Edebiyat-Kültür- Sanat
Hendek İnşaat Tadilat

       Bizimle misiniz çocuklar? En son ne zaman ve ne için hüzünlendiniz? Hazan mevsimi sizler için ne ifade eder? Sahi, ezberinizde kaç şiir var? "Melâli anlamayan nesle âşina değiliz." diyen Ahmet Haşim'i tanır mısınız? "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik." diyen şairin adını biliyor musunuz? "Şiir Sokakta" derken hangi şairleri yok hükmünde saydınız? Hem, şiiri niye sokağa attınız?

     Nineniz sizlere masallar okudu mu? Dedenizden Battal-nâmeler dinlediniz mi? Elinize aldığınız kitapların büyülü sayfalarında neler keşfettiniz? Muhayyileniz, tefekkür ufkunuz bereketlendi mi? Başka soru: Elinize en son ne zaman kitap aldınız? Daha başka bir soru, mürekkebin akmadığı yerlerde kan aktığını görmüyor musunuz? Okumanın eziyet değil meziyet olduğunu ne zaman kavrayacaksınız?

     Tarihe neden ilginiz yok? Çanakkale'de çarpışan mermiler kadar imkansız mı geçmişe merak duymanız? Malazgirt, nerenin ilçesi veya Sarıkamış hanginizin çilesi? Kimdir Pîri Reis, kimdir Matrakçı Nasuh, kimdir Kâtip Çelebi? Hadi onlar geçmişte kaldı, geçmişi önünüze seren Halil İnalcık'tan bir kere faydalanmanız oldu mu? İlber Ortaylı'yı sadece "caps"leri ile mi tanıyacaksınız hep?

    Duvarında bisiklet asılı "cafe"lerinizde "cappucino"larınızı yudumlarken şehrinizin güzelliklerini keşfe de çıkıyor musunuz? Kimler yaşamış, hangi değerler filizlenmiş mahallelerinizde bilginiz var mı? Hepsini geçtim, yaşadığınız şehrin ismi nereden geliyor?

    Naim Süleymanoğlu, Kenan Sofuoğlu, Aziz Sancar kim? Hangi "gösteriş pompalayan" diziyi izlerken bu isimleri es geçtiniz? Sizce Naim Süleymanoğlu nice ağırılıklar altında ülkenizi temsil ederken aklında çektireceği "selfi"ler mi vardı?Kenan Soğfuoğlu nice dünya birinciliklerini elde etmek için gerçek hayatında "Şahin" mi yanlıyordu dersiniz? Aziz Sancar, siz sigaranızı tüttürdükçe mi kansere çare bulacak? Cengiz Aytmatov'un bir romanında geçen "mankurtlaşmak" sözcüğünün anlamına baktınız mı hiç? Veya, en son sözlüğe ne zaman baktınız? Şapka(düzeltme işareti) kalktı mı diye sormaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?

    Üç ekran(TV,Bilgisayar,Telefon), sizi esir aldı alalı muhabbeti neden bıraktınız? Sosyal ağların reklam kokan kişilerini "like"lamaktan başka yapılacak bir şey yok mu o cihazlarla? Bir gün telefonunuz kaybolsa nefes alabilir misiniz?

    "Boşe geçmiş ömre yaşam denir mi?" diyen Barış Abinizi, Aleyna Tilki için mi bıraktınız. Acun'un yarışmaları için mi sokaklarda "körebe, saklambaç"lar tarihe karıştırdınız? Hangi sanata meylettiniz? Müzik? Resim? Tiyatro?.. Siz hiç saz çalmak istediniz mi? Ya da ney üflemek... Bu arada ezanı kim besteledi sizce?

     Biliyorum, gene bir şiir diyecek, gene erineceksiniz.

     Türklüğün soylu davası,

     İslâmın ince mânâsı için...

    Adını sanını duymadığınız, dizilerin popülerleştirmediği, sanal ağların ilgi alanına girmeyen bir şiir ve şaire; Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'na kulak verin!

Uyan Ey Türkoğlu! 

