Önümüzde bir seçim var il kongresi bununla ilgili değerlendirme yapmadan önce duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.
NEFS VE ESARET
Kur'an -ı Kerim'de üçyüze yakın yerde “ nefs ” kelimesi geçmektedir . Bu kelime, filozoflar, kelâm, fıkıh ve tefsir alimleri tarafından muhtelif manalarda kullanılmış; ruh, can, kalp, ceset, benlik, bir şeyin hakikati, özü ve bütünü gibi yirmiyi aşkın mana verilmiştir.
Alimler,sufiler
Nefsi ikiye ayrılmıştır.
Hayvanî nefs, insanî nefs

Birincisi: “Bir şeyin özü, zatı, kendisi” anlamındadır. Buna ‘hayvanî nefs' de denir.

Hayvanî nefs, Halk Alemi ( Yaradılmışlar Alemi)' ndendir . İnsanî nefsin bineği ve bütün şehvetlerin kaynağıdır. His, hareket ve hayat menbaıdır . Beş duyu organı ve diğer kuvveler vasıtasıyla hayatı, eşyayı kavrar.
Nefsin sonu nedir?
Külli nefsin zâikatü'l-mevt", yani "Her nefis ölümü tadacaktır." meâlindeki âyet Kur'ân'da üç sûrede geçmektedir. (bk. Âl-i İmran, 3/185; Enbiyâ: 21/35; Ankebut, 29/57) Bu âyetlerde "nefis", insanın ruhunu ifade etmektedir. Çünkü insan bedeni ölür, ama ruh ölmez. Orası ise ruhlar âlemidir. Buna göre ölüm, ruhun bedenden ayrılmasını ifade ediyor.
Bu hatırlatmadan sonra asıl konumuzla ilgili bir şeyler yazmak gerekiyor.
Hayatım boyunca naçizane ülkücü fikir sistemini anlamaya yaşamaya çalıştım. Bu dava da ülkü ocaklarının her kademesin de görev yaptım. Çocukluğum gençliğim bu hareketin içinde geçti.
Hayatımdaki her şeyi ailemden sonra bu davaya borçluyum. Türk İslam davasını tanımak ve yaşamaya çalışmak şerefine nail oldum.
Bu dava içinde birçok ülküdaş edindim. Yeri geldi bu ülküdaşlarımız ailemizin yerini aldı.Bize can yoldaşı oldular.
ALLAH hepsinden razı olsun.
Bu hareket de Alpler, erenler tanıdık. Vefayı ,sadakati bu davada örgendik.
Bir birinin kollarında şahadet şerbeti içen bozkurtların destanları ile büyüdük.
Yar ,yaren olan ülkü devlerini, kahramanları tanıdıkça kalbimiz vatan ,millet aşkı ile çarptı.
Hani ATSIZ HOCA nasıl tanımlamıştı oysa
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

Peki, ne odluda ikbal için makam mevki için birbirlerine giren birbirini ihanetle suçlayan insanlara dönüştük.
Sakarya da seksen sonrası bir yapılanma olmuştu. Bu yapı et ve tırnak gibiydi. Dosta güven ,düşmana korku salıyordu.
Sonra iktidarı yaşadık.Bu yapı alnının akı ile bu süreçten de çıktı.Kimse harama tenezzül etmedi.
Ancak taban unutuldu.Bürokrasi içerisinde yeni dost tutanlar oldu.Bunun yanında güce üşüşen sineklere kapılar açıldı.
Artık ayrılık tohumları ekilmişti.Fitne,dedikodu bulaşmıştı.Adamcılık, adamın adamlığı başlamıştı.
Bir tek dava adamı olamamışlardı. Türkeş’in askeri olamamışlardı. Nefsiniyenen adam olamamışlardı.
Sonuç kardeşler arasında siyasi rekabetin ötesinde husumet başladı.
Şimdi bu oyunu bozmak gerekir.Birileri milletvekilliğini garantilemek ve sürdürmek için kimseyi kavga ettirme gücünü bulamamalı.
Bu kongre birlik, beraberliğin ,kardeşliğin ,yeniden dirilişin kongresi olmalıdır.
Her iki listede de çok değerli bozkurtlar vardır. Sadece nefsineyenik düşenler ve aramıza girenler, devşirmeler ayrık otu gibi temizlenmelidir.
Sakarya ovası Bozkurt yuvası olarak kalmalıdır.
SELAM SAYGI DUA İLE