nurankaplan922 @ gmail.com

Amacına hizmet eden eylemlerin bütünü sıratı es geçmek kaydıyla yola revan ve saat anlatmak derdini biraz ileri geçiyorken şuan  ben yine olmazlar durağında bekliyorum Alaattin’i. O üç dileği, kazançların ağır bedeller gerektirdiğini bilmeyen biri ziyan ettiki bugün neyi dilesem bir yıldıza kayacak yer arıyorum yerin dibinde.

 

Oda sıcaklığında akıl ucuma dokunmayanlar normalin uzağında şehir çöplüğü oluyor fikirden baş rolümün. Ruhumun kir toplayan kumaştan üretildiğini inanıyorum zira hiç inmiyor ipten. Bir uçurumun dibine evsizliğimi inşa edip çirkin bir manzaranın tablosunu asıyorum ağlama duvarlarıma. Fikrime firarın yolunu açan kapılarda gidenleri bekliyorum . Güneş görmeyen bir pencereye bildiğim en eski anları siper ediyorum. Sevdiğim şiirlerin kıtalarından basamaklar yerleştiriyorum bahçe ile yol arası o zemine. Ayaklanan hayalimin dibine beton döküp denize batışını izliyorum balık tutmayı bilmediğimden. İliklerime işleyen rüzgara yemin veriyorum saçlarım ile el sıkışması karşılığında. Aramızdaki anlaşmaya ihaneti ile gözüme kaçan tufandan kaçıyorum, Musa’dan kalma bir gemiyle insanlardan kaçan bir rıhtıma.

 

Gözlerinin sonrasına değmediği arada iyi şeylerde oldu elbet. İyi şeyler kötülerine yenik oldu. Adımla saydığım sarkaçtan şu zamanı hiçe saymaktan hüküm giydim mesela. Yalandan diktiğim putlar bağımsızlıklarını ilan edip dert açtılar başıma.  Idam sehpası mensubu bir can oturdu göğüs kafesime. Göğüs kafesi ile boynu arası çok kilometre olan, ki gördüğüm en gerçek uzaklık çıplak bir göz ile buydu inan. Duymayanlara bağırırken farkettim kendime kızgınlığımı. Icimin yitip gitmenin eşiğinde toplama bir kampın fragmanı olduğunu. Doğal bir felaket degil bu, doğrularını yanlışa kurban vermenin acısı. Sahi hâlâ canlılık belirtisi gösteren birinin kılınır mı cenaze namazı?

Öyle bildiğin gibi değil. Mevsim hep aynı benim tahtı hayal ülkemde.  Başından hep aynı derecede dökülür o su. Oturup dantelden başkenti örmek ile gerçeğini var edeceğim, bütün hepsi bu..