Merhaba kıymetli okurlarım. Yeni bir günden hepinize merhaba. Bugün sizlerle özel öğrenme güçlüğü konusunda konuşacağım. Özel öğrenme güçlüğü nedir, tanılanmalı mı gibi farklı sorulara cevap arayalım beraber.
İlk olarak öğrenme güçlüğü nedir bunu anlatacağım. Kitap tanımlarından uzaklaşarak yapacağım bunu
Öğrenme güçlüğü, öğrencilerin, okuma, yazma, matematik alanlarında yaşadıkları zorluklar olarak görünür. Öğrenciler yazı yazarken, harfleri okurken zorlanırlar. Harfleri bizim gördüğümüz gibi göremezler, yan yana gelen harfler onlar için adeta hareketli bir nehir gibidir. Suyun küçük dalgalar halinde birbirine karışması gibi, öğrenciler de harfleri böyle karıştırırlar birbirine. Yani harfler ve rakamlar adeta dans eder onarın gözünde.
Akademik alanların dışında da zorluklar yaşarlar. Sağ, sollarını karıştırırlar. Uzaklık yakınlık algıları zayıftır. Kolay kaybolabilirler, yolları karıştırabilirler, arkadaş edinmede zorlanabilirler…
Bunlar öğrencilere sınırlılıklar yaşattığı alanlar. Ancak bunların dışında öğrenme güçlüğü olan öğrencilerde zengin hayal güçleri, sıra dışı düşünme stili gibi zenginlikler de vardır. Bunlardan da bahsetmezsem olmaz.
Aslına bakılacak olursa, bu bir hastalık değildir. Sadece onların beyin yapılarındaki bazı farklılıklardan dolayı ileri gelen algılama problemleridir.
Peki bu öğrencilerin öğrenme güçlüğü olduğu ne zaman anlaşılır. Aslında, okul öncesi dönemler kendini gösteren belirtileri vardır. Ancak öğrencilerin büyük bir çoğunluğu ilkokula başladıktan sonra fark ediliyor. İlkokulda, kendilerinden beklenenin çok altında başarılar sergileyen öğrencilerde özel öğrenme güçlüğünden şüpheleniyor öğretmenler. Ve gerekli yönlendirmeleri yaparak tanılanıyor.
Peki hemen tanılanmalı mı öğrenciler?
Az önce de bahsettiğim gibi bazı öğrenciler okul öncesi dönelerinde bile fark edilebiliyor. Bazıları da ilkokulda. Öğrenciler hangi döneminde fark edilirse edilsin, tanılanmadan önce yapılması gereken bazı müdahalelerin uygulanması gerekiyor. Öğrencilerde öğrenme güçlüğünden şüphelendiğimiz özellikler aslında sadece gelişimsel bir gerilik de olabilir. Önce emin olmalıyız.
Birazdan bahsedeceğim bazı müdahaleler yapılarak öğrencilerin yanlış yere tanı almasının önüne geçebilir. Ayrıca, öğrenci gerçekten öğrenme güçlüğüne sahipse bile, müdahale ile çok iyi durumlara gelen öğrenciler de var. Tanıya gerek kalmayabilir.
Müdahalelere gelecek olursak, öğrencinin derslerde beklenenden daha düşük başarılar gösterdiği fark edildikten sonra, öğretmen öğrenci için öğretim uyarlamaları yapmalı. Öğrencinin sınıftaki yerini değiştirebilir, derste aktif katılması için sevdiği konuları derse dahil edebilir, şarkılar dramalar ile dersi ilginç hale getirebilir. Sınıfta ciddi bir planlama ile uyarlama yoluna gidilmeli. Bu diğer öğrenciler için de faydalı bir yoldur.
Öğrencide herhangi bir gelişme gözlenemezse, öğretmen öğrenciyi 5-8 kişilik küçük bir gruba ayırır. Bu aşamada öğrenciler ile daha yoğun ilgilenilir. Grup olarak etkinlikler yaptırılır. Sosyal anlamda gelişimleri de desteklenmiş olur. Grup halindeki çalışma bir süre devam eder. Öğrenci de ilerleme görülürse ilk aşamaya geri dönülür. Yani öğrenci sınıfta normal ortamda öğrenir. Ancak yine uyarlamalar yapılmaya devam edilir.
Ancak öğrenci ilerleme gösteremediyse, üçüncü adıma geçilir. Burada öğrenci ile birebir ilerlenir öğretmen. Öğrenci ile bireysel program ile çalışılır. Yoğun ve sürekli izlenen bu müdahale çok iyi gözlenmeli. Öğrencide ilerleme görüldüğü zaman bir önceki aşamaya geri dönülür. Ancak hala ilerleme görülmediği zaman öğrenci yönlendirilebilir.
Tüm müdahale süreci en az 4-6 ay kadar sürmeli, öğretmen öğrenciyi her aşamada sabırla izlemeli ve takip etmeli.
Öğretmenler bu müdahale programını yapmadan, öğrencide gördükleri belirtilere aldanıp öğrencileri tanı için yönlendirmemeliler. Çünkü öğrenci tanı alsa da yine kaynaştırma öğrencisi olarak sınıfa gelecek ve bu sefer BEP’in gerekliliklerinin uygulanması gerekecek. Öğrenciyi ve ailesini bu stresli sürece sürüklemeden de hallolabilir durum.
Bu yüzden Aile ile iş birliği içinde, öğrenci için en iyi eğitim öğretim ortamını sunmaya çalışmalı. Bunları yapmadan yönlendirilen her öğrenci, elimizden kayan bir öğrenci olabilir aslında.
Son olarak, bu konu ile ilgili bir film tavsiyesinde bulunacağım. “HER ÇOCUK ÖZELDİR” filmini izlerseniz öğrenme güçlüğü yaşayan bir öğrencinin hislerini daha iyi anlayabilirsiniz.
Dikkatlice beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Konu ile ilgili görüşlerinizi, yorumlarınızı ve bu konuda tecrübeniz varsa yaşadıklarınızı paylaşmanızı bekliyor olacağım. Sağlıcakla kalın.