küçük olduğunu kanıtladın, aldın Çin’deki virüsü burnumuzun resmen dibine soktun. Mart ayıydı, kapadık kapımızı da, ağzımızı burnumuzu da. Içeride kaldık, ekmekler, pideler yaptık; içimizdeki Emine Beder’leri uyandırdın. izlenmedik film, sezonu tüketilmedik dizi bırakmadık, her sabah uyandığımızda yeni bir challenge bizi bekliyordu ve en zoru da “hayatta kalma, virüse yakalanmama, psikolojik olarak çökmeme, sorumluluklarımızı aksatmama, ‘yeni normal’e adapte olmak” vb. durumlardı, yani ayağımızda tuvalet kağıdı sektirmekle bitmedi bu muhabbet. Ama artık bitsin.

Konunun 2020/21/22 gibi tarihlerle alakası yok, farkındayım. Ama her pazartesi, her ayın 1’i ve yeni yıl değişim için güzel ve umut veren zamanlar. Bu yüzden içimdeki güneş görememekten sararan yapraklarım ve ben 2021’den şunları bekliyoruz;

1) Artık lütfen sevdiklerimizle aramızdaki en uzak mesafe, masadan dolayı karşı sandalyeyle aramızdaki kadar olsun.

2) Maskeler çıksın da birbirimize kocaman gülümseyelim.

3) Sağlığımız hep iyi olsun, ‘pandemi, vaka sayısı, karantina, virüs’ gibi sözcükler yaygın kullanımdan hemencecik kalksın.


4) Çiçek açalım, Mart’ta yarım kalan baharımız kat kat daha güzel sürsün.


5) Sosyal mesafeyle aramıza mesafe girsin.


6) Bir daha hiç böyle korku dolu günler yaşamayalım.

Hoşgel 2021, güzel gel, biraz yorgunuz bizi daha da yorma; hatta dinlendirip biraz pışpışlasan süper olur.

Hepimize mutlu, sağlıklı yıllar. ????