Vatan, Millet, Sakarya, Hendek

TSK ikinci kez sınırı geçti, El-Bab’tan sonra şuan İdlib’te…

Türk milletinin varlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya yemin etmiş Mehmetçik, ABD güdümünde ki terörist gurupların Kobani’de olduğu gibi İdlib bölgesine de yerleşmemesi için sınır ötesinde.

İdlib önemli çünkü PKK/PYD’nin koridoru tamamlayıp Akdeniz’e açılmasına engel teşkil edecek bir nokta. Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanana kadar Türk askerinin orada olması şarttır.

Tabi dünyaca ünlü müttefikimiz ABD bu konudan rahatsız ve çok gecikmeden vize başvurularını askıya alma kararı ile bunu bize göstermiştir.

Bizde anladık ki doğru yoldayız ve bağırdık yüreğimizle TAM YOL İLERİ!

Tabi hemen nereden yayıldığı belli olan bir takım basınımız mensupları, ülkemizin hamlelerinin içini boşaltma çabasına peşi sıra giriverdiler.

Mevzu bunlarla da kalmıyor maalesef, kendi içimizde sapla samanı hatta onların yanına ineği koysak ayırt edemeyecek seviyede gözleri kararmış, devletin bekası ile iktidar partisi düşmanlığını birbirine karıştıran bir takım kişiler bunlardan duydukları ile etrafa ihanet saçıyorlar.

Birde zamanında Beyoğlu’nun arka büyük caddesinde kiralık daireler arayanların torunları muhtemelen kendilerine yine aynı güzergâhta ön pencerelerden yer bakıyorlar.

Diyeceksiniz ki Beyoğlu caddeleri ile bu konunun ne alakası var.

Anlatayım…

Tarih 13 Ağustos 1915.

Çanakkale savaşında 5. Ordu komutanı olarak görev yapan Limon Von Sanders Paşa ilk çıkarma teşebbüslerini başarı ile püskürttükten sonra, cephede kulaktan kulağa yayılan “İngilizlerin büyük bir harekat için hazırlık yaptıkları” haberini destekleyen bir mektup alır.

İstanbul’da görev yapan yine başka bir Alman silah arkadaşından gelen mektupta;

Yeni düşman harekâtının başarılı olmasının kesinlikle beklendiğini ve İngiliz askerlerinin geçişini seyretmek için Beyoğlu’ndaki büyük caddede şimdiden pencerelerin kiralandığını hatta İngiliz Sefaretinin düzenlenip yatak çarşaflarının yenilendiği” yazmaktadır.

Aslında o zaman Çanakkale savaşlarının kazanılması ile geçersiz olan bu istihbarat, Mondros ve Sevr anlaşmalarından sonra haklı çıkmıştır. İngiliz askerleri Beyoğlu arkasındaki Büyük Cadde’de geçit töreni düzenlemiş, o zamanın kiracıları ise onlar coşku ile selamlamıştır.

Burada bahsi geçen büyük cadde çok şükür ki İstiklal Harbi’nin kazanılması ile, adeta o günün şahidi olanların yüreklerini bir nebze rahatlatmak adına “İstiklal Caddesi” olarak adlandırılmıştır.

Bugün bir kısmı zaruri birçoğu yanlış iktidar politikalarına rağmen, Türk devleti, devlet içinde FETÖ ile Güneydoğu’da PKK ile Kerkük’te Barzani denen peşmerge başı ile Suriye’de PYD denen taşeron terör örgütü ile uğraşırken yine bakıyoruz ki İstiklal Caddesinde kiralar artıyor.

Ama bu sefer sadece işgal yıllarında ki gibi bir geçit töreni umanların taleplerinden değil…

Doların da artışından.

Malum orada herkes mülkünü dolar üzerinden kiralıyor.

Bu acı latifeden sonra şunu söylemek isterim ki;

İçimizde ki Türk düşmanları Türk milletinin yedi düveli söküp topraklarından attığına şahitlik ettikleri için böyle bir geçişe asla müsaade edilmeyeceğini öğrenmiş olmalıdırlar. Boşuna yer bakmasınlar.

Şimdi dışımızdaki düşmanlara sınırlar boylarımızdan, ecdat yadigârı gönül coğrafyamızdan, hayalini kurduğumuz Turan topraklarımızdan geçemeyeceklerini göstermenin zamanıdır.

Bu uğurda Güneydoğu’da, El-Bab’da, İdlib’de şehit olmuş ve yarın Musul’da Kerkük’te şehit olacak kahramanlarımızın resimlerinin  İstiklal Caddesi sokaklarına asılması belki de bu harekâtın en can alıcı hamlesi olacaktır.

Allah Türk milletinin, devletimizin ve devlet adamlarımızın yardımcısı olsun.