Özellikle 1. Dünya Savaşı zamanında Almanya tarafından halkı galeyana getirmek, dost ülkelerle dostluğu arttırmak ve yine dost ülkeleri düşmana karşı kışkırtıp düşmana korku salmak amacıyla sinema, bir propaganda aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Sanayi devrimiyle propagandanın önemi artsa da, geçmişte ve günümüzde sinemayla daha da etkili hale gelmiştir. Sinema günümüzde hala hükümetler tarafından siyasal, sosyal ve dinsel baskı gruplarının denetiminde propaganda amacıyla kullanılıyor.

Radyo, televizyon, sinema ve gazetenin, kitle iletişiminde büyük konuma sahip olmaları, propagandanın mesajını daha rahat ulaştırmasına yardımcı olmuştur. Ve şuan, özellikle sinema göz ardı edilemez bir unsurdur çünkü toplum, eğlenme ihtiyacını karşılarken görüp duyduğu şeyi daha kolay ve hızlı kabullenmektedir. Dolayısıyla enformasyon savaşları, sinema olgusuyla kendini göstermeye başlamıştır.

Türk sinemasında devletle alakalı doğrudan propaganda yapılmasa da kültür eksenli propaganda izlerine çokça rastlanır. Belirli dönemlerde halkı siyasi ve ekonomik buhranlara karşı pasifleştirmek için propagandalar yapılmıştır. Bunların dışında aile, cinsellik, bireyselleşme ve din konuları sinema propaganda aracıyla halkı fikirsel yönelimlere sürüklemiştir. Birer toplumsal dinamik olan bu konular haklı değişip, dönüşmeye itmiştir. Amaç Türkiye’nin modernleşmesi olduğunda, araştırmayan bir Türkiye'de halkın gördüklerine inanması yanlış bilgilenmeye de neden olabilmektedir.

Okumayan bir Türkiye olarak bize dayatılan kültürel ve modernleşme adı altında herhangi içeriğe doğrudan inanmak yerine araştırmalı, fikir sahibi olmalı, sonra benimseme veya benimsememe kararı almalıyız. Unutmayalım ki bizler birer bireyiz ve bireyler toplumu oluşturan temel etmendir. Toplumu araştırmaya ve modernleştirmeye itmek istiyorsak öncelikle kendimizden başlamalıyız.