Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Bir Ramazan ayına daha kavuşmanın sevincini yaşarken, bu ayın bende oluşturduğu mana ve etkiden sizlere biraz bahsetmek istiyorum.

Ramazan ayı dilediğini yapabilmek arzusunu her daim içerisinde taşıyan insanoğlu için yasaklarla dolu bir ay olarak görülebilir.

Bunun yanında insanoğlunun kendisi tarafından ortaya koyulmuş bir takım düşünce akımlarının mantığına uymayabilir de.  

Bu noktada Ramazan ayının İslam’a özgü bir ay, getirdiği kısıtlamaların ise İslam toplumu ile ilgili olduğunu göz önünde bulundurursak, Müslüman ve hürriyet kelimeleri arasındaki bağı incelememiz, yerinde olacaktır.

Bir Müslümanın hürriyet anlayışını tek bir cümle ile tarif etmek istersek: “Allah’tan başkasına kul olmamak” ifadesi bunun için yeterlidir.

Öyleyse bizim hürriyetimiz yüce Allah’ın emir ve yasakları ile sınırlı olup bunlara uymayı başarabilirsek, sonsuza kadar sürecektir diyebiliriz.

Ramazan ayı, bu konuda hep birlikte en çok gayret ettiğimiz aydır.

İmsak vakti okunan ezanlarla oruç ibadetinin getirdiği yasaklar başlarken, akşam ezanı ile dilediğimizi yiyebilmenin hürriyetine kavuşuruz.

Çoğu zaman birkaç lokma ile karnımızı doyurur, sonrasında irademize hakim olmanın tadına varırız.

Her yıl on gün önce gelerek mevsim mevsim dolaşan Ramazan ayının hilali, bazen kısa ama soğuk kış günlerinde bazen ise sıcak ama uzun yaz günlerinde görülür.

Varlığını sürdürebilmek adına bütün insanlar gibi çalışmak zorunda olan İslam ehli, sağlığı müsaade ettiği müddetçe soğuk, sıcak demeden, dünyanın sıkıntılarından kurtulup; sonsuz bir hürriyete ve eşi bulunmaz bir huzura kavuşmak için, orucunu tutmaya çalışır.

Bu yönüyle oruç ibadeti, yüce Allah’a tam manasıyla teslim olduğumuz vakit nelerin üstesinden gelebileceğimizi bizlere her yıl, yeniden, göstermiş olur.

Dinimizin en temel ibadetlerinden olan oruç, milli kültürümüzün de en önemli öğelerinden biridir. 

Ramazan gelince caddelerimizi, sokaklarımızı başka bir heyecan kaplar. Çocuklarımız, davulcuyu görmek için pencerelere, kapılara koşarlar. Yaşlılarımızın yüzleri, bir Ramazan’a daha kavuşmanın huzuru ile biraz daha nurlanır.

Belki uzun süredir çalınmayan kapılara, kokusu giden yemeklerin ikramı götürülür. Vakit girdiğinde patlayan top yüzlerce yıl önce bu geleneği başlatan ecdadımızın kulaklarını çınlatır.

Kısaca, hep birlikte halde Allah yolunda olmanın huzuru; akşam ezanının ilk okunduğu ilimiz Hakkari’den, en son okunduğu ilimiz Edirne’ye kadar bir uçtan bir uca bütün memleketi sarar.

Bizleri Ramazan’a kavuşturan yüce Allah’a hamdolsun!