61reis54 @ gmail.com

Neredeyse her gün farklı bir felaket yaşıyoruz…
Ormanlarımız yanıyor…
Dünya yanıyor…
Bir gün kalkıyoruz, bir bölgede sel…
Bir gün kalkıyoruz toplu ölümlerin olduğu kazalar…
Bir gün katledilen bir kadın, anne haberi…
İşkence gören şiddet gören hayvanlar…
Cami avlusuna, çöp kenarına terkedilen bebekler…
Suratına tekme atılan engelli kardeşlerim…
Taciz tecavüz edilen çocuklar…
Dünyanın başına bela olan Korona…
Bu ve benzeri örnekleri daha çok arttırabiliriz.
Neden başımıza bu felaketler geliyor?
Neden huzur yok?
Neden her günümüz bir öncekinden kötü?
Neden..? Neden..? Neden..?
Nedeni çok basit sevgili dostlar. Tüm bu felaketlerin tek müsebbibi biziz.
Hoş görüden uzaklaşan bizler. İnsanlıktan uzaklaşan bizler.
“Kula bela gelmez hak yazmadıkça hak bela yazmaz kul azmadıkça” ne güzel bir atasözü değil mi?
Her şeyi anlatıyor. Azdık ki ne azdık...
Sadece kendimizi düşünür olduk, sadece kendimizi. İnsani duyguları kaybettik. Çevremizde olan bitene bakıp geçtik. Ne gariple gariplendik. Ne çaresize çare olma derdimiz oldu. Varsa yoksa daha lüks nasıl yaşarız, nasıl daha zengin oluruz derdine girdik.
Sevgilerimiz sahte, dostluklarımız yapmacık.
Komşu gelmesin diye bin takla attık. Yalandan iş uydurduk. Yalandan müsait olmadık. Hayatımız da yalana en büyük yeri verdik. Bir misafir gelince sevinçle kaç sefer, kaç kişiye kapımızı açtık.
Başkalarının çektiği sıkıntıları reklammışçasına izledik. Her şeyde olduğu gibi sahte üzüntüler gösterdik. Sonra her şeyi unutup günlük yaşantımıza devam ettik.
İşte; Türk’ün yüksek ahlakından uzaklaşmanın, İslamın güzel ahlakından uzaklaşmanın sonuçlarını yaşıyoruz. Ya kendimize çeki düzen veririz yada uzaktan seyrettiğimiz o felaketler kapımızı çalınca anlarız.
Yüce rabbim islama sancaktarlık yapmış bu necip milleti her türlü kötülüklerden korusun.
Sağ kalın güzel ahlaklı kalın