Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Bugün Cuma namazında verilen hutbenin giriş kısmında öyle bir tanım vardı ki, özelikle son birkaç yıl hatta son birkaç gündür şahit olduklarımız gözümün önünden film şeridi gibi geçti.

Neredesin ey toplumsal Ahlak diye feryat eder duruma düştüğümüz bu günlerde neler duyduk, neler gördük neler.

Sondan başlayalım, İstanbul’un göbeğinde İstiklal caddesinde hepimizi derinden etkileyen bir bombalı saldırı yaşandı, Türk milletinin dirayetini kırmak ve korku psikolojisi oluşturmak için yapılan bu eylem sonrası malum hepimiz ülkemiz hakkında endişe etmeye başladık. Can kaybı yaşayanlar ve aileleri ile ilgili üzüntü duyduk.

Biz bu haldeyken herkes tarafından tanınan bir iş adamı kalktı bu konuyla alakalı öyle dengesiz bir cümle kurdu ki, apartman katlarını yukarı doğru çıktıkça kendisine ait bazı değerlerinin ne kadar aşağıya doğru gitmiş olduğunu gördük.

 Aklı fikri parada, pulda, lükste, sefada, zevkte olan şahsiyetler maalesef her şeyi bu göz ile değerlendirmekte, adeta bu olay üzerinden bile reklam ve pirim yaparak yeni yapacakları binaları, git gide çökmekte olan toplumsal ahlakımızın üzerine temellendirmektedirler. Hal böyle olunca o katlarda oturup memleketi geçtim insanlık namına endişelenen bir evlat yetişir mi, sorusunu kendi kendime sorduğumda, firavunun sarayında Hz. Musa’yı yetiştiren yüce Allah’ı anıp tövbe ettim.

Bir diğer olay, bir vakıfta yaşandığı söylenen ve şuan adli makamlar tarafından işlem başlatılan ve adeta içimizi dışımıza çıkaran “tecavüz” olayı. Ve arkasından icra makamlarında bulunan kişilerin yaptıkları ve yapamadıkları açıklamalar.

Yetki sahibi bu arkadaşların geçmişte yaşanan olaylara verdikleri tepkileri düşündüğümüzde, ilk olarak aklımıza uydurma belgelerle şuan içinde bulunduğumuz ülke koşullarında en çok ihtiyacımız olan kurumların başında bulunan Türk Silahlı kuvvetlerinin birçok kahraman subayına demediklerini bırakmadıkları sonrada aldatıldık dedikleri gelmektedir.

Peki, aynı yetkililer tecavüz olayının yaşandığı bilindiği halde “suçlu kimse cezasını çekecek” diyerek tüm insanlığımızdan utandığımız bu olayın üstüne şiddetli bir şekilde gidileceğini ifade etmek yerine neden olayı göğüslerinde yumuşatma yolunu seçiyorlar diye düşündüğümüzde cevabını yazının anlam ve önemine bırakıyorum. 

Son bir konu ki hepimizin malumu Amerika’da dolandırıcılıktan tutuklanan ünlü işadamı için, bir bakıyoruz ki, çekinmeden sıkılmadan “dolandırdıysa Amerika’yı dolandırdı” diyebilecek kadar ahlaktan mahrum bir medeniyete doğru yelken açıp gittiğimizi görüyoruz.

Hâlbuki ki, suçluysa cezasını çeksin değil ise Allah kurtarsın demek daha doğru, daha kolay ve daha insani değil mi?

Gelelim hutbede İmam’ın söylediklerine;

Allah Resulü (s.a.s), bir gün ashâbı ile otururken onlara, “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye sordu. Ashâbdan söz alan biri, “Müflis, malı mülkü olmayan kimsedir.” dedi. Bu cevap üzerine Efendimiz, asıl müflisi şöyle tarif etti ve onun ibretli akıbetini haber verdi: “Müflis, dünyadayken namazını kılmış, orucunu tutmuş, zekâtını vermiş olarak kıyamet günü Allah’ın huzuruna gelen fakat kimine sövmüş, kimine iftira etmiş, kiminin malını gasp etmiş, kimine hakaret etmiş, kiminin canına kast etmiş kişidir. Yapmış olduğu iyiliklerin sevabı, dünyada bir şekilde haklarını ihlal ettiği hak sahiplerine verilir. İşlemiş olduğu günahlara karşılık iyilikleri kifayet etmezse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak ona yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr ve Sıla, 59)

Rahmet Elçisi’nin dilinden dökülen bu kutlu söz, iman ve sorumluluk, iman ve amel, söz ve ahlak konusunda hassasiyet göstermeyen kişinin o büyük günde uğrayacağı hüsranı vurgulamaktadır. “

Evet, bugün birçoğumuz birileri tarafından “Müflisleştirilmek” istenmekteyiz.

1265 yıldan beri İslam’a hizmet etmiş olan milletimizin, inanç ve değerlerini el altından gizli gizli ancak bu sefer temelinden sarsmaya çalışanlar vardır.

İçler acısı olan şudur ki bu şer odakları bunları yaparken içimizdenmiş, bizden biriymiş gibi gözüken el aletlerini kullanmakta ve saf temiz Anadolu insanımızın kanına ahlaksızlık mikrobunu sinsince karıştırmaktadırlar.

Benden söylemesi bu mikrop bu kanda dolaşır ama tutmaz.

Mikrobun esiri olanlar zaten bizden değildir.

Hak ne zaman tecelli eder bilemeyiz ama bu millet şahit olduğu hiçbir zulmün hesabını Allah’ın izni ile sorumlusundan sormadan bırakmamıştır.

Tecavüzcülere, inkârcılara, iftiracılara, bölücülere, paraya tapanlara, duyurulur.

Hayalini kurduğumuz o güzel ülkenin içinde size asla yer olmayacaktır.

 

Bugün Muhsin Başkan’ın vefatının 7. Yılı, Allah ondan razı olsun. Nur içinde yatırsın.

Bizleri onunla karşılaştırsın. Mücadelesini verdiği Türk İslam Ülküsü davasında nice koç yiğitler peşinden gelmektedir. Hatta bugün bile dünyaya gelip aramıza katılanlar olmuştur. Allah onları hak yolundan ayrımasın.

Kalın sağlıcakla.