s.b.pdr.93 @ gmail.com
Bezirgan Çelik

Merhaba değerli okurlar,
Bu yazıma sizlere bir soru sorarak başlamak istiyorum;
Düşünün ki...
  ''Her türlü kötü işleri yapmış,onlarca masum insanı öldürmüş,akla hayale gelmeyecek argo sözcükleri azından düşürmeyen,kendisine kapısını her açan insanın evinden bir şeyler alıp götüren,söylediği sözlerde hem yalan hem de hakaret olan,başkalarının hayatını mahremini hiç tanımadığı insanlara terbiyesizce anlatan edep yoksunu birsini tanıyorsunuz.Onu evinize misafir olarak davet eder,onun evde kalması için ısrar eder,ve daha ileri gidip ''göz bebeğiniz'' olan çocuklarınızın bakıcısı olsun ister ve de eşinizden,işinizden vakit tasarrufu yapıp onunla vakit geçirir miydiniz?
   Bu soruya karşılık ''Ya şimdi bu da soru mu ?.Hangi çılgın böyle bir şey yapar?'' dediğinizi duyar gibiyim.Evet katılıyorum , farkında olarak düşündüğümüzde kimse böyle bir şey yapmaz.Fakat ;''Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım'' diyerek yedi düvele nam salan Türkiye olarak, malesef bir günde izlenme oranın ''Üç buçuk saat'' olduğu yukarıda bahsedilen özelliklerinin hepsine sahip bir ''kara kutu '' karşısında farkında olmadan fakat kendi isteğimizle kendimize ve ''hayatının anlamı'' olan sevdiklerimize pranga vurmaktayız.Bizi günlük üç buçuk saat esir eden ''kara kutuyu'' evimizin en güzel köşesine koyuyor,ona en sevdiğimiz insanlardan daha çok vakit ayırıyor , hatta ona toz kondurmayıp üzerine kendi ellerimizle dantel örüyoruz.Peki bu toz kondurmadığımız ''kara kutu'' bizden neleri çaldı.

En Değerli Hazinemizi...
Yazarın biri;
   ZAMAN çok değerli bir sermayedir.
   ZAMAN mutlak kardır.
   ZAMAN satın alınmaz.
   ZAMAN saklanmaz ve depolanmaz.
   ZAMAN çoğaltılamaz.
   ZAMAN kesinlikle bir daha geri gelmemek üzere akıp gider.
    Diyerek zamanın tanımını ve önemini kısa ve öz olarak açıklar bize.Doğan her yeni gün,  kişi için karşılıksız ve geri ödemesi olmayan yüz milyarlarca kredi değerindedir. Fakat bütün bunların farkında olmazsak ya da uygulamazsak bu bize bahşedilen değer asla geri gelmemek üzere heba olup gitmektedir.Nitekim buna sebep olanlardan bir tanesi de yukarıda bahsettiğimiz televizyondur.Malesef Tüik verilerine göre ülkemizde ortalama günlük 3 buçuk saat televizyon izlenmektedir.Bu rakam haftalık 24,aylık 4 gün, ortalama 70 yıllık ömrü olan bir insan için ''5 yıl'' demektir.İnsan oğlu öldükten sonra ZAMANIN YARATICISI tarafından sorulan ilk soru “Dünyada ne ile meşgul idiniz? Ne yaptınız?” olacaktır.Bu soruya ömrümde zihnimi ve  bedenimi ''beş yıl'' televizyonla meşgul ettim cevabını vermek daha doğrusu verememek...
    Televizyon sadece zamanımızı almakla kalmayıp TV başında kaldığımız süre zarfında görsel yolla beyine görsel yolla yoğun şekilde bilgi akışı olmaktadır.Bu durum kişinin zihnini hem çok yormakta hem de izlenilen programın yararlı olmaması durumunda zihin gereksiz bilgilerle meşgul olacaktır. Bill Gates zihni meşgul etmek ile ilgili şu sözü söyler.''Boynumuzdan yukarısının milyarlarca dolar ettiğini,ama boynumuzdan aşağısının asgari ücrete tabiidir.. Hayalini kurduğunuz mükemmel hayata kavuşmak istiyorsanız, boynunuzdan yukarısını çalıştırmak gerektiğini unutmamalısınız.''

En Sevdiklerimizi(Gözümüzün Nurunu)...

   Ünlü ABD’li kişisel gelişimci Zig Ziglar, “İtiraf etmeliyim ki, eğer evlerinde televizyon olmasaydı çocuklarımız büyük ihtimalle “farklı” olacaklardı. İlk birkaç haftadan sonra “farklılaşacaklardı.” Daha mutlu, daha konuşkan ve açık yürekli, daha üretken, daha Müşvik, daha rahat, ahlâkî yönden sorumluluk taşıyan ve toplumsal yönden kabul gören insanlar olacaklardı.” demektedir. Şüphesiz televizyon en fazla çocukları tehdit altında bırakmaktadır.Nedir bunlar;
* Seviyesiz televizyon programları, uygunsuz haberler, cinsellik, şiddet içeren yayınlar çocukların gelişimini çok olumsuz etkilemekte, insanları olumsuz davranışlara sevkettirmekte, toplumu ve toplumun değer yargılarını zehirlemektedir.Annelere sorsak çocuklarınıza zehirli yemek yedirir misiniz diye sorduğumuzda ölürüm de öyle bir şey yapmam der herhalde.Evet hiç bir anne çocuğuna zehirli aş vermez.Fakat şu bilinmelidir ki zehirli aşı yiyen çocuk midesi hastaneye kaldırılır midesi yıkanır ve eski yaşamına devam eder.Ama zehirli programlardan zehirli örnek,zehirli bilgi, zehirli davranış öğrenirse bunun tedavisi kolay olmamaktadır.Etkisi yıllarca sürebilmekte,facialara sebep olmakta ve de sonraki kuşaklara bu zehir aktarılabilmektedir.Annelerin nasıl çocuklarına yedirdiği yemekte ince eleyip sık dokuyorlarsa çocuklarının izlediği TV programlarında da seçici ve kontrollü olmalıdır.

