Bu yazımda birkaç farklı konuya yorum getirerek sizlere aktarmak istedim.

Günümüzün bence Kovid’den daha tehlikeli hastalığı var. Televizyon dizileri. Bunları yazanlar, yapanlar ve yayınlayanların tek amacı olmalı. Toplumun psikolojisini bozmak ve bunu yaparken de para kazanmak.

Pazartesi Mahallede başlayan silahlı çatışma, aynı gece başka bir kanalda çocuklarını öldüren bir annenin dramı ile devam ediyor. Salı gecesi uluslararası mafya masasına oturuyoruz, Çarşamba akşamı bu dizileri komedi olarak izliyoruz. Perşembe akşamı Çukurova entrikalarını yaşıyoruz. Cuma akşamı hayali şirket kurup silah kaçakçılığı yapıyoruz. Bu arada kim kimin nesi onunda karmaşasını yaşıyoruz.

Başka bir kanalda İstanbul’un sokaklarında çatışıp kara paraları vakıf aracılığı ile aklıyoruz, birde kim kimin koynunda bir türlü çözemediğimiz sadakatsiz dizimiz var ki tam bir rezalet.

Pazar gecesi ise devletin de içinde olduğu organize suç örgütleri ile âlemi dizayn ediyoruz. Bu arada zarlar devamlı elimizde. Böyle bir sıralamada Kovid bize ne yapabilir ki? Beyin yıkama, yozlaştırma operasyonu tam gaz devam ederken RTÜK’te muhalif kanalları kapatmakla meşgul.

Toplumu dejenerasyona sürükleyen kanallar ile ilgilenmiyor. Birde hocamız var ki, evlere şenlik. Televizyonda TV’de Dini anlatıyor, sahibi olduğu Otelde içki satılıyor ve bu zat kendi ile ilgili olan haram kazancı Gazetelerden öğreniyor. Bize de haram ile helalin dersini vermeye uğraşıyorken kesesini dolduruyor. Ne diyelim. Durumumuz bu haddede, yorum sizlerin tabi ki.

Gelelim Kovid ve toplum ne durumda. Bu virüsü insanlara ceza yazarak, yasaklar koyarak önleme adımını çok etkili buluyorum. Ceza yaz, Kovid bulaşmasın. Sloganımızda bu. Ülke olarak böyle bir uygulama ile Tıpta devrim yaşıyoruz. Güvenlik güçlerimiz asli görevini bırakmış maske peşinde. HES kodu peşinde, halk ile kolluk güçleri köşe kapmaca oynuyor. Kovid’de bu kavgadan korkup kaçar diye bekliyoruz. Garip ama durum bu. Hiçbir yetkili sosyal proje üretmiyor. TV’de 5 dakikalık kamu spotu, hepsi bu. Birde sayın Bakan çırpınıp duruyor. Oda ölüm sayılarını vererek başka bir yoldan korkutmayı yol olarak seçmiş. Tecrübelerime dayanarak net olarak yazıyorum. Her makam ve mevki sahibi kendi o makamda görünce halka ve kişilere itibar etmiyor, dinlemiyor ve tek yol olarak savunmalarını inkar yolu ile yapıyor. Kendilerine iletilen her konuda inkarı ikna yolu olarak kullanmayı tercih ediyor.  Ama şunu bilmiyorlar. Makama tesadüfen gelenler, makamı işgal eder. Torpille gelenler makamı kullanır. Hak ederek gelenler o makama kendilerini taşıyan insanların sesine kulak verir ve hizmet eder. Kuralda budur.

Buradan bir iki sosyal proje açıklamak istiyorum. Unutmadan birde şunu belirteyim, sosyal projelerden nemalanma olmaz. Belki de onun için bu işleri yapmıyor olabilirler. Ama olsun ben yine de yazayım, belki feyz alan bir yetkili gündeme alır bizde katkımızı sunmuş oluruz bedelsiz olarak.

İlçemiz Diyanet görevlileri ve Öğretmenlerimiz Belediyenin desteği ile halkı Kovid-19 hakkında bilgilendirerek maske dağıtabilir. Sabah işe gidiş saatlerinde, akşam iş dönüşü saatlerinde ve arta kalan zamanda halkın içinde olarak. Belli bir program içerisinde bunu yapabilirler ve böyle bir projenin tüm ülkeye örnek olabileceği duruma getirebilirler.

Şimdi ya nasıl olacak diye eleştirenler olabilir. Tek tek programı yaparız ve uygulamaya sunarız, burada bire tek sorun var, bence en büyük sorun. Bu işten kimse para kazanamaz, bu proje insan kazanma projesi olur burası çok önemli.

Şimdi demem o ki; bu dizileri yazanlar, yapanlar ve yaptıranların tek hedefi, ülkemizde ahlaki dejenerasyona yol açmak, toplumun fabrika ayarları ile oynamak ve aynı zihniyet baskı ve korku yaratarak KOVİD-19’u kullanarak korku ile halkı farklı mecralarda kontrol altında tutmak olduğu kanaatindeyim.

Bunların amaçları da yaratacakları yeni neslin geçmiş ile bağlarını kopararak onlara kendi hazırladıkları senaryoyu, geçmişleri gibi empoze etmek ve robot nesil yetiştirmek. Bu hastalık senaryosunun tek amacı, planladıkları gelecek için TV, İnternet ve sosyal medya üzerinden tüm güçlerini kullanarak başarıya ulaşmak.

Çalışmaları ve başarılı olmaları için yaşamın içerisinde bulunan tüm enstrümanları kullanıyorlar. Bunlar kim mi diyorsunuz. Etrafınıza bakın çok uzakta değiller. Televizyon ve İnternet üzerinden zaten evlerimize girdiler. Büyük tehlike ile iç içe yaşıyoruz. Buda Türk aileleri için, örf, adet ve geleneklerine bağlı aile yapısı için çok büyük bir tehlike olduğu kanaatindeyim. Sizlerden rica ediyorum. Dikkatli olalım. Uzaklaşarak, koparak manevi değerlerimizden koparılmak oyunlarına düşerek sadece yok oluruz. Bu hastalığı Ölüm silahı diye anlatanlar toplum adına hiçbir adım atmıyor. Sadece planın uygulanmasında onlara verilen rollerini oynuyorlar.

Belki de yazıyı okuduktan sonra bir kısmınız kızdınız, bir kısmınız acaba da kaldınız, bir kısmınızda hak verdiniz. Ama unutmayın şairin dediği gibi “Hayat bir gündür oda Bugündür”