Ülkemizde seçimleri çok şükür kazasız belasız 1 Kasım da yaptık. Milletimiz yine tarihi bir katılımla %85 oranında gittiği sandıkta iradesini ortaya koyarak %49 la bir partiyi yeniden tek başına iktidara getirdi. 48.522.149 seçmenin ortaya koyduğu bu iradeye saygı duymak demokrasinin gereğidir.

Aynı şekilde bir demokratik sistemde muhalefette olmazsa olmazlardandır. Muhalefetin olmadığı bir sistemde iktidarı kim denetleyecek? İktidarın yaptığı yanlışlara kim dur diyebilecek? O zaman etkili bir muhalefete her demokrasinin, her idarenin ihtiyacı vardır.

Peki, ülkemizde durum bu noktada mı? Etkili bir muhalefet var mı? Seçimlerin sonucuna baktığımızda durumun böyle olmadığı açıkça görülmektedir. 2002 yılından beri tek başına ülkeyi yöneten AKP’nin karşılığının olmadığını, son seçimlerde milletin verdiği oylarla görmekteyiz.

Vatandaş muhalefeti bırakın sınıfta bırakmayı, neredeyse okuldan atmak üzereydi.

Aslında iktidarın yaptığı bazı yanlışlar nedeniyle 7 Haziran da AKP ye sarı kart gösteren Milletimiz, muhalefete bir şans vermişti. Ama bunu iyi okuyamayan muhalefet, zafer sarhoşluğuyla iktidar oyununu gereği gibi oynayamamıştır.

Bizim köşemizi takip edenler bilir. 9 Temmuz da yazdığımız “Seçim hükümeti mi Geçim hükümeti mi” yazımızda bu uyarıları hem iktidara hem de muhalefete yapmıştık.

Anlaşılan o ki iktidar dersine iyi çalışarak milletin uyarısını dikkate almış, hükümet kurmak için elinden geleni yaptığını, muhalefetin buna yanaşmadığını söyleyerek seçmeni buna inandırmıştır. Sonrada “ne yapalım seçime tekrar gidelim, milletimiz karar versin” diyerek vatandaşın hakemliğine başvurmuştur.

Hem çözüm sürecinde izlediği politikayı gözden geçirerek, hem de ekonomik beklentilere cevap vererek millete yeni vaatlerde bulunmuştur. Bunları yaparak Milletimizden tek başına iktidarı yeniden istemiş, kendilerinin bile beklemediği oranda seçmenden destek almışlardır.

Muhalefete gelince, birisi her şeye evet diyerek güvensizlik telkin etmiş, diğeri ise her şeye hayır diyerek iktidar olmak istemiyor algısı yaratmıştır. Meclise yeni giren parti ise Pkk terör örgütüyle organik bağını kesememiş, Türkiye partisi olamamıştır. Muhalefetin eleştirebileceğimiz  daha birçok yönü vardır. Ama bizim kültürümüzde “düşene bir tekmede biz vuralım” anlayışı asla olmamıştır.Biz eğitimcilerin en büyük özelliği eleştirmek değil, doğru yolu göstermektir. Onun için muhalefetin yapması gereken, siyasetin ve demokrasinin gereği olan bazı temel davranışlar vardır.

Öncelikle yapmaları gereken,  yenilginin faturasını tüm muhalefet parti liderleri başkalarına değil, kendilerine keserek hiç vakit kaybetmeden istifa etmelidirler. Madem milletin iradesine saygı duyulması gerektiğini düşünüyorlarsa o zaman yalakalarının, yandaşlarının dediklerine değil milletin dediğine, gerçekten onlara destek veren partililerine kulak asmalıdırlar. Merak etmeyin partilerinizin içerisinde binlerce kişi en az sizin kadar hatta sizden bile daha iyi bu işi yapabilirler.

Bundan sonra partiler, yeniden umut olabilecek liderleri insanımızın önüne çıkartmalıdırlar. Önce parti politikalarını yeniden gözden geçirerek, 78 milyon insanımızın beklentileri ile dünya gerçeklerini mümkün olduğunca örtüştürüp yenilemeleri gerekir.

Yapıcı bir muhalefet izleyerek, ölçüyü kaçırmadan, hakaret etmeden, olumlu bir dille eleştirilmesi gereken yerde eleştirilerini yapmalı, destek olunması gereken yerde de hiç komplekse kapılmadan iktidara desteğini vermeleri gerekir. Seçime giderken de şapkadan tavşan çıkartmak yerine, ayakları yere basan projelerle milletimizin desteğini istemelidirler.

Tüm bu söylediklerimi yapmak zor değil. Yeter ki bencillikten, enaniyetten, benmerkezci olmaktan çıkıp, biz demeyi bilen akılcı ve istişareye önem veren, toplumu peşinden sürükleyebilen yeni liderleri bulabilsinler. Millete ve kendi partilerinin içerisindeki yetişmiş kişilere, kadrolara güvensinler.O zaman milletimiz herkesin hakkını teslim edecektir.

Kısacası demokrasimizi, etkili ve iktidara denetleyebilecek,verdiği vaatleri takip edebilecek, vatandaşın her alanda hakkını savunacak muhalefet partilerinden yoksun bırakmasınlar. Yoksa bırakın iktidar olmayı, bundan sonra apartmana yönetici bile olamazlar.

Anlayana sivrisinek saz…