Bildiğimiz gibi dünya yaklaşık 5 aydır, ülkemiz ise yaklaşık 2 aydır korona virüs ile mücadele etmekte.

İlk korona virüsün ülkemizde görüldüğü tarih olan 10 mart 2020 tarihinden itibaren hızla bazı kararlar alındı.

İlk olarak, insanların bir araya gelmesinin sakıncalı olacağı düşünülen noktalar belirlenerek, bu bir araya gelmelerin sonlandırılması üzerine eylem planı hazırlandı. Alış-veriş merkezleri, kuaförler, okullar vs ilk akla gelen yerlerdi. Ardından konser, tiyatro gibi sanatsal etkinlikler durduruldu.

Pandemi bakış açısıyla düşündüğümüz zaman, sanatsal etkinlikler ile alış-veriş aynı dosyada değerlendirilebilir. Ancak alış-veriş ile sanatın ayrıldığı nokta, sanatın ruhu beslemek için yapılmasıdır.

Şimdiye kadar yazılanlardan gördüğümüz kadarıyla, insanların günlük ihtiyaçları üzerinden çözümler üretilmeye çalışılıyor. Ancak şehirde sanatsal faaliyetleri hem aktif katılımcı hem de seyirci/dinleyici olarak takip eden büyük de bir kitle var.

Bu insanlar için bu tür etkinlikler, “hava gibi su gibi” olarak tanımlanır.

Tabii ki şu günlerde bu ihtiyaçların karşılanması için sahneler açılsın diye bir önerimiz olamaz. Ancak işin bu kısmının da bir eksiklik oluşturduğunun bilinmesi ve konuşulmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz. Öncelikli olan insan sağlığıdır. Ancak unutulmamalıdır ki sanat da insan ruhu için bir ihtiyaçtır ve bu ihtiyacın karşılanamaması durumunda toplumda ruhsal anlamda da bazı sorunların ortaya çıkması doğal ve muhtemeldir. Yapılacak normalleşme eylem planlarında, alışveriş merkezlerinin açılması, kuaför salonlarının açılması ile sanatsal etkinliklere katılım şekillerinin de planlara dâhil edilmesini önemsiyoruz.

Sağlıklı ve sanatla dolu günlerde buluşabilmek ümidiyle…