SAÜ Eğitim Fakültesi

Akılcı-duygusal yaklaşıma göre insan hem akılcı hem de mantık dışı bir varlıktır ve tezatlıkları içerisinde barındıran bir varlıktır. Rasyonellik ve irrasyonellik doğrusu üzerindeki konumuna göre bir bakış açısı geliştirir ve yaşar. Rasyonalite dediğimiz şey insan yaşamını kolaylaştıran, düzene sokan ve uyumu sağlayan bir düşünce yapısıyken; irrasyonelite, çeşitli bilişsel çarpıtmaları içinde barındıran mantık dışı bir düşünce yapısıdır. Hangisinin daha ağır olduğuna göre de kişi hayata o pencereden bakar. Düşüncelerimizin davranışlarımızı etkilediğini söylersek mutlu olmak da mutsuz olmak da kişinin davranışlarını düşünceleriyle yönetmesinden geçer

İnsan mantıklı düşünme yetisini geliştirdiği takdirde kendini duygusal rahatsızlıktan, toplumsal uyumsuzluktan kurtarabilir. Önemli olan kişinin kendine ve başkalarına karşı kullandığı “meli, malı” dan vazgeçmesidir. “Hayır, tüm insanlar seni sevmek zorunda değil seni seven kadar sevmeyenler de olacaktır”. İnsan bunun muhakemesini yaptıkça kendi olmaya başlayacak ve toplumda bir yer edinecektir. Daha esnek, daha mantıklı olabildiğimiz ve otomatik düşüncelerden uzaklaştığımız ölçüde  yaşama anlamlı ve pozitif bir perspektiften  bakabiliriz. Aksi halde çarpıtmaların içerisinde kalabalıklaşırken toplum içinde silikleşmeye mahkum oluruz.

Oysa bahsettiğim irrasyonellik ve rasyonellik doğrusunda nerede duracağımızı bilmek, hayatımıza anlamlı bir çerçeve oluşturmakta fayda sağlayacaktır. Böyle olduğunda mükemmeliyetçilik, felaketleştirme ve benzeri çarpıtmalara sığınmadan düşüncelerimizi normalize ederek davranırız. Her şeyin yolunda gidemeyebileceğini, mükemmel olamayacağını bilerek. Sizi rahatsız eden düşünceler içerisinde kaybolmayıp  hayatın uyumunu yakalamanız dileğiyle.