Selamün aleyküm. Şu fani dünyada aynı anneden ve aynı babadan doğan çocukların üç kuruşluk, beş kuruşluk menfaatten dolayı birbirleriyle kardeşlik bağlarını bile koparabildikleri, yıllarca dargın, küs yaşadıkları bir hayat içinde bulunuyoruz. Aynı annenin babanın çocuğu olmak bile menfaatlerimizden fedakarlık yapıp kardeşliğimizi, aynı annenin aynı babanın çocukları olmamızı öne geçiremiyor. Bir köyü hatta bir aileyi paylaştıkları halde küçücük bir tarlayı paylaşmadıklarını görüyoruz. Bu pek çoğumuzun şahit olduğu yada bizzat yaşadığı içler acısı bir durumdur.     İki kardeşin anne babası bir olduğu halde bir tarla yüzünden birbirleriyle kardeşliği sona erdirdikleri bu dünyada insan oğlunun gözleri önünde sevgili Peygamber s.a.v efendimizin birbirleriyle dünyevi hiç bir bağı bulunmayan, belki de daha önce birbirleriyle savaşmış bulunan Mekkelilerle Medinelileri kardeş yaptığı büyük bir örnek de vardır.

İnsanlık tarihinin benzerini bir daha kaydedemediği şu Medine'de muhacirlerle Ensar'ın kardeş olmaları olayı bir köyde aynı annenin aynı babanın çocukları olduğu halde, anne bir baba bir kardeşliğe rağmen bir tarla için, bir tarla mirası için birbirlerine silah kuşanan, birbirlerini mahkemeye veren insanların bulunduğu bir dünyada nesil bağı bulunmadığı halde Allah'ın kulu olmakta kardeş oldukları için asırlarca savaştıkları insanlarla bile birbirlerine kardeş muamelesi yapan, tarlalarını o yabancı kardeşlerine bölüp taksim eden bir örnek de var bu dünyada.  Ben tarladaki hissemi, apartmandaki dairemi kardeşime feda ettim diyeni zor bulunur bu dünyanın. Ama Medine'deki hurmalıklarımı Mekke'den gelen kardeşlerime hediye ettim ya Resülallah " diyen yüzlerce mümin bulundu bu dünyada. Bırak bana İstanbul'daki daireyi ben de sana köydeki tarlayı bırakayım diyen olur.

Bunun örneği çok görülür ama " Allah bana cennetten bir karış versin, şu Medine'yi kardeşime  feda ettim" diyen Ensar bulundu sadece. Allahtan bekleyip dünyadakini veren müminler, şahidi Allah, tutanağı Kur'an olan bir iş yaptılar. Böyle bir olayın haber tarihinde değil Kur'an sayfalarında geçtiğini görüyoruz. " Kendi topraklarını, bahçelerini mümin kardeşine feda edenler" diye Allah Kuran'da söylüyor. Bir hikayeden destandan yada masaldan bahsetmiyoruz Kur'an hakikatini söylüyoruz. Demekki bir gerçek var Aziz müslümanlar, İmanımız öyle bir çatıdır ki anne- babalığın kapsayamadığı kadar büyük bir alanı kapsamaktadır bu kardeşliğimiz, İman kardeşliğimiz. Tekrar dünyaya ırk,kültür, kavim, renk, cemaat, parti, olarak değil İman kardeşliği üzerinden bakarsak hem Doğu Türkistan'daki Zeynep'leri kurtarır hem de tekrar Kudüs yürüyüşünü başlatabiliriz.

Allah'a emanet olun.