Evet...
Kabul ediyorum ben,eski kafalıyım. 
Eski denilen geçmişi ve yaşadıklarımı hala hatırlarım ve hala anlatırım. 

Çünkü  ben; sizlerin  eski dedigi benim için hiç eskimeyen ve yaşadıkça yenilenen her zamanımı büyüklerimle dolu dolu yaşadım. Yaşadıklarımdan da hep bir ders aldım. 
Yanlışlarim da ve hatalarım da olsa...

Şimdi düşündüğümde ise o zaman insanlık varmış diyorum kendime.
Neden mi?
Ben buyuklerimden;

Evde pişen yemeğin kokusu komşuya gider diye bir tas da olsa götürülmesini,

Kıt kanaat geçindıgi halde,kötü günler için biriktirdiği ve yastık altina sakladığı birikiminı ihtiyacı olanla paylaşılmasını, 

Tabağa yağlı ekmek,domates,zeytin, Allah cc. ne verdiyse koyup,sohbet edilmesini,derdi olanın derdinin dinlenip nasihat edilmesini,

İşi olana yardım edilmesini, 
Gösterişin ayıp olduğunu, 
Kötü sözün,yalanın, dalavere yapmanın çok çok çok günah ve Allah cc tan korkmayı öğrendim. 

Benim büyüklerimin evinde dış kapılar kapatılmaz,bir tül perde asılırdi. " Hu" diyen girerdi içeri...

Ramazan ayı yaklaşınca bahcemizde toplanırdi mahallenin kadınları. 
Yufkalar,siloriler yapılırdı güle oynaya...
İşler bitince gozlemeler pisirilir,kimi evinden peynir,kimi zeytin,kimi acika getirir,çaylar demlenir hep beraber yenir içilirdi.

Bayram gelmeden yine bahçemizde kurulurdu sofralar...
Bayram tatlıları açılırdı tepsi tepsi...

Elbiseler yamanirdi,
"Eski olsun temiz olsun, yırtık olmasın yamalı olsun." 
"Yan bahçede inek kesilse eve gelip söyleme. "
"Evine yeni eşya alırsan ya gece karanlıkta getir,ya sabah erkenden getir.Kimse bilmesin,kimse görmesin.Ayıp. " 
"Yolun karşısına geçmeden yukarıdan gelene bekle, yol ver."
"Ayakkabının topuklarını vura vura yürüme, başını sağa sola çevirip gezme,bağırarak konuşma " derdi büyüklerimiz.

Daha yazsam sayfalar almaz. 

Şimdi ben bunların hiçbirini görmüyorum,görmediğim gibi yapmaya çalışsam da bana gülüyorlar. 

Aslında ben onlarin yaşayamadıklarına gülüyorum...

Neyse,

Bizler kaybettiklerimize üzülürüz. 
Evimizi,arabamızı , eşyalarımızi, kıyafetlerimizi ve bizler için önemi büyük olan paramızı...

Üzülür müyüz? 

Bunları kaybedince üzülürüz hatta yıkılır, perişan oluruz değil mi?

Peki bunlar, bizlerin hayatından vazgeçilmezı ve olmazsa olmazı mıdır? 

Düşündünüz mü? 

Benim için değil vallahi...
İster inanın  ister inanmayın...

Gözümüzü ve yüreğimizi insanlığa o kadar kapatmışiz  ki; kendimizden başka bir şey düşünemiyoruz.

Düşünenlerı de gördüğümüzde onları "enayi,saf,salak" yerine koyuyoruz.
Zaten yaşadıklarımdan benim gördüğüm, 
İyiliğin adini enayilik,saflık, 
doğruluğun adini da salaklık olmuş. 

Böyle düşünenlere göre ben,ne enayilik ten ve safliktan ne de salaklıktan vazgeçemem. 

Çünkü, iyilik yapmayı, paylaşmayı çok seviyorum. 
Çünkü, Hakk cc. yolu olan dogruluktan ayrılmaktan çok korkuyorum. 

Aslında eskiden yaşadıklarım,  büyüklerimizin yaşadıkları ve yaşattıkları , onların anlattıkları ve hayatın içinde öğrettikleri ne muhteşem degerlermis...
Bunların üstünde hicbir şeyi değerli gorememeliyiz,
bunların üstüne hiçbir şeyi koyamamaliyiz ki; bugün kaybolan insanlığımızı bulabilelim.

Bundan sonra da,
Kayıp giden insanlığımızın karşısında, 
Herşeye rağmen herkese rağmen kazanalım.

Allah a emanet olun...