Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Son bir yıldır hep aynı şey oluyor. Biri çıkıyor milli değerlerimizle ilgili bir yorum bir hamle yapıyor ve çok şükür anında karşılığını buluyor, güneş gibi parlayıp, hainlerin gözünü alan çelikten zırhımıza çarpıp yerle yeksan oluyor.

Mesela ismi dahi bilinmeyen, bilinir belki ümidiyle birisi kalkıp“yeni bir devlet kuruluyor” açıklaması yapmıştı. Bu açıklamasına rağmen ismini hatırlayamadığım bu şahıs sayesinde çok şükür devleti kimin ne zaman kurduğu hatta binlerce yıldan beri aynı devlet geleneği ile devam ettiği satır satır gündeme taşınmış ve milletimizin bu konu üzerinde ne düşündüğü netlik kazanmıştı.

Sonra ismini hatırlasak da şuan tüm Kerkük sokaklarını gezince cismini ortada göremediğimiz Barzani denilen peşmerge başı, Kerkük’te bağımsızlık ilan etmeye yeltenmiş, buna karşılık en az 5bin dediğimizde, çok şükür Türk milleti ayağa kalkarak hayır milyonlarca hazır evlat var diyerek mevzuyu kapatmıştı.  Hamdolsun bu konuyu da çözmüştük.

Şimdi dün “Türkçülük bölücülüktür” diye bir açıklama yapıldı. Kimin yaptığını yazmıyorum çünkü biliyorum ki bunlar milli şuur kaybı yaşandığı zaman kayıttan yapılan açıklamalardır. Evvelden beri bu kayıtlar kime fayda sağlamıştır onu bilsek bizim için yeterlidir.

Daha önce “Sınırlarımız mazlumların duasında gizlidir” başlıklı yazımda bir milletten bahsetmiştim. Kuran’ı Kerim’de birçok lanetlenen kavim varken, övülen bir millet olduğunu ancak onun isminin zikredilmediğini söylemiştim. Bunun sebebini de düşündüğümde bana göre her topluluğun övülen o millet olabilme sırrına erebilmesinin önünün açık olduğunu ve bunun için çalışmak, gayret göstermek gerektiğini ifade etmiştim.

İşte bizim Türkçülüğümüz budur.

Yine defalarca bu köşeden yazdığım Ziya Gökalp’in “Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir.” İfadesinin de vardığı son nokta işte Maide Suresi 54. Ayette övülen o millet olabilme ümidi ve ülküsüdür.

“Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre, mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir” diyerek Hüseyin Nihal Atsız Türkçülüğün ne olduğunu çok naif şekilde ifade etmiştir.

Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifade olunamaz. Zaten başka milletlerin Türk’ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezakete, çıkara, siyasi zaruretlere işarettir. Türk’ü, gerçek olarak, Türk ”ten başkası sevmez.” diye devam eden Atsız aslında Türk milletine, Türklüğe, Türkçülüğe karşı olanların kimler olduğunu ve memleketimiz içinde yine bu düşüncelere kendi evlatlarımızın alerjik reaksiyon göstermesi için kimlerin el altından kayıt dağıttıklarını bize açık şekilde anlatmıştır.

Gelelim bölücülük meselesine!

Biz kimseyi Türk mü değil mi diye ayırmadık.

Kimsenin Türk olmasını, Türk milletini sevmek ve yükseltmek anlamına gelen Türkçülüğü anlamasını da beklemedik. Biz Türk yurduna yerleşen hiç kimseye kendiniz olmayın da demedik, biz İngiliz olmayın, İsrailli olmayın, Amerikalı olmayın, Rusyalı olmayın dedik.

Bu bölücülük değildir, olsa olsa milli şuur ve vicdan meselesidir.

Türkçüyüz, Türk milliyetçisiyiz, Milliyetperveriz diye, kimsenin kan tahliline bakmadığımız gibi Turan coğrafyamızın güzide mensupları Boşnak kardeşlerimizin kanına giren Sırplardan ’da et ithal edecek kadar milli şuurdan yoksun, tarihi olayları hiçe sayan, ticaret yapacağız diye Müslümanları inciten, yediklerini şüpheye düşüren vicdansızlardan da değiliz.

Bizim Türkçülüğümüz vatanımızı, milletimizi sevmekten, onu modern medeniyetlerin en ön safhasına atmak istememizden ve son tahlilde Allah’ın övdüğü millet olabilme sırrına tekrar ermek için gerekli olan iman, ihlas ve istikamet seviyelerine varabilmekten ileri gelmektedir.

Bizim Türkçülüğümüze laf edenlerin hepsi bu kutsal vazifemizin gerisinden gelmektedirler.

Olsun, biz sırra erdiğimizde onlar da neyin ne olduğunu öğrenecekler…

Millet her zaman en ön cephede kendisi için mücadele eden evlatlarına sahip çıkacak bu konuyu i açanlara en güzel cevabı verecektir. Dün akşamdan beri sosyal medya üzerinde paylaşılanlar bunu bize göstermektedir.