Şu dünyada kuşkusuz en kıskandığım varlıklardır kuşlar. Dertleri, tasaları yoktur çünkü. Hayalleri vardır kuşların. Kimi göklerde dalgalandırmak ister vücudunu ki görsünler heybetini. Kimi göklerin kralı olup büyük şeyler başarmak ister. “Kuşlar gibi hafiflemek” diye bir söz var ya işte benim de bu aralar en çok ona ihtiyacım var sanırım.

Kuşlar gibi… Nedir kuşlar gibi olmak? Sadece uçmakla sınırlandırmak çok zordur bu kavramı. ‘’Özgürlük’’ demektir kuşlar gibi olmak. Bir rotan, bir varış yönün olmaz mesela. İstediğin yeri evin yapabilirsin. Tabii gittiğin yerdeki zorluklara katlanabileceksen.

Kuşlar kendilerini öldürmek istediklerinde tüylerini yolarmış, onlara acı veren şeyleri koparır gibi. Ve böylelikle kendilerini cezalandırırlarmış. Aynı anılarından kurtulmak isteyen kadınların saçını kestirmesi gibi. Çünkü her varlık acı çeker, sadece bunu dışarıya yöneltme şekilleri farklıdır. Kimileri ağlayarak bitirir acısını, kimisi  gülerek. En çok da bunu olmamış gibi yapıp geçenler çeker acısını. Alışmıştır çünkü. Anlamıştır geçmeyeceğini, geçemeyeceğini. Bitmiştir belki de umudu, tükenmiştir. Hayatında başka insanlara yer yoktur çünkü kapasitesini yeterince doldurmuştur ve daha fazla canının yanmaması için çekilir kabuğuna. Uzak tutar insanları kendinden. Bırakır, parçaları soğusun. Zaten büyümek de böyle değil midir? Kendi kabuğunun içinde yavaş yavaş büyürsün. Sonra bir gün, tırtılın kelebeğe dönüşme vakti gelir. Ben ne kelebeğim ne de kuş.

Ama benim “Kanatlarım Var Ruhumda”. Uçar hayatın kalbine konarım.