Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

Tarih 8 Aralık 2004 Antalya Serik’teyiz.

Fotoğraf karesinde iktidar partisi temsilcileri, Avrupa Birliği temsilcileri..

Arka fonda Cami, Kilise, Havra aman ne muhteşem bir manzara..

Unutmadan söyleyelim büyük ihtimal araya serpiştirilmiş bir sürü “dinler arası diyolog” temsilcileri.

Muhtemelen çoğu bugün FETÖ örgütüne üyelikten ya alındı ya alınacak.

Sanırsınız Fatih İstanbul’u tamda o an feth etti ve gayrimüslimlere ithafen yayınladığı bildiri ilk defa o anda okunacak.

''Hiç kimse ne bu adı geçen insanları ne de onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesin. İmparatorluğumda vakur içinde yaşasınlar.”

Bu cümlelerle başlayan bildiriyi inceledim baktım ama Fatih Sultan’ın kilise yaptıralım, yanına havra dikelim diye bir açıklaması yoktu.

Ey iman edenler!

Eğer Kitab verilen (Hristiyan ve Yahudi)lerden herhangi bir gruba uyarsanız (onların İslâm’a aykırı hallerini ve yaşayış şekillerini, plan ve programlarını benimseyip kendinizi onlara benzeme ve beğendirme tavrına ve yarışına girerseniz, iyi bilin ki onlar), sizi (ve neslinizi) imanınızdan (ve mânevî değerlerinizden koparıp, birbirinize hasım yapar) sonra küfre/kâfirliğe döndürürler. (Al-i İmran 100)

Bu ayeti bilen Fatih’in böyle bir şeye müsaade etmesi mümkün müydü? Elbette değildi.

Osmanlı devleti İslam’ın temel ilkelerinden olan “benim dinim bana senin dinin sana” ifadesini tam anlamıyla uygulamış, başka dinleri yok etme çabasına girmediği gibi kilisenin yanına en güzel camileri yaptırarak, zulüm ve şiddet batağında olan Avrupa’da yaşayanlara adalet, özgürlük ve ferahlık vermiştir. Hal böyle olunca birçok Avrupalı İslam’ı kendiliğinden kabul etmiştir. Yani öyle bahçe, tarla, diyalog falan yok idi Allah’ın rızasını göz etmek, İslam’ı yaşamak, Mümin gibi davranmak ve örnek olup kalplere İslam’ı sevdirmek var idi. Yani Osmanlı’nın hoşgörüsü monolog idi. Allah’ın müsaade ettiği kulları bu monologdan faydalanıp Müslüman oluyorlardı.

 

Gelelim AKP ile ne zaman çatıştılar sorusunun cevabına.

Kamuoyunun bildiği 2012 Şubat ayında MİT müsteşarı Hakan Fidan ile ilgili yaşanan krizden sonra ters düştüler. Fakat öncesi de vardı, 2010 yılından sonra paralel yapının vesayeti altına girdiğini hisseden iktidar buna engel olmaya çalıştı ve okuyup gördüklerimiz kadarıyla bunları engellemek içinde polis veya askerle değil MİT ile çalışmayı tercih etti. Bu durumda MİT bu yapının baş düşmanı oldu ve “SAMAN”ın hem altından hem üstünden MİT’i ele geçirmeye çalıştılar.

Üstünden ele geçirme işini başaramadıkları için Hakan Fidan krizi yaşandı. Hükümet Hakan Fidan’ın yerine onların istediği birini atamadı. Fakat 15 Temmuzdan sonra Efkan Ala’nın yaptığı o itiraf gibi açıklamada öğrendik ki “SAMAN” altından yürüttükleri işlerde başarı sağlamışlar, 7000 personelin 6000 üzeri bu yapıya tabi imiş.

Neyse buradaki zafiyetlere girmeyeceğim benim asıl konum “DİNLER ARASI DİYOLOG”.

 

Arkadaş tamam anladık bu adamlar çok iyi kriptocuydu, bir şekilde toplumun en sade kesiminden devletin en üst kademesine kadar kandırmayı başardılar. Fakat bu dinler bahçesinde hiç mi yukarıda belirttiğim ayeti bilen bir Müslüman yok idi.

15 Temmuz gecesi ve sonrası Camilerimizde sesleri kısılıncaya kadar sela okuyan insanlarımızı tehlikeye karşı uyandıran hocalarımızdan hiç biri 2004 yılı 8 Aralık günü oluşan o kareyi görünce elinde Kuran çıkıp ne yapıyorsunuz diye neden söylemedi?

Bunlar “Hak din İslam’dır” ifadesini hutbelerden çıkardılar, “La ilahe İllallah” diyorlar gerisini söylemiyorlar diyen iktidar sahiplerimiz neden o zaman bunları yapanlara “hadi oradan hadi oradan” diyemediniz..

Kriptoya kanabilirsiniz, hizmet ediyorlardı, Türkçeyi dünyaya tanıtıyorlardı falan diye kendinizi aklamaya çalışıp vicdanınızı rahatlatabilirsiniz, kim bilir belki vatandaşlarımızda masumiyetinize inanabilir, ancak bu dinler bahçesine ses çıkarmadığınız için, ses çıkaran kesimleri lanetlediğiniz için o zaman öyle bu zaman böyle dediğiniz için bence bir tövbe etmeniz Allah’tan af dilemeniz gereklidir.

Paralelcilerin okuluna gitmiş mi?

O bankada hesap açmış mı?

Sendikalarına üye olmuş mu?

By Lock kullanıyor muymuş?

 

Sorularını çok sık sorduğumuz günlerde,

Dinler arası diyalog zırvasına ses çıkardık mı?

Dinler bahçesine itiraz ettik mi?

Bunları fark edemeyip çocuklarımızı bu okullara göndermeye devam ettik mi?

Sorularını sorup cevabı yukarıda ki ayete ve başka benzer ayetlere uymayanların aynı affı dilemeleri ve tekrar benzer tuzaklara düşmemeleri umuduyla..

Kalın sağlıcakla.

Unutmadan şunu da söyleyeyim, eksiğimiz vardır elbet Allah affetsin gidermeyi nasip etsin, ancak biz bu olanların hepsine olduğu an itiraz ettik, ama düzeni tersine çeviremedik.

Ne diyelim bu da bizim bir gün tereddüt etmeden ileri atılıp diyetini ödeyeceğimiz, şanlı ecdadımıza karşı kusurumuz olsun.