Er meydanlarından çekilir oldun 
Çorak iklimlere ekilir oldun 
Eğilmek bilmezdin bükülür oldun... 
Sürer mi bu gaflet; daha kaç sene? 
Uyan ey Türk uyan! Uyumak nene?

Boşaldın boşaldın.. Dolabilmedin, 
Gidişin o gidiş.. Gelebilmedin... 
Döktüğün kanları alabilmedin... 
Şah damarlarına yapışan kene 
Sömürür mü seni; daha kaç sene? 

Bakın şu Oğuz'un torunlarına; 
Kara taş bağlamış karınlarına! 
Umutsuz gözlerle yarınlarına 
Bakarlar mı dersin; daha kaç sene? 
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene!

Eski sandıklarda harsın, tören ey! 
Hain, çaşıt dolu; yanın, yören ey! 
Bağlı tutsak sanır seni gören ey! 
Bu böyle sürer mi; daha kaç sene? 
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Bak ne der Oğuz Han, Alparslan, Tuğrul: 
Ey Bozkurtlar soyu! Yerinden doğrul! 
Silkin! ... Öz mâyanla yeniden yoğrul! 
İnsanlığı nûra kavuştur yine 
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Acunda ne varsa kurudan, yaştan 
Al Dede Korkut'tan, Hacı Bektaş'tan 
Malazgirt ufkuna doğ yeni baştan... 
Dilerim Tanrı'dan bu devran döne, 
Uyan ey Türk! ... Uyan! Uyumak nene?

Seni aldatmasın 'Batı' denilen, 
Onun mayasıdır 'katı' denilen, 
Onun iç yüzüdür 'kötü' denilen... 
Odur özsuyunu sömüren kene! 

Sen uyan; onu da düşün! 
Kaç parçaya bölmüşler seni? 
Sonsuz bir sahraya salmışlar seni... 
Kanadını kırıp yolmuşlar seni.. 
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne! 
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Yıkıldın, yakıldın: 'devrim' dediler, 
Soysuzlaştırıldın 'evrim' dediler, 
Bozkurta it, ite 'yavrum' dediler.. 
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne! 
Uyan ey! ... Kendine dönmeyi dene.

Türk Bilge Kağan der 'İşitin beni! 
Benim çağlar aşan, benim en yeni. 
Ey Türk! Bir gün gaflet basarsa seni 
Gönül ver, kulak tut bendeki üne, 
Uyan Ey! Kendine dönmeyi dene! '

'Üstten gök basmayıp yer çökmeyince 
Hainler türeyip bel bükmeyince 
Seni gafil bulup kan dökmeyince 
Türk'ün bir düşmanı çıksa da bine 
İlini, töreni bozamaz yine! '

Köklerinden koptu okumuşların, 
Batıyı put yaptı okumuşların, 
Yaptığına taptı okumuşların... 
Ey Türk! Kendine dön! Yad, yaban nene 
Kalk, doğrul yerinden, yürü geç öne!

Dinle! Dövülmekte... Çağrı kösleri, 
Dinle! Yakındadır... Ayak sesleri, 
Bozkurtların sıcak, hür nefesleri 
Ufkunu doğudan sarsın da yine 
Kalk! Doğrul yerinden! Yürü, geç öne!

Sen, Oğuz Ata'nın has milleti, sen! 
Sen, son Peygamberin has ümmeti, sen! 
O seni boğmadan, boğ zilleti sen! ... 
Uyan! Ey Türk oğlu! Uyumak nene? 
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!

Medet ummaya gör kızıl surattan, 
Seni mahrum koyar aşktan, muraddan, 
Çağla Sakarya'dan, kükre Fırat'tan.. 
Kara, kızıl, sarı.. Sür, topla yine; 
Bunlardır özünü sömüren kene!

Destanlar yazılır, şanına lâyık, 
Yine de erişmez ününe lâyık, 
Olursan soyuna, dinine lâyık... 
Geçer bu gafletin; sürmez çok sene, 
Uyan ey Türk oğlu! Uyumak nene?