* Televizyon programları insanları gerçek hayattan koparmakta, insanları kendi dünyasına katarak istediği şekilde yönlendirmektedir. Bu bakımdan insanların sosyalleşmesinin önünde de büyük bir engel oluşturmaktadır.Amerika'da yapılan araştırmada çocuklara evden baba mı gitsin yoksa televizyon mu sorusuna %70 i baba gitsin cevabını vermiştir.Bu rakam durumun vahametini göstermektedir.Çocukları televizyonu emanet edip, anne ve babaların biraz kafa dinleyeyim mantığının ne kadar yanlış olduğunu gözler önüne sermektedir.

* Özellikle 4-7 yaş arasındaki çocukların televizyon izlemeleri onların sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu dönemdeki çocuklar televizyon programlarında gördüklerini somut olarak algılamaktadırlar. Korku, şiddet vb. görüntüleri içeren programlar çocuklarda uyku bozukluğuna neden olabilirken, uygunsuz içerikler de çocukları büyüdüklerinde bu tür davranışlar sergilemeye itmektedir.Malesef ülke olarak nasıl olsa canlanacak geri gelecek düşüncesiyle arkadaşını öldüren,kendisini balkondan atan çocuklara hepimiz şahit olduk.
* Bilindiği gibi yazılı kültür, insanlara düşünmeyi, yorumlamayı ve sorgulamayı sağlar. Oysa televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar sadece gösterilenleri almakla yetinir olmuşlardır. Bilgiyi özümsemeden, gör-geç tarzında alan çocuğun düşünme ve problem çözme becerileri olumsuz etkilenir. Ayrıca çocuğun aşırı televizyon izlemesi, onu okumaktan, sinema ve tiyatroya gitmekten, hatta çoğu kez oyun oynamaktan bile yoksun bırakmaktadır.
   Değerli anne babalar televizyon elbette tamamıyla zararlı teknoloji değidir.Doğru ve kontrollü seyredildiğinde kişiye küreselleşen dünyadaki,ülkedeki gelişmelerden haberdar olma, kişinin eğlence ihtiyacını giderme gibi faydaları vardır.Çocukların TV izleme süresi günlük 1 saati geçmemelidir.Çocuğun yaşına uygun olmayan programlardan uzak tutulmalıdır.Çocuklara bu konularda bilgi verilmelidir.Anne ve ve babaların her şeyden önce bu konuda model olması gerekir.Aksi taktirde Grup Vitamin’in şarkısını hep beraber söylemek zorunda kalırız. ‘Televizyon altı kanal oldu / Bizim oğlan bir tuhaf oldu / Her gün TV seyretmekten / Rengi sararıp soldu / Bizim soluk benizli oğlan / Düzelmeyecek gibi / Ne zaman reklamlar başlasa tavana vuruyor dibi...’
     Bir evde günlük dört saatten fazla saat televizyon izleniyorsa o evde iletişim yoktur.Ne anne baba birbirinden ne de ebeveyn ve çocuklar birbirinden haberdardır.O evde her şeyin konuşulduğu sıcacık aile muhabbeti yoktur.Evde tek reis vardır.O ne derse o olur.O ne giyileceğini söyler, o ne zaman ne yenileceğini söyler.Hatta nasıl düşünülmesi gerektiğini bile o söyler.Fakat şu bilinmelidir ki tek bir tuşa basmak bütün bunların önene geçebilir.

      Değerli okurlar televizyonun kontrol altına alınmadığı  takdirde bize,ailemize ,ülkemize olan zararlarını sayfalarca yazabiliriz.Bütün bunları yazmak ve ya bilmek belli bir düzeye kadar farkındalık kazandırır fakat çözüm değildir.Çözüm izlenilen programı,izleme süresini ve zamanını sağlıklı bir şekilde ayarlayabilmektir.Yetişkinler bunu kendine göre yapma becerisine sahiptirler fakat çocukların bu konuda ebeveynlerinin takibine ihtiyaçları vardır.Bunun için çocuğa iki yaşından önce televizyon izlettirilmemeli ve televizyon bebek bakıcısı olarak kullanılmamalıdır. Televizyon programları çocuk ya da ergen ile birlikte izlenmeli. İçeriğin olumlu ve olumsuz yönleri birlikte tartışılmalı ve gerçek hayatta olamayacak yönler anlatılmalı. Çocukların yatak odalarında televizyon ve bilgisayar bulundurulmamalıdır.
                           Herkese az televizyon izlediği , bunun yerine çok kitap okuduğu günler diliyorum...
    
                                                                                                                
KAYNAKÇA
Sait ÇAMLICA/Anne Katili Nasıl Yetişir/Okuyorum Yayınları/Nisan 2009
Adem Güneş/Aksiyon Dergisi
Nevzat Tarhan