Bizler bu şehrin çocuklarıyız. Hendek’te doğduk, burada büyüdük ve burada yaşıyoruz.

Şunu hatırlatmak isterim. Bir kısım arkadaşlarımız, dostlarımız, kardeşlerimiz, çocuklarımız okul ve iş hayatı dolayısıyla bu şehrin dışına çıktılar. Ama er veya geç, bir şekilde dönülecek yer bu güzel şehrimiz. Biliyorum ki onlarda bunun farkındalar.

Uzun zamandır Şehrimizin gelişmesini ve yatırımlarını takip ediyorum. Güzel şeyler oluyor. Dikkatlerden kaçan en önemli şey, bu değişimler şehrimize ne getiriyor, ne götürüyor?

Siyasiler şehrimizi geliştirelim derken bu şehrin havasını, suyunu, kültürünü ve yapısını dikkate almıyorlar. Buda çok acı ve üzücü bir durum.

İlçemizde Eğitimde başarı seviyesi çok düşük. Bu istatistikler ile belli. Eğitim öncelikli olması gerekirken, öncelikler farklı mecralarda yürüyor. Geçtiğimiz yıllarda Eğitimin elzem olduğu şehrimizde Fen Lisesi beklerken Hendek’e Cezaevi getirildi.

Umarım şehre bunu getirenler, ilçemizden nelerin götürüldüğünün hesabını da yapmışlardır.

Bugüne kadar sanayi getirelim diyenler, bu şehrin hava kirliliğini, dönüşüm ve kimyasal fabrikalarının, doğaya, suya, havaya olan olumsuz etkilerini herhalde hesap etmediler. Bunu bedelini Hendek halkı ödüyor ve ödemeye devam ediyor.

Şimdi buradan bir Hendek’li olarak sesleniyorum.

Mevcut Belediye Yetkilileri, Kamu kurumları ve Siyasiler. Şehrimizi geliştirelim derken, olayın sadece Ekonomik boyutuna bakmayın. Sosyal, Kültürel ve Yaşamsal boyutuna, Alt yapısına, Neleri götürdüğüne de bakın.

Şimdi gelelim asıl konuya.

Kapatılan Cezaevini el birliği ile bir eğitim yuvasına dönüşmesi için bir hamle yapında geçmişte yapılan hatalı projelerin telafisi anlamında ve bundan sonraki oluşumlar hakkında en azından götüren değil getiren bir proje olarak şehrimize kazandırın.

Eğitim ne kadar kaliteli ve seviyesi yüksek olursa, Cezaevleri o kadar az olur. Sahip olmak değil, sahip çıkmak adına el ele, gönül gönüle şehrimiz için en güzeline adımlar atalım. Bu şehir bizim