Öncelikle belirtiyim yazdığım her yazı güncel hayatın içinden ve yaşanmışlıklardan. Belki bazı okuyucular siyasetten yorumluyor. Ama unutulmasın ki yazdığım her şeyin ve uyarılarımın tamamı güzellikler olması adına işim gereği çok geziyorum. Bu seyahatim İstanbul’a oldu. Sohbetlerim ve ziyaretlerim de şahit olduklarıma çok kızdım ve esefle karşıladım. Bunu da sizler ile paylaşmak istedim.

Ziyaret ettiğim yerlerde hemen hepsinde aynı uygulama ile karşılaştım.

Şaşırdım. Hani derler ya şeytanın aklına gelmez diye, inanın şeytanın aklına gelmez emin olun. Bu ülkede şahit olunan hırsızlıklara, yolsuzluklara kızarken birde onlar yapıyor, bende yaparım diyen bir kitle oluşmuş. Daha öncede geçmişte çaldılar, bizimkilerde çalsın ne olacak diyenler ile çok karşılaştım. İnanın İhanetin Siyasi değil, insani olduğuna emin oldum. İnsanın hangi siyasi partide, hangi kurumda, yada hangi dinde olması önemli değil, hain insan haindir. Bunu kimse ölçülendirmesin.. Yeni moda hırsızlıktan bahsedeyim biraz..

Bazı İşverenler, Devletin işsizliği önlemek ve mağduriyetlerin önüne geçmek adına çıkardığı kanunu tamda devleti soyma adına kullanıyor.

Nasıl mı Oluyor?

Anlatayım: İşveren İşçisini Ücretsiz izne çıkarıyor ve bunu her ay bildiriyor. Tabi bu arada SSK ödemesi yapmıyor ve Devlet bu işçiye belli bir miktar ödeme yapıyor.

İşverende bu işçiyi aslında kağıt üzerinde izne çıkarıyor. İşçiyi çalıştırıyor, aradaki farkı elden ödüyor. Çalışan ne yapsın kime gitsin. Şikayet etse işinden olacak. Oda mecbur bu duruma sesiz kalıp işverenin dediğini yapmak zorunda kalıyor ve bu soygun devam ediyor. Kimsede bunu ne denetliyor ne kontrol ediyor.

Gelelim bu durum neden engellenemiyor. Çünkü Devletin memuru bu anlamda iş göremez duruma getirildi. Sadece cezayı vatandaşa yazarak yasaklar ile pandemiyi atlatacağını düşünen ve bunu da paraya çeviren bir düşünce şuan bu süreci yönetiyor. Oysa bir vatandaş olarak bir kaç çözümü yazılarımda kaleme aldım. Tabi yerelde yazdığımız için belki de ulaşamıyoruz

Hep yazdım devletin polisini bu süreçte evrakçı gibi. Sadece halk ile karşı karşıya getirip ceza yazdırarak çalıştırma fikride kimden çıktıysa yazık ettiniz bu arkadaşların mesaisine

Son yaşanan damat olayında gördük ki Sayın Cumhurbaşkanına Danışmanlık yapanlar kendilerine doğru bilgi aktarmıyor. Sadece makamlarını ve rahatlarını bozmamak için sarayda şirinlik yapıyorlar. Kimsede çıkıp bunlara gerçekleri anlatın demiyor. Son Olayda da sayın İçişleri Bakanı olayı söylemese vahamiyetin boyutları çözülemez duruma gelecekti.

Bu danışmanlar her yerde aynı kime danışmanlık yapıyorlarsa sadece paralarını almak ve rahatlarını bozmamak için padişahım çok yaşa senfonisini söylüyorlar. Hatta hiç bir faydası olmadan sadece para alanları biliyoruz. Birde danışmanlık yaptığı kuruma fatura karşılığı iş yapıyor. Tabi bunların geldikleri yerde devleti soymak mubah eğitimini almışlar. Tabi buna göz yumanlarda onlar kadar zan altında.

Bu tür olayları yazmakla bitmez.

Demem o ki:

İhanet, Hainlik İnsanın kendinde.. Bu vatanı bize Emanet Eden GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’e Ve Silah arkadaşlarına bir kez daha teşekkür ediyor ve minnetle anıyorum.

Nasıl bir vatan bıraktınız ki bu kadar hain, şerefsiz, hırsız, cibilliyetsiz varken bile bu güzelim Vatanı yıkamıyorlar.

Hainlik, İhanet, Vatan Sevgisi, minnet duygularının tamamen insanın kendisi ile alakalı olduğunu düşünüyorum.

Çünkü makamı eline geçiren herkes önce para, sonra para, sonra yine parayı servete nasıl dönüştürürüm hesabıyla, vatanmış, milletmiş umurunda olmuyor

Bizde seninkimi çok zengin oldu, benimkimi diyerek alkışlar ile peşlerinden koşuyoruz..

Şimdi Soruyorum Kim Daha  Çok İhanet Ediyor????

Saygılarımla