Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Biri Altay dağlarının zirvesine çıkıp en eski bayramımız hangisidir diye sorsa, hep bir ağızdan Nevruz dememiz gerekir.

Ramazan ve Kurban Bayramımız için Türk milletinin İslam’la tanıştığı yıllardan itibaren bir hesap yapsak; yaklaşık 1200 yıllık bir geçmişleri var diyebiliriz.

23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımız, yüz yaşına yeni girdi. 30 Ağustos Zafer Bayramımız ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız ise henüz yüz yıllarına yeni basmak üzereler. 

Oysa Nevruz Bayramımızın 5000 yıllık bir tarihi var!

Türkçe sevdalısı Yavuz Bülent Bakiler bir makalesinde; Eski Çin kaynaklarına dayanarak, Hunların ve Göktürklerin her yıl 21 Mart’ta kırlarda, yaylalarda Nevruz şenlikleri yaptıkları bilgisini bizlerle paylaşıyor.

Sözün Doğrusu serisinin ikinci kitabında bulunan yazıda, Türk dünyasının en önemli ortak bayramı olan Nevruz’un Anadolu’ya Selçuklularla beraber geldiği, Osmanlıların bu şenlikleri devam ettirdiği bilgilerine yer verilmiş.

Büyük Selçuklu Sultan’ı Melikşah’ın vezirlerinden Nizam-ül Mülk’ün hazırlattığı takvimde, Anadolu Selçuklularında mali yılın Nevruz’la, yani 21 Mart’la başladığı, Osmanlıların da bu uygulamayı sürdürdükleri yine önemli bilgiler arasında. Uygulama 1980 yılına kadar devam etmiş.

Makaleye göre, Türk dünyasını birbirine bağlayan bu kutlu gün Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra önemini maalesef kaybetmeye başlamış.

Sosyalist Rusya’nın, hakimiyeti altında tuttuğu Türk topluluklarının bağlarını koparmak için Nevruz Şenliklerini yasakladığı ve bu yasakların 1990 yılına kadar devam ettiği belirtilmiş. Bu tarihten itibaren Lenin heykelleri meydanlardan bir bir sökülüp atılınca, Nevruz Şenlikleri tekrar başlamış. Özbekistan’ın ilan ettiği ilk resmi bayram Nevruz olmuş.

Bakiler Türkmenistan’da gördüğü ilk Nevruz Bayramını bakın nasıl anlatıyor:

“1992 yılının 21 Mart’ında 4,5 milyonlu bütün Türkmenistan meydanlarda ve kırlardaydı. Başşehrin en büyük caddesinde her yüz metrede bir, yerlerde Türkmen halıları serilmiş, Türkmen çadırları kurulmuş, Türkmen halk şairleri sazlarına gönüllerince vurmaya başlamışlardı. Büyük mağazaların camları yeşil, kırmızı, sarı renklerle süslenmişti. Çünkü eskiden 100 bin kişilik Selçuklu orduları yeşil, sarı, kırmızı renkli sancaklarla, bayraklarla yürüyorlardı.”

En güzel Nevruz kutlamalarını Özbekistan’da gördüğünü ifade eden Bakiler, Kırgızistan’da ise gençlerin çok eski bir Türk geleneğine uyarak, günahlarından arınmak için, yaktıkları ateşin üstünden atladıklarını paylaşmış bizlerle.

Bu güzel makaleyi okudukça Nevruz’un milli önemini bir kez daha anladım.

Nevruz bizim köyde de kutlanır. Nevruz’u Hıdrellez ile bir araya getiren yerlerde vardır. Ateş yakılıp üstünden atlama, bizim köy dahil birçok Anadolu köyünde halen devam etmektedir.

Osmanlı’nın doğduğu topraklara, Söğüt’e gidip, Ertuğrul Gaziyi anma şenliklerine katıldığınızda ise yeşil, kırmızı, sarı renklerin güzel kızlarımızın başında, yiğit evlatlarımızın omuzlarında olduğunu görebilirsiniz.

Üniversite yıllarımda, 21 Mart Nevruz günü bir takım bölücü unsurların Nevruz kutlamalarında olay çıkaracağını duymuştuk. Arkadaşlarla böyle bir durum olursa ne yapalım diye istişare ederken, şöyle bir fikir ortaya atmıştım bizim bayramımızı gidip coşku ile biz kutlayalım, bizi gören zaten oraya gelemez demiştim.

Nitekim öyle oldu, biz halay başında Türk bayrağını dalgalandırmaya başlayınca kutlamaları milli bir heyecan sardı. Hiçbir olay olmadığı gibi, çok eğlendik. Memleket için gerekirse ateşe atılacağımızı görsünler diye, yakılan ateşin üstünden atlamayı da ihmal etmedik.

Diyeceğim şudur ki; binlerce yıllık bir geçmişi olan, Türk milletinin bağlarını güçlendiren Nevruz, resmi bayram olmayı hak ediyor.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın bu konuda bir adım atması; 21 Mart günü sadece Ankara’nın, Bakü’nün, Aşkabat’ın, Nur Sultan’ın, Bişkek’in değil; dünyada nerede bir Türk evladı var ise oraların yeşil, sarı ve kırmızı renklerle süslenmesi demek olacaktır.

Varsın gerisini hainler düşünsün!

Nevruz Bayramımız kutlu olsun!

Ne mutlu Türk’üm diyene!