- usta
- ne var İsmail
- usta ne olacak bu harbin sonu?
- iyi olacak
- nasıl yani?
- yemekli vagonda rakı içeceğiz.
- biz mi ?
- biz.
- ee, kömürü kim atacak, kim sürecek makineyi?
- onu da biz.
- alayı bırak usta. Kim kazanacak?
- biz.
- usta, bir sualim daha var. Şu gördüğün raylar dolanır mı bütün dünya yüzünü?
- dolanır.
- demek ki harp olmasa ama yalnız harp değil, hudutlarda sorgu sual sorulmasa, rayların üstüne saldık mı makineyi dünyanın bir ucundan öbür ucuna varır.
- deniz dedi mi durur.
- gemilere binersin.
- tayyare daha iyi.
- ben tayyareye binemem usta, anamın vasiyeti var.
- tayyareye binme diye mi?
- hayır, karıncayı bile incitme diye.
- sen ne hafızın oğlusun. Zararı yok ulan yine de bineriz tayyareye. Adam öldürmek için değil, gökyüzünde püfür püfür sefa sürmek için. Şimdi sen hele ateşi bi süngüle.

 

  Edebiyatın radyoda kazandığı ses, radyo yayıncılığının en özgün formatı “Radyo Tiyatrosu”.  Radyo Tiyatrosu, yalnızca bir piyesten ibaret değildir. Duyulan her sesin anlam taşıdığı bir edebiyat şölenidir. Orta yaş ve üstü bireylere sanatı aşılar, yeni kuşağa nostaljiyi yaşatır. Kaybolmaya yüz tutmuş bir prodüksiyon örneği olması ne acıdır ki yeri asla doldurulamayacak bir boşluktur.

  Diyologların sesli biçimde aktarılmasının yanında, bir yazınsal tür niteliği de taşıyan bu kült kuşak, Türkiye’ de 1940’ lardan günümüze kadar devam eden, radyo tarihinin en uzun yayınlanan programıdır. Ünlü romancı ve öykücülerin tiyatro oyunu yazdıkları dönemlerde bu türün oldukça değerli olduğunu görüyoruz. Ancak, özellikle 80’li yıllardan sonra bu formata dinleyici ilgisinin azalmasındaki sebep açıktır ki kapitalizmin tüketiciliği, radyo tiyatrosunu da tüketen en büyük etmen. Peki günümüzde kaç kişi bu nostaljik oluşumdan haberdar?

  Roman uyarlaması dizilerin bile içinin boşaltıldığı TV çağında görsellik bir edebiyat birikimi gerektirmiyor. Artık görüntünün her şey olmasıyla da değerini iyice yitirdi radyo tiyatrosu, çünkü seyrederek kolaya kaçmak bambaşka bir kültür haline geldi. Umudumuz yeni medyanın bu formatı yeniden canlandırabilecek bir alan yaratabilmesinde. Radyo Tiyatrosunun nostaljisini, podcasting teknolojisiyle birleştirmek gerçekten harika olmaz mıydı?