7 Haziran seçimlerinden sonra kazananlar ve kaybedenler ilk şoku üzerlerinden attıktan sonra milletin verdiği mesaj doğrultusunda koalisyon kurma çalışmalarına başladılar.

Bu arada meclis başkanlığı seçimlerini, ”suyu tersine akıtmaya çalışanlar olsa da” teamüller gereği en büyük grubu olan parti kazandı. Seçim sonuçları, siyasi fantezi kuranlara kan uyuşmazlığı olan muhalefet partilerinden MHP ve HDP’nin bir araya gelemeyeceğini, CHP’nin ise bu iki zıt parti arasında tutkal olamayacağını gösterdi. Bazı muhalefet partileri her ne kadar istemeseler de sonunda siyasetin doğasının gereği oldu. Hala kabul etmeseler de bu tatlı rüyadan uyanmaları kısa sürdü.

Artık bu fanteziler yerine gerçek gündeme, milletin gündemine dönmemizin zamanı geldi.

Büyük olasılıkla koalisyonu kuracak olan AKP-CHP veya AKP-MHP hükümeti içerde ve dışarıda ülkenin ağırlaşan sorunlarına çözüm bulabilecekler mi? Kendi gündemlerini değil milletin sorunlarına eğilebilecekler mi? Asıl bizim buna bakmamız gerekir.

Mesela AKP, yolsuzlukların üzerine giderek milletin vicdanını kanatan 17/25 aralık olayını yüce divana sevk edip, prangalarından kurtulabilecek mi?

Ya da Ortadoğu’nun sultanı olmaktan vazgeçip, Suriye ve diğer komşu ülkelerle ilgili politikalarında revizyona giderek, ayakları yere basan reel politikalara geri dönebilecek mi?

Artık 950-1000 TL ile geçim etmenin mümkün olmadığını görüp, işçinin emeğini çalanlara, memlekette beyefendi edasıyla gezenlere, villalarda, milyon dolarlık rezidanslarında oturup, son model araçlara binenlere,

Milyarlar dökerek, kreşten tutunda üniversiteye kadar çocuklarını özel okullarda okutanlara, millet reçetesinin yüzdesini dahi ödeyemezken kendileri özel hastanelerde tedavi olanlara, kısacası su gibi para harcayan çakma zengin tayfasına dönerek “asgari ücrete zam yapacağım, sesinizi çıkartmayın” diyebilecek mi?

Eğitim politikalarının 12 yılda fiyaskoyla sonuçlandığını görüp, Türk Milletinin tarihine, kültürüne uygun yeni bir yapılanmaya giderek tüm dogmalardan kurtulmuş, bilimi merkeze alan, liyakatin rekabetin ve çağdaş bir Milli Eğitim anlayışının esas alındığı yeni bir eğitim sistemi kurabilecek mi?

Yargıda maalesef bu gün içinde bulunduğumuz, ”üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü” savunarak, “hak güçlünün değil, hak haklınındır” diyebilecek mi?

Muhalefete gelince komplekslerinden arınıp, 12 yıldır milletin verdiği yetkiyle iş başında olan iktidarın yaptığı iyi işleri de görerek, rövanş almak yerine hukuk çerçevesinde milletin hakkını savunabilecekler mi?

HDP gibi ne olduğu belli olmayan bu partinin ipliğini pazara çıkartıp, devletin doğuda güneydoğu da varlığını, gücünü hissettirerek, ülkesinin birliğinden, bölünmez bütünlüğünden asla vazgeçmeyen bölge insanının güvenini yeniden kazanabilecekler mi?

İktidarda olmadıkları için Irakta kurulmasına mani olamadıkları şimdi ise Suriye de kurulmak üzere olan Kürt devletine engel olabilecekler mi?

Seçim meydanlarında vaat ettiklerini, koalisyon hükümetinde hepsi olmasa da en azından çiftçiye, işçiye, memura, emekliye karşı verdikleri sözleri tutabilecekler mi?

Ha bu söylediklerimi yapmayarak, anlaşmadan, uzlaşmadan tekrar seçime giderlerse emin olsunlar bu milletin o zaman ne yapacağı belli olmaz.

Millet ister iktidar olsun ister muhalefette kalsınlar bu meclisten, seçim hükümeti değil geçim hükümeti istiyor, haberleri ola. Bizden söylemesi.